BAHAR KAYA SÖZEN, bir alıntı ekledi.
23 May 01:14 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 8/10 puan

Eğer daha adil bir ülke olsaydık, eğer bu kadar işkence, yolsuzluk, vahşet, yalan sarmasaydı ortalığı... Eğer politikacılar bu kadar iğrenç olmasalardı.
...
Eğer politikacılar bu kadar iğrenç olmasalardı! Mercimek kadar beyinleriyle ülkeyi mahvetmeseler, toplumun doğal dengelerini bozmasalardı. Muazzam salaklıklarına bakmadan toplum mühendisliğine soyundular ve sonuçta ülke elimizden kayıp gitti.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 85 - Remzi Kitabevi)Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli (Sayfa 85 - Remzi Kitabevi)
ramazan k., bir alıntı ekledi.
20 May 02:45 · Kitabı okudu · Puan vermedi

İnsanlar rekor denilecek kadar kısa bir sürede muazzam servetleri nasıl ediniyorlar? Yolsuzluk yapmadan mümkün mü bu? İlkeli bir adam olarak kalma yolundaki ısrarımın sırrı ne? Bu noktada tek arzum Randa ile evlenebilmek.

Başkanın Öldürüldüğü Gün, Necib Mahfuz (Sayfa 16 - kırmızı kedi)Başkanın Öldürüldüğü Gün, Necib Mahfuz (Sayfa 16 - kırmızı kedi)
Ç.B., bir alıntı ekledi.
18 May 10:43

Suudi Arabistan gibi bir ülkenin hal-i pür melalini tarif etmek için yolsuzluk kelimesi bile yetmez: Yolsuzluğa gerek yoktur, zira yönetici çete (yani kraliyet ailesi) zaten bütün servete sahiptir.

Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 13 - Metis yayınları)Ahir Zamanlarda Yaşarken, Slavoj Zizek (Sayfa 13 - Metis yayınları)
Onur Özkan, bir alıntı ekledi.
16 May 16:55 · Kitabı okumayı düşünüyor

U Po Kyin
Yukarı Burma, Kyauktada bölgesi sulh yargıcı U Po Kyin,
verandasında oturuyordu. Saat daha sekiz buçuktu;
ama aylardan nisan olduğu için uzun, boğucu öğlen saatlerinin
habercisi olan bunaltıcı bir hava vardı.
Arada sırada hafifçe esen rüzgâr bir serinlik duygusu veriyor,
saçaklardan sarkan yeni sulanmış orkideleri kıpırdatıyordu.
Orkidelerin arkasında bir palmiye ağacının tozlu ve kıvrımlı
gövdesi görülebilirdi; onun arkasında da masmavi, parlak gökyüzü.
Yukarılarda, bakıldığında insanın başını döndürecek kadar yüksekte,
birkaç akbaba kanatlarını hiç kıpırdatmadan dönüp duruyordu.

U Po, kocaman porselen bir put gibi hiç gözünü kırpmadan yakıcı
güneş ışığının tam içine dikti bakışlarını. Elli yaşlarında bir adamdı.
Öyle şişmandı ki yıllardır koltuğundan yardımsız kalkamıyordu ama
yine de bütün iriliğine rağmen biçimli, hatta güzeldi;
çünkü Burmalılar, beyaz adamlar gibi şiştikçe çökmezlerdi;
tersine olgunlaşan bir meyve gibi simetrik bir şekilde şişmanlarlardı.
U Po’nun çok geniş, sarı ve kırışıksız bir yüzü ve çok açık
kahverengi gözleri vardı. Bütün parmakları aynı uzunlukta olan
yüksek kemerli, küt ayakları çıplaktı. Kısa saçlı başı da açıktı.
Burmalıların resmî olmayan toplantılarda giydikleri türden
sarı kırmızı kareli, canlı bir Arakanese longyi giymişti.
Masanın üzerindeki cilalı bir kutudan aldığı betel’i çiğniyor ve
geçmiş yaşamını düşünüyordu.

Göz kamaştırıcı başarılarla dolu bir yaşamdı onunki. U Po Kyin’in en
eski anısı, seksenli yıllarda, henüz şiş karınlı çıplak bir çocukken,
zafer kazanan İngiliz askerlerinin Mandalay’a girişini seyredişiydi.
Biftekle beslenmiş, kırmızı yüzlü ve kırmızı ceketli kocaman adamlar
sıra sıra önünden geçerken duyduğu dehşeti hatırlıyordu;
omuzlarında uzun tüfekler vardı, çizmeleri ağır ve ritmik bir ses çıkarıyordu.
Onları birkaç dakika seyrettikten sonra tabanları yağlamıştı.
Çocuk kafasıyla, kendi insanlarının bu devler ırkıyla asla başa
çıkamayacağını kavramıştı. Daha çocukken İngilizlerin tarafında
dövüşmek, onlara bir asalak gibi yapışmak en büyük tutkusu oldu.

On yedi yaşındayken kendine hükümette iş bulmayı denedi;
ama yoksulluğu ve dostlarının olmayışı yüzünden bunu başaramayınca
üç yılını Mandalay pazarlarının pis kokulu labirentinde pirinç tacirlerine
yazmanlık yaparak geçirdi, zaman zaman da hırsızlık yapıyordu.
Yirmi yaşında bir şantaj işinde şansı yaver gidip de eline dört yüz rupi
geçince hemen Rangoon’a gidip parasıyla kendine hükümette
bir yazmanlık işi ayarladı. Maaşı düşük olmasına karşın iş çok kazançlıydı.

O sıralarda yazmanlardan oluşan bir çete, hükümet dükkânlarında
yolsuzluk yaparak çok iyi paralar kazanıyordu ve elbette Po Kyin de
(o sıralar adı yalnızca Po Kyin’di, soyluluk göstergesi olan U yıllar sonra geldi)
onlara katılmıştı. Ama bütün yaşamını kâtiplikle ve ıvır zıvır hırsızlıklarla
harcamayacak kadar becerikli biriydi o.
Bir gün, küçük memur eksikliği çeken hükümetin,
yazmanlar arasından kimilerine memurluk vereceğini öğrendi.
Bu haber ertesi hafta kamuya açıklanacaktı ama Po Kyin’in
yeteneklerinden biri de bilgilere herkesten bir hafta önce ulaşabilmesiydi.
Karşısına çıkan fırsatı değerlendirdi, önlem almalarına fırsat vermeden
bütün suç ortaklarını ele verdi. Çoğu tutuklandı ve Po Kyin
dürüstlüğünün ödülü olarak ilçe yöneticisi yardımcısı yapıldı.
O günden bu yana durmaksızın yükseldi.
Şimdi, ellialtı yaşında bir bölge sulh yargıcıydı ve büyük olasılıkla
daha da yükseltilecek, komisyon vekili yapılacak, böylece İngilizlerle eşit,
hatta onlara emir verebilen bir konuma getirilecekti.

Burma Günleri, George Orwell (Sayfa 13 - Can Yayınları - Minikitap 40)Burma Günleri, George Orwell (Sayfa 13 - Can Yayınları - Minikitap 40)
Whats in my library?, bir alıntı ekledi.
13 May 19:49 · Kitabı okudu · İnceledi · 7/10 puan

Yolsuzluk devlet memurlarına has kalıcı bir hastalık olarak kaldı.

Modernleşen Türkiye'nin Tarihi, Erik Jan Zürcher (Sayfa 77 - İletişim)Modernleşen Türkiye'nin Tarihi, Erik Jan Zürcher (Sayfa 77 - İletişim)

 Sadece sanat konularında Müslüman ve yolsuzluk, hırsızlık konularında tümden dinsiz miyiz?
 

brhm szn, bir alıntı ekledi.
08 May 18:33 · Kitabı okudu · 7/10 puan

Doğduğum yerde ölmek isterdim. Oradan hiç ayrılmayıp, doğduğum evde, o sokakta, o tanıdık bildik insanlar arasında ömür sürer, sonra da huzur içinde ortalıktan kaybolurdum. Eğer daha adil bir ülke olsaydık, eğer bu kadar işkence, yolsuzluk, vahşet, yalan sarmasaydı ortalığı... Eğer politikacılar bu kadar iğrenç olmasalardı.

Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü LivaneliBir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm, Zülfü Livaneli
Abdullah SAFİDEMİR, Aklımla Dalga Geçme'yi inceledi.
07 May 17:36 · Kitabı okudu · 43 günde · 10/10 puan

Dünden bugüne neler söylendi, neler yaşanıldığı dair derlenmiş kaynak niteliği taşıyan başucu kitabı. Yakın zaman tarihimizde daha dün diyebileceğimiz zaman diliminde yaşamış olayların anatomisi yazılmış. Kpss, Yolsuzluk, Ölümler, Şehitler, Kavgalar, Kazalar ve daha niceleri bu iki kapak arasında sizi bekliyor.

Her olayın bir nedeni var. Ardından sonucu yaşanıyor. "Genellemeler hataya gebe," olsa da diyeceğim: Türkiye'de hep sonuçlar konuşuluyor.

Aklımla Dalga Geçme, Fatih Portakal (Sayfa 22 - Can Sanat Yayınları)

"Sosyal sorunların esas kaynağı, bireylerin kusurları ve yetersizlikleri değil, işsizlik, yoksulluk, yolsuzluk ve rüşvet gibi erdem eksiklikleri ve sosyal kirleticilerin yanında, sosyopolitik sistemdeki eksikliklerdir."