• KAM DAVULUNDAKİ RİTMLER

    KAM, tarihsel içrek bilgilerin taşıyıcısı, ruhsal ve doğasal dengenin koruyucusu, görünen ve görünmeyen dünyaların ilişkilendiricisi, ruhların yönlendiricisidir.
    Gök Tengri, Tengrizm , İlk çağlarda, örgütsüz, propagandasız , kitapsız, yayılmacı <cihat> fikri olmıyan, karşı tarafı ötekileştirmeyen , politika, milliyetçilik yapmayan, inançsal bir örgüte hizmet etmeyen kişiye özel bir bireysel inançtır.
    Tek başına etkinlik yapan, saraylarda yaşamayan, sınıf oluşturmayan , alçakgönüllü yaşamlarıyla topluma hizmet veren şamanlar,
    Kültür mirasını korur, bu misyonu başarıyla uygulardı.
    Gösteri , imge ve simgelerle, öbeğinin bütün mitsel kültür değerlerini yeni kuşaklara aktarırdı.
    İlk çağlarda, şamanlar, yöresel ve bireysel olarak birbirlerine benzemiyorlardı.
    Ak kam'lar;
    Işıklı ruhlara (Ay’a) kurban sunar, güneşi selamlar, kırmızı davul, elbise , kartal tüyü takarlardı. Sazını alırdı eline , başlardı oynamaya, sıçramaya . Bağlama , cura, saz’ın atası kopuz, def,davul gibi müzik aletleri ile sesi , haraketleri ve takıları ile görsel ve işitsel bir gösteri sunardı.
    Kara kam'lar;
    Kötülük kaynağı ağaçtan türeyen şamanlardı,
    karga tüyü takarlar , elbise, kara renkli davul kullanır, cenk eden savaşçıya benzerdi. Kemerine tahta kılıç takar, göğsünde koruyucu demirler, yedi tane küçük ok, kötü ruhlarla, büyücülerle savaşır. Bilicilik
    yapardı.
    Giysilerinde takılı ayna ile ruhları görür, fal bakıcılık , tin görümcülük yapar,
    davulu, tokmak ile kötü ruhları kovardı. Dans ederek büyük bir coşku halinde şeytanla , ölü
    atalarla, doğa ruhlarıyla delirmiş bir durumda yaptığı hareketlerle ruhlarla ilişki kurduğuna inanılırdı.

    DAVUL,TEF
    TÖNGÜR SEÇİMİ ;
    Davulun derisi, çizgi , oyun manzaraları, hayvan, ağaç, kaz, kurbağa, kurt , tavşan geyik resimleri süs ve bebeklerden ibaretti.
    Kam davul latası, yılan ve cin resimleri ile işlenmiştir. Bu simgeler kutsaldır. Davulun tokmağı kutsal ağaç olarak bilinen ardıç ve kayından yapılır.
    Şaman , tören sırasında davulu ile konuşurdu. Bu sırada Davul, şamanın manevi eşi görevini üstlenir, ruhlar ile şaman arasında aracılık yapardı.

    KAM DAVULUNDA KULLANILAN MÜZİK RİTMLERİ
    1- Yılan ritmi;
    <üç yavaş vuruş>
    Yeni bir şeye sahip olma ,
    işi gücü toparlama
    2- Geyik ritmi ;
    <iki yavaş, iki hızlı ritm>
    Uğur, hamile kadınların doğurması,varlıkların paylaşılması, yolculuk
    3-kaplumbağa ritmi;
    <bir vuruş iki hızlı vuruş>bir vuruş
    bağışıklık, uyumu şaplamak-
    yeni bir oluşum için temel sağlamak
    4-Boğa ritmi;
    <bir vuruş- dört hızlı vuruş> , düşmanları püskürtme
    maddi kalkınma, fiziki gücün bir araya yığılması
    5- Balıkçıl kuşu ritmi;
    <iki hızlı- iki yavaş>
    karşıya çıkan engelleri aşmak
    sevgiye yardım etmektir.
    6- Örümcek ritmi;
    <iki hızlı- bir normal>iki hızlı- üreticilik, negatif enerjiden temizlenmek
    7-Ayı ritmi;
    <Dörthızlı +bir vuruş>
    Mevki korumak, engelleri kaldırmak, içine gömülmek
    8-Kaplan ritmi ;
    <haraket-ritmleri>
    KAMLAR NASIL TÖREN YAPARDI?
    Kamlar, bir ağacı kutsal kılarak çevresinde döner, zeybek oyununa benzer haraket ederek oynarlardı. Kuş veya başka hayvan kılığına girerek ayakların yerden kesilmesiyle sıçrama ve başka bir yere konma <atlama> ile kötücül varlıkların dikkatini çekmeden çok hızlı bir biçimde öteki aleme gidilirdi. Başka bir şaman, göl, deniz, ateş ve okyonuslarda uçabilme yeteneğine sahip tahtadan yapılmış bir kutlu AT ile sembolik olarak gökyüzüne çıkardı. Geçitler, mağaralar , ağaç kovukları, ana rahmine benzetilerek çok derinlere indiği, dibinin bulunmadığı yerlerde sürüngenleri taklit eden oyunları ile dikkati çekerdi.
    Başka bir kam ise;
    Bir ırmağı kutsal kılıp tören yapardı. Düş gücü ile ruhlara güzel sözler söyler, ruhların ağzı ile davulun içine bakarak tinlerle konuşurdu. Sesini alçaltıp yükselterek anlaşılmaz dilde, anlaşılmaz şeyler söyler.
    Bazıları ise çadırda yada kapalı bir evde, bir tas su koyar, su dalgalanır, içindeki taşlar titreşir bu şekilde tinlerle iletişim kurardı.
    Bazıları ise bir daire çizer , içine adam oturtur, gizemli alkışlar, dualar, garip garip isimler söyler, ağzı köpürmüş şekilde boyun damarları şişmiş emir verirdi.
    Ritüel anında , şamanın üçüncü gözü açılır. Ruhlarla tinsel diliyle, bitkilerle, hayvanlarla da kendi dilleriyle konuşurdu.
    Kam oyunu, yön olarak güney’den başlar, batı, kuzey kuzey doğudan geçer , tekrar güneye gelir.
    Gök ile yeri birleştirmek için kaplan yürüyüşü yaparak güney’den kuzeye geçer, sonra doğuya daha sonra tekrar güney’e geçer.
    Dairenin kapanması ile tören başlamış olur,
    ADAKLARIN kesilmesi ile birlikte şölen devam ederdi.
    Ölü toprağı , saç , kaşık , tırnak , pabuç eskisi , çörek otu,beygir nalı, eski elbise parçası , sidik, yakılan ardıç tütsüsü , evde yada tepelerin üzerinde adak olarak mum yakıp süt sunmak, oba denen tepeler oluşturmak, söylence ve duaların ilahi gibi okunması, yağmur duası, beyaz ya da sarı renk bez parçalarını ağaç dallarına ya da kafaya bağlamak, vaazcıların göğe yakararak sonunda kendinden geçmeleri , bayramlar kutlamak efsun malzemeleri olarak kullanılırdı.
    At kılı, buz parçası, kan pıhtısı vs. araçlarla kozmik yolculuğa çıkardı.
    Yanan kürek kemiği ile havanın durumunu bilen konusunda uzman kamlar olduğu gibi, evden ölüevinden ölenin ruhunu temizleyen, hayvanların ölmemesi için efsunlayan, çocuk isteyene çocuk , bol av isteyene av, yağmur isteyene cede taşıyla bulut verendi.
    O , hastalara em <ilaç> yapan Atasagundu. Otacıydı.
    KAM , iyi bir tinbilimcidir. Bazı kamların bedeninde iki özellik vardır. bir delik ,
    karında özel bir yer.
    Oraya bıçak , hançer, kılıç saplayabilirdi. Bir kemiğinin fazla olduğuna dair inanç beslenirdi.
    Sözsel söylencelerin yanında görsel bir şölen ile devam eden
    tören sırasında ;

    Cin çarpmasın diye;
    1- kırmızı kordela takılır. Mavi kordelaya mavi boncuk takılırdı.
    2-Çocukların başına boya sürülür.
    3-Al basmasın (lohusa hummasına tutulmasın) diye okunur, üflenir.
    4- Cinin çişi, çocuğun çişine karışmasın diye çocuk bezi dışarıda bırakılmaz.
    5-lokma dökülür,
    6-kurşun dökülür.
    7-41 tane Çöre otu serpilerek Karaçöre adlı cin girmeyeceğine inanılırdı.



    Kaynakça;
    Türk kültüründe kadın şaman Prof .Dr .Fuzuli BAYAT
    İslamiyetten önce Türk kültür tarihi
    Prof.Dr.Bahaeddin ÖGEL
    Türk mitoloji ansiklopedisi
    Deniz KARAKURT
  • Binlerce şeyi ilk kez ve son kez görmekten daha melankolik ve daha etkileyici ne olabilir ki?Yolculuk etmek her an doğup, her an ölmek anlamına gelir.
  • Kader diye bir şey yoktur, yalnızca sınırları vardır. En kötü yazgı, sınırları sabırla karşılamaktır. Karşı çıkmak gerekir.
  • Sınırlar kadar hiçbir kısıtlamadan sıkılmadım ve kendi sınırlarım içinde sınırsızlığımı kurdum. Hiç değilse bana özgü bir sınırsızlık, kendi suskum, kendi çığlığımın sınırsızlığı.
  • Her şey geçiyor. Hiçbir şey geçmese de.
  • Dünya nasıl olması gerekiyorsa öyle. Kendi kendini kurtaramayanı hiç kimse kurtaramaz.
  • 498 syf.
    ·Beğendi·10/10
    Var oluş sancısı çeken insanoğlu için mükemmel bir rehber primattan insana insandan tanrıya mükemmel bir yolculuk. Türümüzün nasıl acılar çekerek evrimlestigini sade ve ikna edici bir dille açıklamış yazar.