• Her şey sığdırdın da eve…

    ....Sık sık uğrarım demiştin. Tam 8 ay olmuş uğramayalı. İşlerin yoğunmuş, zamanın yokmuş. Torunlarım da sormuyorlar demek. Yeni eve taşınmışsın aldım haberini. Arkadaşın Zehra söyledi. Vefalı kızdır, arada geliyor sağ olsun. Annesi de babası da yanında vefat etmiş. Hiç bırakmamış bir yere, yanından ayırmamış. İmrenmedim desem yalan söylerim… “Evi çok büyük” dedi. Kocaman odaları, geniş bir balkonu varmış evinin. Yeni mobilyalar almışsın, eskileri elden çıkarmışsın. Tıpkı beni çıkardığın gibi… Her şeyi sığdırdın da evine, bir beni sığdıramadın a kuzum. Hadi onu da geçtim. Bir kere “Anne gel evimi gör, bir kaç gün kal” bile demedin… Zehra’ya “Anneler gününde görmeye gideceğim” demişsin… Ben anneler gününü hiç beklemiyorum biliyor musun? Anne olmak acı verir mi insana? O gün bana acı veriyor yavrum. Artık kendimi bir anne gibi hissedemediğim için belki de… Bir evlat bir torun sevemezsen, çevrende anne diyen olmazsa sana, ne anlamı var anne olmanın?
  • Oysa ben her an sana bakmak, bir sözünü kaçırmamak; bir kıpırdanışını, yüzünün her an değişen bütün gölgelerini izlemek, her an yeni sözler bulup söylemek istiyorum.
  • Ihlamurlar Çiçek Açtığı Zaman

    Dilimde sabah keyfiyle yeni bir umut türküsü
    Kar yağmış dağlara, bozulmamış ütüsü
    Rahvan atlar gibi ırgalanan gökyüzü
    Gözlerimi kamaştırsa da geleceğim sana
    Şimdilik bağlayıcı bir takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Ay, şafağa yakın bir mum gibi erimeden
    Dağlar çivilendikleri yerde çürümeden
    Bebekler hayta hayta yürümeden
    Geleceğim diyorum, geleceğim sana
    Ne olur kesin bir takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Beklesen de olur, beklemesen de
    Ben bir gök kuruşum sırmalı kesende
    Gecesi uzun süren karlar-buzlar ülkesinde
    Hangi ses yürekten çağırır beni sana
    Geleceğim diyorum, takvim sorma bana
    -Ihlamur çiçek açtığı zaman.

    Bu şiir böyle doğarken dost elin elimdeydi
    Sen bir zümrüd-ü ankaydın, elim tüylerine deydi
    Sevda duvarını aştım, sendeki bu tılsım neydi?
    Başka bir gezegende de olsan dönüşüm hep sana
    Kesin bir gün belirtemem, n`olur takvim sorma bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Eski dikişler sökülür de kanama başlarsa yeniden
    Yaralarıma en acı tütünleri basacağım ben
    Yeter ki bir çağır beni çiçeklendiğin yerden
    Gemileri yaksalar da geleceğim sana
    On iki ayın birisinde, kesin takvim sorma bana
    -Ihlamur çiçek açtığı zaman.

    Bak işte, notalar karıştı, ezgiler muhalif
    Hava kurşun gibi ağır, yağmursa arsız
    Ey benim alfabemdeki kadîm Elif
    Ne güzellik, ne de tat var baharsız
    Güzellikleri yaşamak için geleceğim sana
    Geleceğim diyorum, biraz mühlet tanı bana
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.

    Ihlamurlar çiçek açtığı zaman
    Ben güneş gibi gireceğim her dar kapıdan
    Kimseye uğramam ben sana uğramadan
    Kavlime sâdıkım, sâdıkım sana
    Takvim sorup hudut çizdirme bana
    Ben sana çiçeklerle geleceğim
    -Ihlamurlar çiçek açtığı zaman.
  • Değerli arkadaşlar. Ben 1000kitap ta yeni olduğum için bir soru sormak istiyorum; önce okumuş olduğum kitaplar uygulamaya direkt 'okudum' olarak ( bu arada uygulamada öyle bir özellik olduğunun farkındayım )eklenebilir mi. Eklenirse de o kadar kitabı bir anda eklemem diğer arkadaşlar tarafından nasıl karşılanır ya da böyle şey gerekli mi değil mi?
  • Duydum ki düşmüşsün yola. Duydum ki; dayanamayıp yüreğinin çağrısına düşmüşsün yola On beşindesin belki değilsin belki on yedi, belki on sekiz, belki yirmisin. Belki otuz, Belki kırk, Belki ikinci gençliğinde; yani ellisin. Altmışına dayamışsın da beki basamaklarını merdivenin, yetmişine, ya da belki sonrasına bakıyorsun görmek umuduyla yıkıldığını zulmün kalelerinin. Belki seksen, Belki doksan, Belki yüz…. Ne fark eder? Nasırlı ellerin iktidarı değil mi hayalini gördüğümüz? Diyelim ki on beşindesin Ya da on yedi on sekiz. Yani su gibi durusun. Yani deniz gibi dalgalı. Yani ırmaklar gibi coşkun . Ve kanın gibi delisin. Yani demem o ki: yolun başındayken henüz; henüz çiçeğe dururken dalların, ve daha yeni hazırlanırken kavgaya kolların, Hesabını yaptın mı uzun ve dikenli yolların? Her adımda bir engel. Her adımda, ayağına dolanan, Tutup paçalarından çeken kırk el. “Vazgeç bu sevdadan “ diyenler de olacak, “sana mı kaldı dünyayı kurtarmak “diyenler de. Tutar tutmaz daha kavganın kolundan, Atar atmaz ilk adımlarını daha, Yaşamın dibinden kırk el, Hem de en dibinden kırk el, Kırkı birden, Her birinde beş parmak, Boğazına sarılarak, “Bırak bu işleri bırak. Sen, kendini kurtarmaya bak. Çoktan adet oldu bize, Yaşamın en dibinde , En kıyısında köşesinde, Öyle Sessiz sedasız yaşamak”. Ya da beki yirmi üç-yirmi beşsin. okumuş yazmışsındır belki. kalem defter de tutmuştur ellerin. Bir yanın kavganın içindedir, Bir yanında İyi kötü rahat bir hayat. Ve fakat; Uzadıkça yollar, Arttıkça yük omuzlarındaki, Varılmaz sanıldıkça hele hedefe hayalindeki, Hele ki, tek tek cesetlerine basmaya başlayınca “ben eskiden var ya…” diyenlerin İşte o zaman; Kurtulmak da farz olur arasından, ve hatta omuzlarına basarak yükselmek de en alttakilerin. Bir düşün… Ee kolay değil işin. Ya en dipte olmalısın ya da en üstte demiyorum. Ya en attakilerin omuzlarına basarak yükseleceksin Ya da ellerini devirmek için en üsttekilerin iktidarını en alttakilerin elleriyle birleştireceksin. Ya da diyelim; otuz, otuz beşsin falan bir aile de kurman gerekmiştir yaşlanmadan. Bir kızın olur Derken bir oğlan. Bir eşin bir de sen… Olunca dört baş… Çökmeye başlayınca yani Omuzlarına Yaşamın ağırlığı yavaş yavaş… Kolay demiyorum ama onurludur Çoluk çocuk ev bark Hep beraber kavgaya karışmak. Ve, kırkından sonra zaten. Vazgeçmişsen hayalinden “ben var ya ben... eskiden…” Diyenlerden olmuşsan yani Ciğerim sızlar be adam Onca ömrünü boşa geçirmişsin be fani. Yok eğer, Hayallerin dimdik tutmuşsa seni. Ellerin, Sımsıkı kavramışsa hayallerini, Seksene dayayıp merdiveni Daha da yaşamak azmindeysen Yıkmak için zulmün kalelerini, İşte yaşamak bu kardeşim! Denizlerin tuzu, Dağın esintisi, Göğün mavisi Tutmak sevgilinin ellerinden… Sarılıp yatmak İşte yaşamak bu kardeşim İşte bu yaşamak!
  • Kendimizi tüketiyoruz. Ben böyle böyle biriyim, bunları severim, bunları sevmem, böyle düşünürüm, bu tür şeylerden hiç haz etmem, seni çok seviyorum, hep seveceğim, dostumsun, canımsın, aşkımsın, çalışkanım, tembelim, çok iyi yemek yaparım, yemek yapmayı hiç beceremem, yemek yemeyi çok severim, yemeği çok aramam, insanları severim, insanları anlamam, yalnızım, kalabalığım, yalnızlığım kalabalık... ... ... o kadar çok ki.... tükeniyoruz. Filmi izlemeden önce birinin o filmin tüm detaylarını anlatması gibi ya da okuyacağın bir kitabı detaylarıyla öğrendikten sonra okumaya başlamak gibi. Heyecan, tutku, merak ve senin keşiflerin hepsi artık tükettiğin benliğin içinde eridi gitti. Bi de şey gitti... hani değişeceksindir, artık o insan değilsindir ama yapıştırdın önceden kendi etiketini kendine. Dedin ki "duyduk duymadık demeyin ben buyum" ve hep öyle kaldın. Oysa hayat devam eden bir yolculuk... uğradığın her bir durakta yeni bir kimlik daha kazanmıyor musun?... peki bir kalıbın temsilcisi olmaya neden bu kadar meraklısın? Neden insanların seni keşfetmesine ve belki de senin bile bilmediğin manzaralarını keşfetmesine izin vermiyorsun? Belki sandığın kişi de değilsindir, bambaşkasındır... belki rengarenksindir ama ben maviyim diyorsundur. Belki mutlusundur ama ben mutsuzum diyip kendini mutsuzlağa tapuluyorsundur. Belki... aşka çok yakınsındır ama ben aşık olmam diyorsundur. Belki dünyanin öbür ucuna gidecek, köşe bucak her yeri görecek, sıcacık yüreklere değeceksindir ama ben korkağım diyorsundur. Belki biri seni tanımanın güzelliğini yaşamak isteyecektir ya da seni sevmek isteyecektir sadece ama sen hikayenin geniş özetini vereceksindir eline "Ben buyum" diyeceksindir. 'Ben buyum' bir çeşit mezarlık sanki. Yeni yollar mezarlığı...
    @_kalime
  • Öncelikle kitap okuma alışkanlığında bana büyük bir katkısı olan 1k ailesine teşekkür etmek istiyorum ve bu süreci anlatmak istiyorum.
    Ben aslında kendimi bildim bileli filmkolik biriyim ve içimde de her zaman düzenli olarak kitap okuma isteği vardı ama ne zaman bu istek gelse kitaba başlar daha sonra içimdeki istek giderek azalır ve çoğu zaman kitabı yarım bırakarak hüsran ile sonuçlanırdı. Bu olayın en sonuncusu Tutunamayanlar kitabını okumaya çalışırken yarıda bırakarak sonuçlandı. Bu olaydan 3 4 ay geçti ve yine bir akşam film izlemeye karar verdim ve baktım ki yeni çıkan filmlerde küçükken severek okuduğum Beyaz Diş romanının animasyon filmini yapmışlar dururmuyum başladım hemen izlemeye garip olan 12 yıl önce okuduğum bir kitabı film izlerken sanki dün okumuş gibi her sahnesini bilmem ve hatırlamamdı garip dememin sebebi izlediğim filmleri 1 hafta geçmeden çoğu şeyini unuturken bunu çok iyi hatırlamış olmamdı. Orda kitap okumanın etkisinin ne kadar büyük olduğunu hatırladım ve tekrardan içimde bir kitap okuma isteği arttı ama bu isteğimin de öncekilerde olduğu gibi hüsran ile sonuçlanmasından korkuyordum. Bir arkadaşım ile bu konuyu konuşurken bana 1k uygulamasını önerdi ve sizlerle tanışmam bu şekilde başladı. Aslında film izleme alışkanlığım da bu program ile aynı mantıkla çalışan bir film sitesi ile başlamıştı ve bu beni biraz heyecanlandırmıştı. Kitaplardaki sıralamalar, puanlamalar, incelemeler bu bilgiler sayesinde bilinçli kitap okura dönüştüğümü fark ediyordum. Önceden çoğu kişinin yaptığı gibi kitabın kapağına, ismine bakarak kitap okumaya çalışırdım yada kitap hakkında tam bilgim olmadan kitap okumaya başlardım. Kitap seçiminin çok önemli olduğunu en çok yarıda bırakılanlar listesine bakınca tekrardan anladım baktım ki birinci sırada Tutanamayanlar, bu kitap ile okuma alışkanlığı kazanmaya çalışmamın yanlış ve erken olduğunu farkettim. Bu sefer araştırmalarımın yardımıyla hafif ve sürekliyici kitaplardan başlayarak alışkanlık kazanmaya çalıştım ve işe yaradı. Bu kadar yoğun bir dönemimde bile haftalık en az 1 kitap bitirmeye çalışıyor en önemlisi kitap okumadığım zamanlarda kitablarımı özlüyorum. Benim gibi çok insan olduğunu düşünüyor 1 kişiye bile olsa belki bir yararı olur ve bir farkındalık oluştururum diye paylaşmak istedim.