Ah dedi somurtarak. "Siz ikinizmişsiniz."
"Kimi bekliyordun?" dedi Ron, aynadan ona bakarak. "Kimseyi," dedi Myrtle, keyifsiz keyifsiz çenesindeki bir si-
vilceyle oynayarak. "Geri gelip beni göreceğini söylemişti, ama ona bakarsan sen de uğrayacağını, beni ziyaret edeceğini söyle miştin..." Harry'ye sitemli bir bakış attı "...ve seni aylardır gör medim. Oğlanlardan fazla şey beklememeyi öğrendim."
"Ben seni o kızlar tuvaletinde yaşıyorsun sanıyordum/' dedi, birkaç yıldır o tuvaletin epeyce açığından geçmek konusunda dikkatli davranan Harry.
"Öyle," dedi Myrtle, küskün küçük bir omuz silkmeyle, "ama bu başka yerleri ziyaret edemeyeceğim anlamına gelmiyor. Bir ke resinde gelip seni banyonda görmüştüm, hatırlıyor musun?"
"Gayet net bir şekilde," dedi Harry.
11Ama o benden hoşlandı sanıyorum," diye sızlandı Myrtle. "Belki siz ikiniz giderseniz, geri gelir. . . ortak çok yanımız var dı. . . eminim bunu hissetmiştir. . ."
Ve ümitle kapıya doğru baktı.
"Ortak çok yanımız vardı derken," dedi şimdi hayli eğleni yora benzeyen Ron, "onun da bir S-borusunda yaşadığını mı söy lemek istiyorsun?"
"Hayır," dedi Myrtle, meydan okurcasına, sesi fayanslı, eski tuvalette gürültüyle yankılanıyordu . "Hassas demek istiyorum, insanlar ona da zorbalık ediyor ve kendini yalnız hissediyor, ko nuşacak kimsesi yok; üstelik duygulannı belli edip ağlamaktan korkmuyor ! "
"Burada ağlayan bir erkek çocuk mu var?" dedi Harry me rakla. "Küçük bir çocuk mu?"
"Sizi ilgilendirmez!" dedi Myrtle; küçük, sulu gözleri şimdi açıkça sırıtan Ron'a dikilmişti. "Ona kimseye söylemeyeceğim konusunda söz verdim ve sırrını götüreceğim, ta -"
"- mezara kadar değildir, herhalde, ha?" dedi Ron, kahkaha yı patlatarak. "Lağımadır, belki . .