İbrahim,
içimdeki putları devir
elindeki baltayla
kırılan putların yerine
yenilerini koyan kim?
Güneş pırıl pırıl parlıyor
dağların arkasında
mavi göklerin altında
ben yine o eski köleyim.
İbrahim,
gönlümün sarayını
yakan ateş hangisi?
Nemrud’un ateşi mi
yoksa senin aşkın mı?
Beni bu karanlıktan
aydınlığa çıkaracak olan
senin elindeki balta mı
yoksa içimdeki iman mı?
İbrahim,
içimdeki putları devir
elindeki baltayla...
Asaf Hâlet Çelebi
Soran: Hangi arzular güçlüdür?
Maharaj: Öznelerini ya da nesnelerini tahrip eden veya tahmin edildiklerinde yatışmayan arzular kendileri ile çelişir ve tatmin edilemez sadece sevgi, iyi niyet ve şefkat tarafından güdülenmiş arzular hem özne hem nesne için yararlıdır ve tam olarak tatmin edilebilir.
Soran: Kutsal olsun ya da olmasın, tüm arzular acı vericidir.
Maharaj:Onlar aynı değildir ve acı da aynı değildir. Tutku ve hırs acı vericidir, şefkat asla, tüm Evren şefkatten Doğan Bir arzuyu yerine getirmek için uğraşır.
Soran: Siz şimdi mükemmel halde misiniz?
Maharaj: mükemmellik zihnin saf olduğu halidir. Ben ise her haliyle zihnin ötesindeyim. Farkındalık benim doğamdır; sonuçta ben var olmanın ve olmamanın ötesindeyim.
Soran: Siz dünya'ya nasıl bakıyorsunuz?
Maharaj: Ben bir ressamım bir resim yaptığını görüyorum. Resmi dünya diyorum, ressamada Tanrı. Ben ikisi değilim. Ben yaratmam, yaratılmadım da. Ben her şeyi içeririm, hiçbir şeyi beni içermez.
Her şeyin varoluşu ve formu zihne bağlıdır. Bilmek zihinsel bir üründür. Ve zihinden görülen dünya zihnin huzursuzluğuna uygun olarak sürekli değişen öznel ve kişisel bir dünyadır.
Sınırlı kategorileri ,amaçlılığı, öznelliği, dualitesi vs.ile huzursuz zihne karşı olarak, sınırsız "Ben'im"duygusu tüm gücüyle durur. Emin olabileceğim tek şey bu "Ben'im"dir; Dekartçı anlamda düşünen bir "ben"değil, hiçbir yüklemi olmayan bir "Ben'im".