bunları bilip şunu söyleyebilene yazıklar olsun: ‘aptal kız! bekleseydi, zamanın en iyi ilaç olduğunu bilseydi, ümitsizliği yatışır, kendini teselli edecek bir başkasını bulurdu.’ birinin çıkıp şunu söylemesi de aynı anlama gelir: ‘aptal adam, yüksek ateşten öldü! gücüne kavuşuncaya, özsuyu iyileşinceye, kanındaki fırtına dininceye kadar bekleseydi: her şey yoluna girecek, bugün yaşıyor olacaktı!’
bir başkasının onu nasıl sevebileceğini, sevmeye nasıl hakkı olduğunu bazen anlamıyorum, çünkü onu yalnızca ben o kadar yürekten ve o kadar fazla seviyorum ki, ondan başka ne bir şey tanıyor, ne bir şey biliyorum; ondan başka da bir şeyim yok zaten!
hayır, böyle iyi! her şey yolunda! ben onun kocası olsam! ah, beni yaratan tanrım, bu mutluluğu bağışlasan bana, tüm yaşamım sürekli bir ayine dönüşür. hak iddia etmek istemiyorum, gözyaşlarımı bağışla, boş arzularım için beni bağışla! o karım olsa! güneşin altındaki en tatlı yaratığı kollarıma alabilsem - tüm bedenim ürperiyor wilhelm, albert onun ince beline sarılınca.