Ne yola geldik, ne yolu terk ettik.
İşte şimdi buradayız.
Yol bizi bekler.
Yol, hiç bitmez
Yola devam.
Yolu hiç bırakmadık, özgürlük savaşımız hep sürdü.
Uğruna ölecek bir fikir bulamadım demişti bir şair.
Daha çok şiire ihtiyacımız var, daha çok sevmeye, yolda olmaya…
Hey sen, hiçbir zaman umut olmadığını söyleme bana, çünkü umut asla tükenmez.
Lizard King’in dediği gibi “Bir şey arıyoruz bizi çoktan bulmuş olan”
Renkli dünyalara sıradan birer karakter çizdik, yıldızlara üfledik nefesimizi…
Orada bir çığlık yükseldi, (Per aspera ad astra)Zorlukları aşarak yıldızlara doğru!
Gecesine yıldız tozu bulaşanlar, güne geç kalmazlar…
Kalbini aç, eve geliyoruz!
Bir gün buradan gitmenin bir yolunu bulacağız.
Burada olmak, buraya ait olduğun anlamına gelmez.
Dünya üzerinde sesimizin ve şiirlerimizin duyulmadığı kara parçasını kalmayana dek yoldayız.
Yıldızlar bizlere her zaman yol göstermiştir.
Aynı düşün farklı renkleriyiz, aynı kozmosa dağılan…
Yıldızlar kalabalık ve parlak, yol kadar sonsuz ve yarınlar kadar umutluyuz
Yıldızlara giden yol bile tek bir adımla başlar
Yine bir gece yola karışacak izlerimiz ve unutulmasın biz birbirimizi buluruz.
Başka bir dünya mümkün! Ellerimizle yoğuracağız taşını toprağını.
Uyan! Çünkü artık uyanmanın zamanı geldi.
Sigarandan bir duman al ve dinle
Şiirlerimizin ve şarkılarımızın yankılandığı kulaklara selam olsun
Ve sesler yeniden yankılanıyor. Hiçbir şey bitmedi.
İyi geceler Satürn, iyi geceler yoldaşlar…
Buraya ait değilsin. Aç kalbini. Satürn fısıldayacak
Adımlarımız sessiz, kimliklerimiz yırtık. Hayatın anlamsızlığına anlam katmak için yoldayız.