Halil Cibran okudum bu gece. İnsana dair çıkarımları zamanı biraz fazla tüketmeme sebep oldu. İnsan üzerine düşündüm. Sonra ben tüm bu çıkarımların mükemmelliğine inanmışken “Tüm olan biteni, -insanı- tüm lanet olasılığıyla nasıl anlatabilirim?” dedim. Sahi, insan anlamadığı bir şeyi nasıl anlatabilir?
“Sonra Tanrı öfke fırınından yakıcı ateşi, cehalet çölünden dağlayıcı rüzgarı, bencillik sahilinden kesici kumları, asırların ayak altlarından kaba toprağı alıp karıştırarak ‘insan’ı şekillendirdi.” diyor Cibran. Kederin bolca bulunduğu fakat umudun yitirildiği bir dünyada insan, arzusunu tatmin ettiği anlara tapan anlamsız bir güce sahip. Acaba var olmasa mıydık?