"İlim" diyordu onlara bir kuş gibidir safi akılla bilmeye çalışırsanız tek kanadını kırarsınız da ne ederseniz edin uçuramazsınız onu. Uçacak sanırsınız, zira bilmek kör eder insanı. Uçacak diye kendinizi boşluğa saldığınız an farkına dahi varmadan düşmeye başlarsınız. İlmin yanında bir de İrfan gerektir ki iki kanat bir bedeni uçursun. Akılla bilirsiniz doğru. Lakin yetmez gönül gerekir ki onunla bulasınız. Nasıl ki kuş tek kanatla uçmazsa ilim de irfan olmadan bir fayda vermez insana.
Sayfa 186·Kitabı okuyor
Marxist teorinin açıklayamadığı konular
Kadınlar, insanın kapitalist demeyi aklının ucundan bile geçirmeyeceği topluluklarda baskı altındadır. Amazon Vadisi'nde ve Yeni Gine Sıradağlarında erkeğe sınırlarını hatırlatması gereken sıradan önlemler yetersiz kalır ve bu yüzden sık sık kadınlara toplu tecavüz gibi yöntemlerle haddi bildirilir. Bir Munduruku erkeğinin deyişiyle: “Kadınlarımızı muzla uysallaştırıyoruz.” Etnografya, kadınlara yerini bildiren uygulamaların kayıtlarıyla dolu: erkek tarikatları, gizli üyeliğe kabul törenleri, esrarlı erkek bilgileri vesaire. Kapitalizm öncesi feodal Avrupa da cinsiyetçilikten soyutlanmış bir topluluk değildi. Kapitalizm gelmiş ve kendinden yüz yıllar önce de var olan erkek ve kadın kavramlarını tekrar devreye sokmuş. Kapitalizmde emek gücünün yeniden üretimini konu alan hiçbir analiz, her devirde dünyanın orasında burasında kadınların başına musallat edilmiş ayak bağlama, bekâret kemeri veya sıradanlaşmış olanları geçtim- bir sürü sinsi ve saplantılı kötü muameleyi açıklamaya yetmez. Emek gücünün yeniden üretimi analizi, ev işlerinin niçin erkekten çok kadına kaldığına bile doğru dürüst açıklık getirmiyor.
Feminizm
"Senin gücün buna yetmez.Senin gücün bir tek kendi sınavına yeter. Kendi yolunda yürümeye yeter."
"Narkissos öldüğünde kır çiçekleri çok üzülmüş, onun ardından ağlayabilmek için nehirden su damlaları istemişler. 'Ah!' demiş nehir, 'her damlam gözyaşı olsa Narkissos'un ardından ağlamama yetmez; ben ona aşıktım!' 'Ah!' demiş kır çiçekleri de, 'Nasıl aşık olunmaz Narkissos'a. Öyle güzeldi ki!' 'Güzel miydi?' diye sormuş nehir. 'Senden iyi kim bilebilir? Her gün üzerine eğilip senin sularında kendi güzelliğini seyrederdi uzun uzun...' 'Nehir cevap vermiş: 'Ben ona aşıktım; çünkü sularıma eğildiğinde, onun gözlerinde sularımın yansımasını görürdüm.'"
Sayfa 11·Kitabı okuyor
İslâm dini için ne yapıyoruz bizler !?
Dini, hem nefsin şerrinden, hem şeytanın şerrinden hem de nefis ve şeytana uyanların şerrinden muhafaza edin. Bu din için telefonlar edin, fakslar çekin, mektuplar yazın, seferlere çıkın. Nerede bunları yapmak?! Alaca dana gibi yatıyor. Böyle yatmakla iş olur mu?! Kışın kediler sobanın altında yatarlar, bacaklarını da uzatırlar. Tembel Müslüman da aynı o kedi gibi. Seferber olmamız lazım. Bu dini düşmanların elinden kurtarmak için bu kadar çalışmak yetmez. Bütün azalarını bu dosdoğru dine dikeceksin.