Ey sevgili…; En sevgili…; Uzatma dünya sürgünüm benim

Ülkendeki kuşlardan ne haber, vardır

Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır

Aşk celladın dan ne çıkar madem ki yâr vardır

Yoktan da vardan da öte bir Var vardır

Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır

O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır

Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır

Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır

Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır

Yanmışsam külüm den yapılan bir hisar vardır

Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır

Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır

Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır

Senden umut kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili…;

En sevgili…;

Ey sevgili…!

Bir Kardeş Mavi && Canı Cehenneme
Canı cehenneme rahat uyuyanın
Kapısını örtenin perdesini çekenin.
Yüreği yalnız kendiyle dolu
Duvarları ancak çarpınca görenin.
Canı cehenneme başkasının yangınıyla
Evini ısıtıp yemeğini pişirenin.
Bahçesine dek gelen alevleri
Şehrayin sanan aptalın
Canı cehenneme, camlarında
Parçalanmış cesetler uçarken
Bir iğdiş incelikle çiçekleri sulayanın.
Mutfakla yatak odası arasında
Çarsılarla gövdesi bencillikle hırsı
Yılgınlıkla yenilgi arasında
Dünyayı tüketenin canı cehenneme...


Orada dağlar birer mezarlık
Bulutlar kan salkımı sular toprakta düğüm
Orada evler oda oda kanarken
Burada yeşerenin canı cehenneme....
Ey bir halkın gözyaşıyla ruhunu yıkayan kin
Ey zulümle yükselen maaş;
Uzun masalar ardında mağrur
Boynunda ölüm çanıyla oturan güç
Senin de senin de canin cehenneme
Ey Sultan Hamit tuğralı korucu alayları
Kardeşi kardeşe kırdıran siyaset....

Bir gün elbet,bir gün elbet
Örter üstünü bu ağır yanlışın
Sevgiyle,yalnızca sevgiyle işlenen
Bir dal incelik, bir simli gülüş
bir kardeş mavi...


ŞÜKRÜ ERBAŞ

Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır

Sevgili
En sevgili
Ey sevgili

Sezai Karakoç

Burak BAĞRIAÇIK, bir alıntı ekledi.
Dün 04:23 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Yıkımdan, imparatorluğun elindeki ülkeleri bir bir kaybetmesini mi anlıyorduk? Haritalarımızı masanın üzerine yayar, önce hangi ülkenin, sonra hangi dağlarla hangi nehirlerin elden çıkacağını hüzünle saptardık. Yoksa, yıkım, insanların ve inançların farkına varmadan değişmesi anlamına mı geliyordu? Bütün Istanbullular'ın bir sabah sıcak yataklarından başka birer insan olarak kalktıklarını düşlerdik; elbiselerini nasıl giyeceklerini bilemiyorlar, minarelerin neye yaradığını hatırlamıyorlardı. Belki de yıkım, ötekilerin üstünlüğünü görerek onlara benzemeye çalışmak demekti: O zaman, bana Venedik'teki hayatımdan bir parça anlattırır, sonra, buradaki tanıdıklardan bazılarının başlarında şapkalar, ayaklarında pantolonlarla benim anılarımı yeniden yaşadıklarını düşlerdik.
Kurarken vaktin nasıl geçtiğini anlayamadığımız bu düşleri son bir kurtuluş çaresi olarak Padişah'a sunmaya karar verdik. Düşlerin renkleriyle canlandırılan bütün bu yıkım sahneleri, belki onu telaşlandırır, diyorduk. Böylece, sessiz ve karanlık geceler boyunca, aylarca hüzün ve umutsuz bir neşeyle kurguladığımız o yenilgi ve yıkıntı düşlerinden fışkıran, bütün o boynu bükük fukaraları, çamurlu yolları, yarım kalmış yapıları, karanlık ve tuhaf sokakları, her şey eskisi gibi olsun diye anlamadıkları duaları okuaynları, dertli analarla zavallı babaları başka ülkelerde yapılan ve yazılanları bize aktarmaya ömürleri yetmeyen mutsuzları, çalışmayan makineleri, o eski güzel günlere ağıtlar yakan gözü yaşlıları, bir deri bir kemik sokak köpeklerini, topraksız köylüleri, şehirlerde başıboş gezinen işsizleri, okuyup yazamayan pantolonlu Müslümanları ve sonu yenilgiyle biten bütün bu savaşları bir kitaba doldurduk. Kitabın başka bir kısmına benim soluk anılarımı koyduk: Annem, babam ve kardeşlerimle Venedik'teyken ve okul yılları sırasında başımdan geçen mutlu ve öğretici olaylardan renkli bir iki sahne: Bizi yenecek olan ötekiler böyle yaşıyorlardı işte, bizim de onlardan önce davranıp öyle yapmamız gerekiyordu!

Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 96)Beyaz Kale, Orhan Pamuk (Sayfa 96)

"Her gözyaşı yenilgi değildir. İnsan bazen daha fazla dayanabilmek için ağlar."

Fırat Mişe, bir alıntı ekledi.
22 May 20:50 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Acaba gerçek dert ve yenilgi, yalancı ümit ve sevinçten daha iyi değil midir? Şuurdan doğan dert, akılsızlıktan doğan dertsizlikten daha iyi değil midir?

İdeallerin Yenilgisi, Ali Şeriatiİdeallerin Yenilgisi, Ali Şeriati
İlhan DALKIRAN, bir alıntı ekledi.
21 May 09:34 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Riose gibi bir adamın başarısızlığa uğramak zorunda olduğunu biliyordu çünkü onu mahkum eden şey başarısıydı ve başarı ne denli büyük olursa yenilgi de o denli kesin olacaktı.

Vakıf ve İmparatorluk, Isaac Asimov (İthaki)Vakıf ve İmparatorluk, Isaac Asimov (İthaki)
Gülnare, bir alıntı ekledi.
20 May 13:09

Istırabını bir anlam üzere yaşayanların hayatında trajedilerden zaferler tomurcuklanır. “Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır.” Suçluluk duygusu pişmanlığa ve ötekine hizmet bilincine; ölümün kaçınılmazlığını kabullenmek, hayatı daha anlamlı kılma gayretine dönüşebilir.

Yavaşla, Kemal SayarYavaşla, Kemal Sayar