"Hazır lafı açılmışken, ey evcimen ve yumuşak başlı, buyruğun dozunu kaçırmayan, ayık, dürüst ve katolik oldukları müddetçe işsizlerin yardımına koşan, çile küpü, çok sevilen ama çok da bok atılan, ortalıkta elmalar, yılanlar yokken bile kendi ayağına takılıp düşen bir adam olan Âdem'in gölgesinde kalan Havva, neredesin sen, mutfakta mı oyalanıyorsun, telefonda Meryem'in kızlarına, Kutsal Kalbin kölelerine veya Azize Zita'nın beslemelerine laf mı yetiştiriyorsun, sırf su harcamış olmak için saksıdaki begonyaları mı suluyorsun, başka işlere mi bulaşıyorsun, kendini kraliçe arı zannedip işleri ağırdan mı alıyorsun, ağırdan almadığın işleri kime yüklüyorsun? Iş işten geçti artık."
"Başımıza kötü şeylerin geleceği varsa pekâlâ cam kırıklarından veya demirağacına dokunmayıp demirin kendisini kanser gibi saran pastan da gelebilirdi."