Yunus Emre

Bir sözü halkın sevdiği veya sempati duyduğu kimselere nispet ettiğin zaman, söylenen sözü batıl da olsa kabul ederler. Fakat herhangi bir sözü onların kötü bildikleri ve sevmedikleri birine nispet ettiğinde, söylenen sözü hak olsa bile reddederler. Bundan dolayı bu kimseler hiçbir zaman insanları hakka göre değerlendiremezler. Bu, bâtıl bir saplantıdır ve halkın çoğunu egemenliği altına almıştır.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hz Ali: “Bir sözün hak olup olmadığını söyleyen kişiye göre değerlendirmekten sakın! Sen önce hakkın ne olduğunu tanı.” Akıllı kişi önce hakkı tanır, sonra söylenen söze bakar; söylenen söz hakka uygun ise onu kabul eder. Hak sözü söyleyen kişinin, hak veya bâtıl yanlısı olması onun yanında eşittir, eşit olmalıdır. Hatta daha da öteye giderek, sapıklık yolunu tutmuş olanların sözleri arasındaki hak sözleri bulup ortaya çıkarma hususunda özel gayret göstermelidir. Sahte para ile gerçeğini birbirinden ayırma yeteneğine sahip bir sarraf, karşısındaki ne kadar usta bir kalpazan olursa olsun elini kalpazanın kesesine daldırmaktan çekinmez. Zira o, halis altın ile sahtesini birbirinden rahatlıkla ayırabilecek bilgiye sahiptir. Tecrübeli sarrafın kalpazanla alışveriş yapmasını engellemeye gerek yok.
Sayfa 55·Kitabı okudu
Felsefeciler insanları kendi bâtıl görüşlerine cezbetmek için sufilerin ahlak konusundaki tespitlerini almışlar ve kendi görüşleri ile karıştırarak sunmuşlardır. Kuran-ı Kerim’in belirttiğine göre sufiler, çok eski zamanlardan beri bulunmaktadır.
Sayfa 53·Kitabı okudu
Felsefeciler bir taraftan burhan (kesin delil) için şartlar ileri sürüyorlar, kesin bilginin ancak belli şartlar yerine getirildiği takdirde ortaya çıkabileceğini söylüyorlar, diğer taraftan dini konularda konuşmaya gelince, kendileri tarafından konulmuş bu şartlara bağlı kalmaya gerek duymuyorlar. Din alanında konuştuklarında bu şartları olabildiğince gevşek tutuyorlar. Bu durumda, mantık ilmini inceleyen, bu ilmi beğenen, gayet açık delillere dayandığını gören bazı kimseler; felsefecilerden nakledilen ve onların küfre girmesine sebep olan bazı görüşlerin de mantık ilminde dile getirdikleri burhan ile desteklendiğini zannederler.
Sayfa 49·Kitabı okudu
Bir sanat dalında ya da bir meslekte uzmanlaşmış olan kişinin bütün sanat dallarında uzman olması gerekmez. Mesela fıkıh ve kelam alanında uzmanlaşmış olan birinin tıp alanında da uzman olması gerekmez. Tersine her ilim dalında ve meslek alanında, başkalarını geride bırakarak ön sıralara geçmiş ve zirveye ulaşmış kişiler bulunur. Halbuki bu kimseler diğer ilim dalları ve mesleklerde kafaları çalışmaz birer ahmak ve cahil kimseler gibidirler. Tıpkı bunun gibi ilk felsefecilerin matematik hakkında söyledikleri kesin delillere dayandığı halde, ilahiyat sahasında söyledikleri ise tahmine dayanmaktaydı.
Sayfa 45·Kitabı okudu