Pusula saatten önce icat edildi. Çünkü yön varışın ne kadar sürede vardığından daha önemli...
İnsan çoğu zaman zamanı kaybetmekten korkar; oysa asıl trajedi, yönünü yitirmektir. Çünkü süre yalnızca varışı ölçer, fakat yön insanın hangi hakikate doğru yürüdüğünü söyler.. • Ruhatemas 🍀
1000Kitap
Reklam
Rezil ve Yalnız
Mukayyet ol bana, sabır tükendi İçim dışım sürekli kışla grisi Kimse değilsin, zehir zemberek zebercet öfkesinde cinnet Herkes ayrı cehennem, herkes aynı kıyamet Gösterim yasak, hafızamda tuzaklar Çığ düşerdi aklıma hatırladıkça Silindi yüzler, kaldı sesler Gözlerinde keder gizlenen bütün köpekler Ordayım ben ayaklar altı günler Güldüren bir trajediydim, yavaşça ürküten Açıldı perde, uzun tirat, kayıp suflör Belirsiz her yön Sahiden vuruldu dublör Kolla kendini şehrin kayıp şairi Okunmayacak esamen, yazılmayacak tarihin Kimdi kim bilir kılıçlı gösteri Sihirbaz bir akşam harbiden kendini kesti Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Rezil ve yalnız, gözlerim kapandı ben Utancın halkasından bir zırh kuşandım Gözlerimde gümüş pullu limanlar bağlı Lodoslarda kaybolup soluksuz kaldım Terli yorgun ve sarhoş atlar Gözlerimden her akşam bi' yalnız atlar Kayıp mayıslar Bu sen değilsin, karlı bir akşam bıçak yedin Hafızan silindi, tüm gülümsemen değişti
Siz Hangi Tür Babasınız...
👨‍👦Kral Baba, Kaya Baba, Yok Baba, Koşullu Seven Baba, Korkuluk Baba… Siz hangi tür babasınız? Babalar kızlarına kendileriyle, erkeklerle ve dünyayla kuracakları ilişkiyi şekillendiren nasıl bir psikolojik bir miras aktarır? Bir kız çocuğunun kendisiyle ilgili kurduğu hikâyenin önemli karakterlerinden biri babasıdır. Kız çocukları babalarında yalnızca kendilerini koruyan, ihtiyaçlarını karşılayan ya da kuralları koyan kişiyi görmezler. Erkeklerin nasıl sevdiklerini, gücü nasıl kullandıklarını, öfkelerini nasıl ifade ettiklerini, kadınlara nasıl davrandıklarını ve ilişkilerde nasıl yer aldıklarını da büyük ölçüde babalarını gözlemleyerek öğrenirler. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca aile içindeki duygusal bağlardan biri değildir; bir kız çocuğunun kendisiyle, erkeklerle ve dünyayla kuracağı ilişkinin şekillenmesinde önemli rol oynayan psikolojik bir gelişim alanıdır. Bir baba kızına yalnızca soyadını, yaşam koşullarını ya da maddi imkânlarını bırakmaz. Aynı zamanda görünmez bir miras da aktarır. Kızının hata yaptığında kendisini ne kadar affedebileceğini, ne kadar değerli hissedeceğini, ilişkilerde nasıl bir sevgi bekleyeceğini, otorite karşısında nasıl davranacağını ve hayatta ne kadar yer kaplayabileceğini etkileyen birçok mesaj bu ilişkinin içinde şekillenir. Bazen bu mesajlar açıkça söylenir; bazen de yıllar boyunca tekrar eden küçük davranışların, bakışların, sessizliklerin ve duygusal tepkilerin içinde aktarılır. Bu nedenle baba-kız ilişkisi yalnızca çocukluk yıllarına ait bir hikâye değildir. Babalar kızlarının iç dünyasında çoğu zaman onlar büyüdükten sonra da yaşamaya devam ederler. Bir kadının kendisine söylediği cesaret verici cümlelerde de yetersizlik hissettiği anlarda zihninde yükselen eleştirel seste de bazen babasının izleri bulunabilir. Bu
Makale|Yazı
kalanların sesi
Gidenlerin çoğu, arkalarında bıraktıkları enkaza bakmadan anlatır hikâyelerini. Kimseye zarar vermediğini söyler, o kadar da acımasız olmadığını, kimsenin hayatını yıkmadığını... Çünkü insan, vicdanını rahat ettirecek bir köşe arar kendine. Aynaya baktığında gördüğü yüzün suçlu değil, yalnızca mecbur olduğunu düşünmek ister. Oysa giderken dönüp ardına bakmayanların dilinde hep aynı cümle vardır: "Daha fazla üzülmesin diye gittim." Kalırsam ona da bana da zarar verecekti derler. Fakat nasıl gittiklerini, hangi sessizlikleri geride bıraktıklarını, hangi yaraları açıklamasız bıraktıklarını unuturlar. Yürümeye cesaret edemedikleri yolların başında verdikleri sözleri de unutur insanlar. Birlikte çıkılan yolculukların ortasında yön değiştirdiklerini, bir zamanlar gözlerinin içine bakarak kurdukları hayalleri yarım bıraktıklarını da... "O an öyle hissediyordum" derler sonra. Sanki bir kalbin üzerine bırakılan sözler, hissin ömrü kadar kısa olabilirmiş gibi. Oysa bazı cümleler söylendiği anda yalnızca bugüne ait olmaz; geleceğe uzanır, umut olur, yuva olur. Sonra anlarız ki o sözlerin içinde bizim adımız hiç yokmuş. Aynı düşleri kurmak istemişler belki, ama başka ellerle, başka hayatlarda. Elbette her şey değişir. İnsan değişir, mevsimler değişir, duyguların yönü değişir. Hiçbir sevda aynı ritimde sonsuza kadar sürmez. Fakat değişmek, kırıp dökmeyi meşru kılmaz. Gitmek bazen kaçınılmazdır ama güzel gitmek de bir erdemdir. Çünkü bir insanın evini ateşe verip ardından "Ben zaten ateşi hiç sevmem" demesi, küllerin gerçeğini değiştirmez. Yanan duvarlar, is kokusunu uzun süre taşır. Giden unutsa bile, kalan o yangının sıcaklığını yıllarca avuçlarında hisseder. Belki de en büyük kırgınlık yapılanlardan değil, hiç yapılmayanlardan doğar. Bir çaba göstermeden vazgeçmekten... Daha
“Pusula saaten önce icat edildi. Çünkü yön varışın ne kadar süreceğinden daha önemlidir.”
Reklam
Reklam