Çocuğun yaşamasını sağlamak iki yönde olur; bunlardan birincisi, çocuğun yaşamı ve büyümesi için gerekli olan bakım ve sorumluluktur. İkincisiyse korumadan çok daha ötelere gider. Bu, çocuğa yaşam sevgisi aşılayacak, ona "yaşamak güzel", "küçük bir çocuk olmak ne iyi" dedirtecek bir tutumdur. Anne sevgisinin bu iki yönü İncil'deki yaradılış öyküsünde çok özlü olarak anlatılmıştır. Tanrı dünyayı ve insanları yaratır. Bu, varlığa gösterilen ilk ilgi, onun en yakın bakımıdır. Ama Tanrı bu en küçük gereksinmenin ötesine geçer. Doğanın -ve insanların- yaratılmasından sonra, Tanrı her günün sonunda "iyi oldu" der. Bu ikinci adımda anne sevgisi de çocuğa "dünyaya gelmek iyiymiş" dedirtir; çocuğa yalnız yaşama isteği değil, yaşama sevinci de aşılar. Aynı fikrin İncil'de başka bir simgeyle anlatıldığını görürüz: Söz verilen toprak (toprak her zaman anneyi gösterir) süt ve balın aktığı bir yer olarak tanımlanır. Süt, sevginin ilk yönünün, ilgi ve bakımın simgesidir. Bal, yaşamın tatlılığını, yaşama sevincini, yaşamanın verdiği mutluluğu gösterir. Annelerin çoğu süt verirler, ama pek azı bal katabilir buna. Bal verebilmek için o kişinin yalnız "iyi bir anne" olmakla kalmaması, mutlu bir insan da olması gerekir.