Hakan YILDIRIM, Atsızlı Söyleşiler'i inceledi.
 3 saat önce · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 9/10 puan

Kendisini Türk milliyetçiliği fikrine hasretmiş kimselerin, rûberû olarak ya da kitaplarından beslendiği bir kutuptur Nihal Atsız Bey. Bu kitapta Nihal Atsız'ın rahle-i tedrisatından geçen ve yine Türk fikir hayatının Türkoloji, tarih gibi alanlarının önemli isimlerinin Hoca'nın yanında geçirdikleri zamanların kişilerle beraber mezara gitmememeleri adına Zeynel Abidin Polat Bey, yaşayan büyük Türkçülerle röportaj yöntemiyle çeşitli sorular yönelterek bu kitabı vücuda getirmiştir. Özellikle her zaman bir tartışma konusu olan "Atsız Bey'in dini neydi?" gibi popüler bir konu bütün kpnuşmacılara yöneltilmiş ve bu sorunun cevabı alınmıştır. Üzerinde derin önyargılar olan ve hep bir soru işareti yumağıyla düşünülen Atsız Bey'in öğrencileriyle geçirdiği zamanlar, onun Hocalığı, seciyesi, 44 hadisesinde yaşananlar çeşitli kişilerden tarafından Atsız Bey temasıyla anlatılmış ve sorulan sorulara cevap verilmiştir. Atsız Bey hakkında fikir edinmek isteyen ve o vefat edene kadar onun dizinin dibinden ayrılmayan öğrencilerinin ağzından onu tanımak sanırım daha sağlıklı olacaktır. Türkiye'nin Türkoloji alanında en öndeki isimleri olan Ahmet Bican Ercilasun, Dursun Yıldırım, Osman Fikri Sertkaya'nın sorulara verdikleri cevaplarda bugün hep bildiğimiz klasik bilgilerin ötesinde onunla yaşanılan hâtıralar ve bugün yeni öğrendiğimiz bilgiler bizi tatmin eder bir şekilde verilmiştir. Türkçülük tarihinin belki de en müstesna kişisi olan Atsız Bey'in üzerinde oluşan bulutların dağılması açısından bu kitabın okunması faideli olur diyebilirim. Okuyana muhakkak bir şeyler katacaktır. İyi okumalar dilerim efendim...

Kübra A., bir alıntı ekledi.
 6 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

Diyen Paşa'nın de'yi, ki'yi ayıramayan, hunharca "..." savuran torunları
"Arkadaşlar, bizim ahenktar, zengin lisanımız yeni Türk harfleriyle kendini gösterecektir. Asırlardan beri kafalarımızı demir çerçeve içinde bulundurarak, anlaşılmayan ve anlayamadığımız işaretlerden kendimizi kurtarmak, bunu anlamak mecburiyetindesiniz."

Bu konuşmasıyla alfabenin değiştirilmesi konusundaki kararlığını ortaya koyan Mustafa Kemal Paşa'nın, Harf Devrimi ile aynı güne rastlayan Meclis açış konuşmasında; "Türk milletine kolay bir okuma-yazma anahtarı vermek lâzımdır. Bu anahtar Latin esasından alınan Türk alfabesi olacaktır. Yeni Türk harflerinin kanunlaşması, ülkemizin yükselme çabalarında başlı başına bir geçit olacaktır."

Başlangıcından Günümüze Türkiye  Cumhuriyeti Tarihi, Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan (Sayfa 191 - Siyasal Kitabevi)Başlangıcından Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan (Sayfa 191 - Siyasal Kitabevi)
Kübra A., bir alıntı ekledi.
 8 saat önce · Kitabı okudu · 8/10 puan

1930 yılı Türkiye'de bir takım zorlukların ve sıkıntıların yaşandığı bir dönem olmuştur. 1922-1930 yılları arasında gerçekleşen devrimler ve bu konularda alınan önlemler, muhalif grubun tepkisini çekmiş ve hükümete karşı direnişi artırmıştır. Ayrıca, 1929 yılının Ekim ayında patlak veren ve kısa süre içinde tüm dünyayı etkisi altına alan ekonomik bunalım, Türkiye'yi de fazlasıyla etkilemiştir. Memleket her alanda büyük bir huzursuzluk içinde kalmış; eleştiriyi kaldırmanın, basını susturmanın, Meclis muhalefetine imkan vermenin, tek başına iktidarda olmanın bunalımı yok etmeye, huzuru getirmeye yararı olmamıştır. Tersine denetimsiz parlamentonun yarattığı hoşnutsuzluk günden güne artmış ve ekonomik sıkıntılar da şiddetlenmiştir.

Dipnot: Uluslararası piyasada düşen fiyatlar, Türk ihraç ürünlerinin durumunu da etkilemiş, yeni gümrük tarifelerinin yürürlüğe girmesi iç piyasa ve halkın yaşamını oldukça zorlaştırmıştır. Bu arada Hükümetin sanayileşme siyaseti, alkollü içkilerin, sigara, şeker ve tuzun, deniz nakliyatının devlet tekeline alınması halkın hoşnutsuzluğunu daha da arttıracaktır.
Bknz., Erdoğan Teziç, Atatürk Döneminin Ekonomik ve Toplumsal Sorunları, İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Mezunlar Derneği Yay., İstanbul, 1977, s.70-72

Başlangıcından Günümüze Türkiye  Cumhuriyeti Tarihi, Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan (Sayfa 173 - Siyasal Kitabevi)Başlangıcından Günümüze Türkiye Cumhuriyeti Tarihi, Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan (Sayfa 173 - Siyasal Kitabevi)
Su Ay, bir alıntı ekledi.
9 saat önce · Kitabı okuyor

Pörsümeyen yeniyi bulmak ve onun adamı olmak!..
«Bu yeni adamdan neler bekliyorsun?» derseniz, kılığıyle, kıyafetiyle, yüzüyle, tebessümüyle, kültürüyle, şehriyle, binasiyle, lehçesiyle, her-şeyiyle yeni adam derim. Bütün Garba «al sana işte adam...» diyeceğimiz adam!.. İnkılap, bunun inkılâbı.. Türkiye'den beklediğimiz inkılâp..

Dünya Bir İnkılap Bekliyor, Necip Fazıl KısakürekDünya Bir İnkılap Bekliyor, Necip Fazıl Kısakürek

İki gün önce
Evelsi gün sırtımda çantam, 12' de kalkacak olan otobüsüme yetişmek için metro istasyonuna doğru yürürken, dedim yolluk birkaç çıkolata felan alayım. neyse girdim dükkana işte alıyorum ondan bundan felan, dükkan 3 bilemedin 5 metrekare büfe gibi biryer. Almış olduğum, Diğerlerinden bir tık daha masraflı ve Türkiye'dede yeni yeni satılmaya başlanmış çikolatalardan birine istinaden kibarca ve sevecen bir yüzle dedi ki:
Bu çikolatayı tanıyor muyuz efendim?.

Sonra biraz sohbet felan ettik. Harika.
Böylesine ince bir şekilde böyle bir cümle kurması beni öyle mutlu etti ki buraya yazayım da herkes görsün dedim. :)
Herkes bu kadar ince düşünceli ve güleryüzlü olsa dünya çok daha yaşanılabilir hale gelir.

kankileyta, Atatürk ve Demokratik Türkiye'yi inceledi.
 15 saat önce · Kitabı okudu · 40 günde · Beğendi · 10/10 puan

Sakarya ve Lozan, Asya'da Batı emperyalizmine karşı uyanış ve mücadelenin hareket noktasıdır. Mustafa Kemal'in önderliği altında Anadolu'da milli ve seküler bir cumhuriyetin ortaya çıkması, bütün İslam dünyasını temellerinden sarsan gelişmelerin başlangıcıdır. İtilaf Devletleri yenik düşen milletler arasında, galiplerin dikte ettiği ağır barış koşullarını reddeden ve eşit koşullarla onları yeni bir barış imzalamaya zorlayan ilk millet Türklerdir.
(sayfa:55)

Dünyaca ünlü tarihçimiz Halil İnalcık hocamızı rahmetle anıyorum. Ruhu şad olsun..

Türkiye Genelinde Cinsel Saldırılar yüzde 400 artı
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) “Güvenlik birimlerine gelen veya getirilen çocuklara” ait verilerine göre, Türkiye’de 2014 yılında bin 377’si erkek, 9 bin 718’i kız çocuğu olmak üzere 11 bin 95 çocuk cinsel suçlara maruz kaldı. Cinsel suçlara maruz kalan çocukların yüzde 57,6’sını 15-17 yaş grubu, yüzde 23,9’unu 12-14 yaş grubu, yüzde 18,5’ini ise 11 yaş ve altındakiler oluşturdu. İlgililerin bildirdiğine göre, bu konudaki suçların sadece %15’i şikâyet konusu oluyor ve resmiyete girip istatistiklere dâhil olabiliyor. Diğerleri örtbas ediliyor veya toplum tarafından mağdur oldukları halde kendilerinin kınanacağı gerekçesiyle açığa çıkartılmıyor.

Türk Ceza Kanunu’nun 103. Maddesi’nin 1. fıkrası, 15 yaşını tamamlamamış çocuğa yönelik cinsel istismarda suçlulara 15 yıla kadar hapis cezası verilebiliyordu. Anayasa Mahkemesi bu cezaları ağır buldu ve 17 Ocak 2017’de yürürlüğe giren yeni yasa ile 15 yaşından küçük çocuklara karşı cinsel istismar suçu işleyenlere verilen hapis cezası 3 yıla kadar düşürülebilir hale geldi.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, cinsel saldırı suçları son beş yılda yüzde 30 arttı. Son 15 yılda tecavüzden yargılanan 409 polis, asker, özel timci, korucu ve gardiyandan hiçbiri cezalandırılmadı.

Tecavüze uğrayanların yüzde 50’si 18 yaş altında. Bunların yüzde 90’ını kız, yüzde 10’unu erkek çocukları oluşturuyor. 5–10 yaş arası çocukların yüzde 55’i ensest mağduru. 10–16 yaş arası çocukların yüzde 40’ı ensest mağduru.

Acil yardım hattını arayan kadınlardan yüzde 57’si fiziksel şiddete, yüzde 46,9’u cinsel şiddete, yüzde 14,6’sı enseste ve yüzde 8,6’sı tecavüze maruz kalıyor.

Türkiye genelinde cinsel saldırı ile ilgili suçlarda, yüzde 400 civarında bir artış var.

Evren Erarslan, bir alıntı ekledi.
26 May 10:32 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Bir Çok İnovasyon Projesinin Başarısızlığa Uğradığı Evre - Scott Kirsner
# Keşfetmek ve yeni fikirler geliştirmek inovatörlere iyi gelir. İş birimlerindeki operatörler hedefleri vurmaya bayılırlar. Motivasyonları çok farklı olsa da pazarda başarılı olmak için birbirlerine ihtiyaçları olduğunu kabullenmenin zamanı geldi. Ve CEO'lar eğer inovasyonun piyasaya çıktıktan sonra gerçek bir etkisi olmasını istiyorlarsa gruplar arasında yapıcı bağlantısallığı geliştirmeli.

Harvard Business Review Türkiye Haziran 2017, KolektifHarvard Business Review Türkiye Haziran 2017, Kolektif
Melis Fidan, Bir Türk Ailesinin Öyküsü'ü inceledi.
25 May 23:15 · Kitabı okudu · 5 günde · Puan vermedi

Yazar anılarını çocukluğuna denk gelen 1.Dünya Savaşı yıllarından itibaren anlatmaya başlamış. Yayıncının isteğiyle kitabın büyük çoğunluğunda çocukluk anılarına yer verilmiş. 2. Dünya Savaşı'nı da kapsayan gençlik dönemi kısa geçilmiş ve evlilik dönemiyle ilgili bazı bilgileri de sonda yer alan yazarın oğlunun kaleme aldığı sonsözde öğreniyoruz. İster anı olsun ister roman çocukluk çağının çocuk gözüyle anlatıldığı kitaplarda hep içimi cız ettiren bir şeyler bulunur. Çocukluk anılarının ve travmalarının insan hayatında ve karakterinin şekillenmesinde çok büyük payı olmasından kendi anılarım ve çocukluk düşüncelerim aklıma geldiğinde de benzer şeyler hissederim. Nitekim yazarın çocukluk travmaları da ileriki hayatında annesiyle olan ilişkisinde büyük rol oynamış. İnsan en çok sevdiklerine kırılır derler, annesine olan kırgınlığının belki de en hassas dönem olan çocuklukta vuku bulması bunda etkili olmuş olabilir. Yıllarca dünya savaşlarına özellikle Türkiye'nin de yer aldığı 1. Dünya Savaşı'na hep cephe gözünden baktıktan ve baktırıldıktan sonra, bu dönemde halkın içinde bulunduğu durumu bir anı vesilesiyle görmek gözümde yeni bir pencere açtı diyebilirim. Cephede askere üzülmekten belki de yıllarca halkın içinde bulunduğu durumu göz ardı etmiş olabiliriz. Hayatta belki de en üzücü şey insan hayatının bu tarz dış etkenlerle girdiği dolambaçlı yollar. Varlıklı bir ailenin savaş nedeniyle bir somun ekmeğe muhtaç duruma düşmesi, çocukluktan itibaren bir insanın hayatının böyle dış etkenler nedeniyle mutsuzluğa mahkum kalması kitabı okurken sürekli bırakma isteği duymama sebep oldu. Yazar kitabı kendi anadilinde değil İngilizce olarak kaleme almış ve kitap ilk olarak yurtdışında 50'li yıllarda basılmış. Ardından ülkemizde ancak 90'lı yıllarda piyasada yer alabilmiş. Çeviri konusu çoğu kitaptaki gibi ne yazık ki canımı sıkan mevzulardan biri oldu ama yine de göz ardı edebildim. Zira o sırada bir çocuk kalbi için yas tutuyordum sanırım. Sonuç olarak yeni bir dünya savaşının çok da uzakta olmadığı bir çağda tavsiye edebileceğim bir kitap. İyi okumalar dilerim.

Sena Ç, Hıdır Kişisel Gelişiyor'u inceledi.
25 May 16:24 · Kitabı okudu · 2 günde · 8/10 puan

Kitabın başından değil de sonundan başlamak istiyorum.Kitaptaki karakterimizin kızının (tam bir zehir:)) babacığı için hazırladığı etkilendiği kitaplar listesinde başı hedef türkiye -oktay Sinanoğlu çekiyor . (Kocaeli Kitap okuma grubu as bayraklari) listeyi beğendim paylaşmak istedim
Liste şu şekilde :
1- Hedef Türkiye - Oktay Sinanoğlu
2- Beyaz zambaklar ülkesinde -Grigoriy Ş. Petroy
3- Mucizeler adasına yolculuk
4- Barbaros Hayrettin Paşanın Gazavatnamesi
5- Simyacı
6-Haberci-halil Cibran
7-1984-
8-Cesur yeni dünya
9- Küçük prens
10-saatleri Ayarlama Enstitüsi
11- Alice harikalar ülkesinde
12-Hile yolu-
13-No logo-Naomi Klein**
14-Nihat genç #butun kitapları
15- 26.Kilometre cengiz alkış
16-Sunay akın #butun kitapları
17-Markaların kara kitabı -K.Werner/ H.weiss
18-Kardelen çiçeği
19-Tekelistan #yalcin küçük
20-Pupa yelken #sadun küçük
21-Nazik erik # bütün kitapları
22-Mektuplardan gelen ses # samimi ayverdi
23-Maarifetname # Erzurumlu ibrahim hakkı hazretleri
24-hamili kitap yakınımdir # hakan yaman
25- 3 semavi dinin kitapları
26- Jules verne #butun kitapları
27 -Robinson Crusoe
28- Kemalettin tugçu
29- Şebeke #yalcin küçük
30- Türkler #Baron de Tott
31- Şahbaba #murat bardakçi
32- Ursula K. Le Guin #butun kitaplari
33- yüzyıllik yalnızlık
34-semekant
35-bir ekonomik tetikcinin itirafları
36-sivil örümceğin ağında #Mustafa yıldırım
37-Banu Avar # bütün kitapları
38-Mavi sürgün #halikarnas Balıkçısı



Sevgili yazarımız Ahmet Şerif İzgören... Avucumuzdaki kelebek ile tanıdığım bu insanın söyleşini dinleme imkanı bulduğum bu seneki fuarda iyiki dedim. Iyiki ülkemiz için güzel bir seyler yapmaya çalışan insanlar var, iyiki onca olumsuzluga rağmen ümitli olanlar var.
her metrekaresine kadar insan dolmuş salonu enerjisiyle umuduyla neşesiyle şenlendiren insanin Söyleşisi kısaydı ama ne güzeldi^_^


Yıllar önce hunharca kişisel gelişim kitabı okuduğum vakitlerde bu yana baya geçti.Fuar vesilesiyle okumadigim bu kitabını aldım İzgören'in.





Bu kitap kapsamında kafamda çağrısan sorulara gelirsek; (evet hala kitabin içeriğinden bahsetmedim biliyorum ama çok da gerek yok)

1)Kişisel gelişim kitaplardan öğrenilebilir mi?
2)kişisel gelişim bencillige bireycilige sürükler mi?
3) O yapabilirse ben de yapabilirim mantığı doğru mu?


İlk soruyu eskiden sorsalar direk kitapp!! diye bağırırdim ama artık degil:) Zamanla düşüncelerim değişti.
Evinizde kahvenizi yudumlayıp bir iki sayfa çevirerek kişisel gelişmeyi bekleyemezsiniz.Gelişim hayatımızın bir süreci ama bunu sırf kitaplardan beklemek anlamsız.Kitaplar bize yol gösterici olabilir ya da ilham verebilir ama biz harekete geçmediğimiz hayata karismadigimiz sürece işe yarayacagini düşünmüyorum.Deneyim büyük eşittir bilgi benim gözümde :)

Şuan ciddi anlamda gelişmiş ve kendi potansiyelini farkına varmış insanlara baktığımızda küçük yaşta yapmadıkları iş kalmadığını görüyoruz çektikleri zorluklar mücadeleler.Iyi ya da kötü bir şeyler tecrübe etmişler.Bu yüzden kişisel gelişim kitaplarindansa,- onun yerine ne biliyim sağlam bir liderin biyografisi daha mı yararlı olurdu sanki- tecrübe etme kavramına yakınlasmamiz gerekiyor.


Buradan tüm kişisel gelişimcileri taşa tuttuğum düşünülmesin.Sadece orada öğreneceğimz şeyleri daha kaliteli ,etkili vasitalarla öğrenebiliriz bence. Okunacak çok kitap var malum :)


Kişisel gelişelim derken bireyciliğimizde kaybolma ihtimalimiz geliyor aklıma.Her şeyin fazlası zarar değil mi? Kaş yapalım derken göz çıkarma ihtimali...Kisisel de gelişelim ama sonra bunu toplumsal gelişmeye çevirmeye de çalışalım.Yapabilir miyiz bilmiyorum ama çalışabiliriz sanırım. Topluma bir faydası olmayan bireyin gelişimi sadece bireyin kendisine öz saygısı anlamında olumlu etki sağlar başka olumlu yan... Ben bulamadım.




""Onlar yapabiliyorsa ben de yaparım"" sözü yazar bahsedene kadar sorgulama gereği duymadığim bir söz oldu.Bir ortamda birileri bir konuda başarılı olduğunda ve biz de yapmak istedigimizde hep bu gazı verdik birbirimize .Verilen gaz güzeldi mücadeleye itti.Ama biz bu mücadelenin hiç hangi kulvarda olduğuna bakmadik.Bu yüzden ne kadar çabalasak da belki de o kişiler gibi olamadık.Sizin beyin yapiniz Sosyal bilimler alanına yatkın degilse ne kadar zorlarsaniz zorlayin başarınız bir seviyeye kadar olacaktır.Çalışmanın gücünü küçümsemiyorum.Sadece farkliyiz ve farklı alanlarda yeteneklere sahibiz diyorum.Herkes aynı alanda başarılı olamaz bu yüzden kendimize haksızlık etmeyelim.O yüzden "o yapabiliyorsa ben de yapabilirim " cümlesi her zaman için doğru bir düşünce tarzı değil diye düşünüyorum.


Eskiden okurken Wow harika mükkemmel! dediğim eserlerden biri olabilecek bu eser beni öyle etkilemedi ama çok rahata okuttu kendini.Başında dır dır eden bir kitap olmadı asla. Yazar sana okuduğunu hissettirmiyor aslında, dikkatini çekecek anlamlı hikayeler de serpiştirince araya ,aa bir de bakmışsin ki bitivermiş.Bu hissi özlemişim:)
konusu Hıdır isimli bir devlet memurunun şef olma hayallerini ve yaşadıklarını anlatıyor aralar da serpistiri akıcı bir oturuşta okunacak bir eser çıkmış ortaya.Akici ama dili fazla yalın bu zaman zaman rahatsız edebilir okuyucuyu.

Okuduysan teşekkür ederim