• Buradaki bazı tipler
    Herkese mavi boncuk dağıtan erkek/ kadın üyeler,

    Sadece erkek üyelerin iletilerine yazan kadın üyeler,

    Sadece kadın üyelerin iletilerine yazan erkek üyeler,

    Sadece duygusal ileti/ şiir paylaşanlar ,

    Eleştiriyi hazmedemeyip eksileyenler,

    Kelimeleri özellikle yanlış yazan üyeler,

    Noktalama ve yazım kurallarına dikkat etmeyenler,

    İletilerde yavşayanlar, şaka yaptığını sanan ciddiyetsiz üyeler.

    Sebepsiz yere engelleyenler,

    İletisine yorum yapılır yapılmaz mesaj atanlar,

    Eski bir üye olup kimliğini yeni bir üyelik altında gizleyenler ( anlaşılmasına rağmen)

    Şimdilik aklıma gelenler
  • Bugün tam 1 yıl oldu 1k'ya üye olalı. Tesadüfen denk gelmiştim. Zaman ne kadar çabuk geçiyo. Yeni kitaplar,yeni insanlar,iz bırakan cümleler,şiirler.. Söylenemeyen cümleleri ,saklanan duyguları açığa vurmak için güzel bir ortam. İnternetin hep kötü yanından bahsederler benim için en güzel taraflarından biri bu site. Özellikle geceleri daha bir güzel :)
  • Selamhh :D
  • İlk TBMM en sert tartışmaların yaşandığı ve bu yüzden zapt edilmesi çok çok zor olan bir meclisti. Oradan kanun geçirmek, tabiri caizse deveye hendek atlatmak gibiydi. Her üye başlı başına bir devlet organı gibi çalışıyor; mecliste çok ilginç tartışmalar, hatta kavgalar yaşanıyor; savaş yıllarında herkesin beli silahlı olduğu için ateşli tartışmalar sırasında tabancaların çekildiği bile oluyordu.

    Milletvekilleri, kelimenin gerçek anlamında milletin vekilleriydi, yani bir partinin kıyağı sayesinde değil, kendi özellikleri ve güvenilirlikleriyle oraya gelmişlerdi ve seçmenlerine karşı derin bir sorumluluk duygusuyla hareket ediyorlardı. Müzakereler uzayınca kanunların çıkması gecikiyor, bu da sistemde aksamalara yol açıyordu.

    İşte bu aşamada inkılap tarihi kitaplarımızda sözü edilmeyen gizli bir komite kurulacaktı. Selamet-i Umumiye Komitesi denilen bu gizli örgütün 1922-1923 döneminde demokratik hayatımızı nasıl biçimlendirdiğini ve ardından gelen yine bir gizli komite işi olduğu anlaşılan Takrir-i Sükun Kanunu’yla Türkiye’de çok sesliliğin nasıl bıçak gibi kesilip Metin Toker’in deyişiyle bir ‘mezar sessizliği’nin nasıl hakim olduğunu yeni nesle anlatmak lazım ki, tarihin tek bir çizgi halinde değil, uzaktan düzmüş gibi görünen eğri büğrü çizgilerden oluştuğunu görebilsinler.
  • Hitler'in ve Nazi partisi ileri gelenlerinin Atatürk'ü, Türk Kurtuluş Savaşı'nı ve Türk Devrimi'ni kendilerine rol model olarak aldıkları ve Kemalizm'i örnek aldıkları içindir ki soykırım gibi insanlık suçları işlediklerini savunan bir "doktora tezi", İngiltere'nin en köklü, dünyaca tanınmış devlet üniversitesi olan Cambridge'de onaylanmış ve yine dünyanın en eski ve en saygın üniversitelerinden Harvard Üniversitesi'nce kitap olarak çoğaltılıp yayılmıştır. Cengiz Özakıncı, "Atatürk Dersi" kitabında, "Nazi Algısında Yeni Türkiye 1919-1945" başlıklı bu doktora tezini irdeliyor; ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ü Hitler'in ve Mussolini'nin yol göstericisi, rol modeli olarak tanımlayıp, Kemalizm'i Nazizm ve Faşizmin ilk örneği, kaynağı olarak gösteren bu tezde, bilimsel etik ilkeler çiğnenerek böylesi gerçeğe aykırı bir sonuca varıldığını gösteriyor.

    Cambridge Üniversitesi onaylı doktora tezinde, konu Atatürk ve Yeni Türkiye'nin Nazilerce nasıl algılandığını ortaya koymak ve bunun için Hitler ve Nazi partisi ileri gelenlerinin söz, yazı ve demeçleriyle Nazi basınına ve resmi açıklamalara başvurmak olarak belirlendiği halde, Harvard Üniversitesi'nce "Nazi İmgeleminde Atatürk" başlığıyla kitap olarak yayımlanan bu tezde, bu belirlenime her zaman uyulmadığını belirten Cengiz Özakıncı, teze aykırı düşen kaynak ve belgelerin ya yok sayıldığını ya da çarpıtılarak aktarıldığını gösteriyor:

    Nazi partisi ileri gelenlerinden Göbbels'in günlükleri, Ernst Röhm'ün anıları ve Hitler'in konuşma ve yazılarından kimi bölümlerin çaptılarak aktarıldığını saptayan Cengiz Özakıncı, bunlardan başka, Nazi partisi programı; Nazi partisi liderlerinden Alfred Rosenberg'in günlüğü; Hitler zulmünden kaçan Yahudi bilim insanlarına Atatürk Türkiyesi'nin kucak açmasıyla ilgili belgeler; ve Hitler yönetiminin Türkiye'den bu Yahudi biliminsanlarını kovmasını istediği fakat Nazilerin bu talebinin Türkiye tarafından reddedildiğini gösteren Nazi belgesi ("Herbert Scurla Raporu") gibi, Nazilerin Atatürk'ü ve Atatürk Türkiyesi'ni örnek almadığını, Nazizmin Kemalizm'e zıt bir ideoloji olduğunu kanıtlayan Nazi belgelerinin, tezde yok sayıldığını ve değerlendirme dışı bırakıldığını göstermektedir.

    Cengiz Özakıncı "Atatürk Dersi" kitabında, Cambridge Üniversitesi onaylı doktora tezinde çarpıtılan alıntıların doğrusunu aktarıp, tezde yok sayılan Nazi belgelerini de yayınlayarak, Nazilerin işledikleri insanlık suçlarında rol modellerinin Atatürk olduğu tezini çürütmektedir.

    "Atatürk Dersi" kitabında yer alan: *Albert Einstein'ın Türkiye Cumhuriyeti'ne, Nazi zulmünden kaçan Yahudi biliminsanlarının Türkiye'ye kabul edilmesini rica eden mektubu; *Venizelos'un Atatürk'ü Nobel Barış Ödülü'ne aday gösteren mektubu; *Milletler Cemiyeti'nin Atatürk Türkiyesini üyeliğe davet mektubu ve Türkiye'nin oy birliğiyle üyeliğe kabul edildiği oturumda, üye devlet temsilcilerinin konuşmalarını içeren tutanak; *UNESCO'nun Atatürk'ü ölümünün 25. yılında uluslararası çapta anma etkinliği; *UNESCO'nun Atatürk'ü doğumunun 100. yılında uluslararası etkinliklerle anma kararının tutanağı ve bu gibi çok önemli belgeler de yer alıyor ki, bu belgeler, Atatürk'ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'ni soykırım, etnik temizlik uygulamaları üzerinde yükselmiş bir devlet olarak tanımlayan ve Nazilerce işlenen Yahudi Soykırımı gibi insanlık suçlarının ilk örneği kaynağı olarak gösteren tezin hem gerçeğe ve hem de bilimsel etiğe aykırı biçimde üretilmiş, Atatürk'e ve Atatürk Türkiyesine karşı bir propaganda çalışması olduğunu ortaya koymaktadır.

    Atatürk'ü, Türk Kurtuluş Savaşı'nı ve Türk Devrimi'ni Hitler'in ve Mussolini'nin, Nazizmin ve Faşizmin ilk örneği, rol modeli, kaynağı olarak gösteren bu "doktora tezi"ni belgelerle çürüterek bir "Atatürk Dersi" veren Cengiz Özakıncı'ya bu önemli ve değerli çalışması ve emekleri için çok teşekkür ederim.

    Prof. Dr. Mehmet HABERAL
  • 1000 kitap ailesi aranıza yeni katılmış bir üye olarak bu benim ilk kitap incelemem olacak eleştirilere açığım çünkü kendini geliştirmenin tek yolu eleştirileri dikkate alıp eksikliklerini tanımaktan geçer ve anca böyle bir insan kendisini geliştirebilir
    Kitaba Gelecek olursak Eğer kitap son derece Yalın bir dille yazılmış ve anlaşılması kolay:
    - Bunun yanı sıra, kitabın bize anlatmak istediği mesajlar o kadar derin ve o kadar insanı duygular barındırıyor ki bu kitabı okuyan her okuyucunun, içinde ister istemez değişik ruh hallerine büründürüp bizlerin iç dünyasını yaylım ateşine düşürdüğünü düşünüyorum
    Kitap hakkında hiç Spoiler vermeden şiddetle(döverek :))) Bu kitabı okumanızı tavsiye ediyorum İyi okumalar ruhu güzel insanlar