Yorum

Osric Tortellini isimli okurun asıl gönderisini gör
Mümin gibi inanmaya ve yasamaya basladigimiz gun hersey yeniden baslar. Musluman teslim olmys demektir. Mumin teslim oldugunu bilen ve gonulden yasayan demektir. Musluman olmak yetmez mümin olmaliyiz.
Kişisel olarak iyi bir mümin/müslüman olunduğunda bunun ciddi bir yaptırım gücü ... Toplumsal olarak ... Olacak mıdır ...
Sizin dine bakış açınızla benimki farklı. Siz dine kişisel tercih meselesi diye baktığınız sürece bu mümkün değil. Bence din bir yaşam modeli, yönetim şekli ve toplumsal iradedir. Din sadece ve sadece özgürlük bazında kişiseldir. Isteyen istediğine inanır. Akliniza gelen ilk soru ayni cografyada bir kac din varsa ne olacak? Herhangi bir çatışma olmadan nasıl olacak? Yüzlerce yıl Osmanlıda uygulanmış örneği var buyrun. O kudrete diğerlerinin hayali bile erişemiyordu. Emin olun insan olmayı başarırsak çok daha farklı çözümlerde çıkacaktır ortaya.
Şuan yaşam modelimiz ve yönetim şeklimiz dine ( islamiyete ) göre olmadıgına göre ... Sebep olarak bunları göstermeliyiz o halde ... Bunları mı anlamalıyız ...
O konu farklı. Şimdi yaşadığımız yer ve başımızdaki idare müslüman midir? Değildir. Lâik bir idareye tabiyiz. Peki bu idare bizim inancımıza, yasam seklimize müdahele ediyor, kısıtlama getiriyor veya ilim irfan amaclı orgutlenmemize engel oluyor mu? Hayır. O halde bizim önümüzdeki engel idare değildir. Bizim engelimiz gercek cemaat anlayışımızı kaybedip cemaatleri binalara hapsedip, çıkar aracı yapmamizdan kaynaklanıyor.
Bir an ordan tağuta bağlayacaksınız diye korkmadım değil :)
Bir de konuyla ilgili yaşanmış bir olay nakledeyim. Büyük ihtimalle duymuşsunuzdur. Daha açıklayıcı olursa Hindistan'da yasayan muslumanlarin Hint kanunlarina uymalari ama Halife Yavuz Sultan Selim'e tabi olmaları gibi düşünün. BU ÇEŞMEDEN MÜSLÜMANA SU İÇMEK HARAM...!!!! Vaktiyle Bursa’ da bir Müslüman, eski adı “Yahudilik Yolağzı”, bugünkü adı Arap …Şükrü olan muhitte çeşme yaptırmış ve başına bir kitabe eklemiş: “Her kula helâl, Müslüman’a haram!..” Bursa başkent, tabii Osmanlı karışmış, bu nasıl fitnedir diye… … Gitmişler kadıya şikâyete, adam yakalanıp yaka-paça huzûra getirilmiş. “Bu nasıl fitnedir, dîni İslâm, ahâlisi Müslüman olan koca devlette sen kalk, hayrattır, sebildir diye çeşme yap, ama suyunu Müslüman’a yasakla!.. Olacak iş midir, nedir sebebi, aklını mı yitirdin?..” diye çıkışmışlar adama. Adam: - “Müsaade buyurun, sebebi vardır, lâkin ispat ister, delil şarttır…”dedikçe kadı kızmış: - “Ne delili, ne ispatı?.. Sen fitne çıkardın, Müslüman ahâlinin huzurunu kaçırdın, katlin vâciptir!” demiş. Demiş ama, bir yandan da merak edermiş: - “Nedir gerekçen?..” diye sormuş. Adam: - “Bir tek Sultan’a derim…” diye cevap verince, ortalık yine karışmış. Söz Sultan’a gitmiş, adam yaka paça saraya götürülmüş… Padişah da sinirlenmiş ama, diğer yandan o da meraklanırmış: - “De bakalım ne diyeceksen. Bu nasıl iştir ki, hem çeşmeyi yaparsın,hem de her kula helâl,Müslüman’a haram yazarsın?..” Adam, başı önünde konuşur: - “Delilim vardır, lâkin ispat ister.” - “Ya dediğin gibi sağlam değilse delilin?..” - “O zaman boynum, hükme kıldan incedir Sultânım…” - “Eeee?!..”- “Sultânım, herhangi bir havradan (sinagog) rasgele bir hahamı izahsız yaka-paça tutuklayın, bir hafta tutun. Bakın neler olacak…” Dediği yapılmış adamın. Bütün azınlıklar bir olmuş, başlarında Mûsevîler, “ne oluyor, bu ne zulüm?.. Bizim din adamımıza biz kefiliz, ne gerekirse söyleyin yapalım, o masumdur, gerekirse kefalet ödeyelim…” Çevre ülkelerden bile elçiler gelmiş, elçiler mektup üstüne mektup getirmiş… Bir hafta dolunca, adam: - “Sultanım, artık bırakmak zamanıdır” demiş. Haham bırakılmış, azınlıklar mutlu, bu sefer Sultan’a teşekkürler, hediyeler - “Aynı işi herhangi bir kiliseden herhangi bir papaz için yaptırınız Sultanım” demiş. Aynı şekilde bir papaz derdest edilip yaka-paça alınmış Pazar ayininden ve aynı tepkiler artarak devam etmiş. Haftası dolunca da serbest bırakılmış. Mutluluk ve sevinç gösterileri daha bir fazlalaşmış, teşekkürler, şükranlar… din adamlarına kavuşmanın mutluluğuyla daha bir sarılmışlar birbirlerine… Sultan: - “Bitti mi?..” demiş adama. - “Sultânım son bir iş kaldı, sonra hüküm zamanıdır izninizle” demiş. - “Şimdi nedir isteğin?..” - “Efendim, pâyitahtımız Bursa’nın en sevilen, âlimini alınız minberinden…” Adamın dediğini yapmışlar, Ulucâmi imamını Cuma hutbesinin ortasında almışlar, yaka-paça götürmüşler…Ve . Bir ALLAH’ın kulu çıkıp da, “ne oluyor, siz ne yapıyorsunuz?.. Hiç olmazsa vaazı bitene kadar bekleseydiniz”, gibi tek bir kelâm etmemiş, imamın peşinden giden, arayan-soran olmamış… Geçmiş bir hafta, “Nerde imam” diye gelen-giden yok!.Halk hâlinden memnun, başlamış bir dedikodu, o geçen hafta tutuklanan koca âlim için: - “Biz de onu adam bilmiş, hoca bellemiştik…” - “Kim bilir ne suç etti de tevkif edildi!..” - “Vah vaah!.. Acırım arkasında kıldığım namazlara…” - “Sorma, sorma…” Padişah, kadı ve adam izliyorlarmış olup-bitenleri. Sonunda Padişah çeşmeyi yaptırana sormuş: - “Eee, ne olacak şimdi?.. Adam: - “Bırakma zamanıdır. Bir de özür dileyip helâllik almak lâzımdır hocadan.” “Haklısın” demiş padişah, denilenin yapılması için emir buyurmuş ve adama dönmüş. Adam başı önünde konuşmuş: - “Ey büyük Sultânım, siz irade buyurunuz lütfen, böyle Müslümanlara su helâl edilir mi?..” Sultan acı acı tebessüm etmiş: - “Hava bile haram, hava bile!..” demiş..
Evet daha önce de okumuş/dinlemiştim almamız gereken güzel dersler içermekte gerçekten ...
Kesinlikle katiliyorum.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.