Yorum

Ahmet Humanist ️️ isimli okurun asıl gönderisini gör
O kadar ucuz edebiyat yapıyorsunuz ki... O ayetin öncesini bilerek okumadığınızdan eminim. Allah ilk uyarıyı yapıyor. Evlatliklarınız sizin evladınız değildir, Babalarının adıyla çağırın diyor. Hükmünü kesin ve net veriyor. Ayrıca Peygamberin taşıdığı çekinceyi de Allah açıkça belirtiyor. Zeyd ve Zeynep boşanıyor. Dönemin zorluğu altında Zeynep herhangi bir zorlamaya tabi tutulmuyor. Aksine Peygamber eşlerine dünyanın süsünden uzak olmaları ve muminlerin anneleri sıfatı ekleniyor. Ekstra sorumluluk yukleniyor. Bu sorumluluğun altına girme durumu da kadının kendi isteğiyle oluyor. Allah hükmünü vermekten çekinmez. Yalnızca kalbinde hastalık olanlar okuduğunu ya da doğru olanı saptırmaya çalışırlar. İnanmak istemeyenler üzerinde inananların bir sorumluluğu yoktur. Ama inanan kişiye karşı bilinçli yapılan bu basit laf oyunları ile siz yalnızca kendinize zulmediyorsunuz, umarım dönüşünüz erken olur...
Gerçi bu kişinin profiline bakınca çok şaşırmadım... Sapkınlık ve azginliklarini katlayarak ahiretten nasibini yok edenler de Kuran'da çokça anılır. Ölümün olduğu dünyada keske biraz akletseydiniz.
Ibrahim bey, evlatlık meselesi genel anlamda hassas bir noktadır. Bir insan birini evlatlık alıyorsa, bu evladı oldu demektir. Biyolojik olarak bakılmamakta. Şimdi bu dönemi ele alalım. Ayni olay. Bir aile bir çocuğu/genci evlatlık alıyor. Sonra o evlatlığı evleniyor. Bir süre beraber yaşadıktan sonra evlatlığı ayrılıyor ve üvey babasıyla ayrıldığı kadın evleniyor. Şimdi bu sence etik mi? Bu dönemde bu yapılmıyor. Asla ahlaki bir değildir. Hatta „cahiliye“ denilen dönemde bile bu etik sayılmıyordu! Eğer bu durum Tanrı katında zaten sakıncalı değil ise, neden sadece bir ayetle açıkla gereği duymuyor da, illa Peygamberin! evlenmesini istiyor? Mesele apaçık ortada, Muhammed Zeynep’i çok istiyordu (Zeyd’le evli olduğu halde) ve “güya” bir ayetle bunu meşrulaştırdı, çünkü etik değildi. İşi kurtarmaya çalışmayın lütfen.
Ahmet Humanist ️️
Ahmet Humanist ️️
Bilinmeyenler üzerinde ne kadar da kesin net ifadeleriniz ve hatta kesin bilgiymis gibi tavrınız var. Sizin zanlarınız gerçekliği karşılamıyor. Allah size gidin de evlenin demiyor. Anlamadiginiz iki nokta var; Birincisi O dönemde boşanmış kadınların yaşadığı zorluk, ikincisi de bu konunun biyolojik anlamda bir sorun olusturmaması. Ayrica Peygamber eşlerinin aldigi yükümlülükler fazladır ki bunun altina herkes giremez. Kuran'da bununla ilgili ayetlere de bakmanızı öneririm özellikle. Etik değil diyorsunuz ki bunun etikle alakası dahi yok. Etik bir bilimdir ve bu apayrı bir konudur. Din tüm zamanlar için gönderilmiş ve aydinlatmistir. O yüzden size bir konuda ehliyet verilmesi o konuda illede yapacaksınız anlami tasimamaktadır. 4 kadınla evlilik yapabilme ehliyeti de bunlardan biridir. Günümüzde hiçbir anlam ifade etmeyebilir ama yoğun savas dönemine girildiğinde müslüman olmayan ulkelerde dahi bununla ilgili duzenlemeler vardır. Diğer husus Peygambere uçkur uzere yaşayan bir insan muamelesi yapmaniz ki evliliklerini araştırip biraz da tarihine bakinca hiçbirinin bu demek olmadığını anlardiniz. Hatta Kuran'da Peygamberin de artık baska bir kadinla evlenmemesinin sınırını cizen ayet de vardır. Asil konuya gelirsek, Allah da insanların icinde bulundukları durumu aydınlatmıştır. Bir kişiyi evlatlık edindiyseniz ona gerçek bir evladınız gibi davranmanız, sizin onun babasi ya da annesi oldugunuzu göstermez. Bilimsel anlamda da böyledir. Evlilik, zorlu dönemleri de beraber düşününce, hukuku hiçe sayılan kadını bir hukuk korumasi altina almayi amaçlar ( islamda evliligin esaslarına ayetlerden bakabilirsiniz). O donemin cehaleti simdi olsa ve evlatlignin eşi zulme maruz kalacak olsa, bu zorluğu gören kimseler icin de bu farklı bir anlam tasimazdi. Şu tarz yorumlar sizi asla gerçeğe ulaştırmaz: "Cok istediği için kılıf uydurdu"... Peygamber Hz. Hatice ile evliliğinden sonra kaç yıl evlilik yapmadı, yaşça büyük kadinlarla da evlendi. Gercekten mesele uçkur ise Peygamberin önünde engel mi vardi ? Bu donemin birçok başkanından yoneticisine hepsinden daha üst konumdayken bunu açıklamak için bir hareket yapmasina gerek mi vardı? Zaten dilediginde önüne herşeyi serebilecek insanlar vardı cevresinde. Ama o mütevazı yaşadı yalnızca Allaha çağırdı. Konulari isteginiz dogrultusunda carpitmaniz bu gercegi değiştirmez. ( İnanmayanlar üzerinde inananların bir sorumluluğu yoktur. Sizin dininiz size, benim dinim bana.)
İbrahim Burak
İbrahim Burak
Ibrahim bey, ben nasıl bilinmeyenler üzerinden gidiyor isem, sizde ayni şekilde bilinmeyen yoldan yürüyorsunuz. Tarihi kaynaklardan bahsediyordunuz ki, o tarihi kaynaklar Peygamberden 300 yıl sonra kaleme alinmiş. Sahih olarak bilinen Buhari, Müslüm, Ebu Davud vs. hadisleri de ayni o şekildedir. Dolaysıyla bana ve yazara nasıl bilmiyorsunuz diye hitap ediyor iseniz, ayni şekilde ben de size diyebilirim çünkü sağlam kaynak yoktur. Kuran en sağlamı diye düşünür isek, zaten o kadar çok anlaşılmaz ayetler vardır ki, müfessirler birçoğunu siyer kaynaklarla açıklanmaya kalkışırlar. Ve az önce yazdığım gibi siyer kaynakları ise yazılı olarak Peygamberden 3-4 asır sonraya dayanır. Bütün İslami birikimlerden emin olun güzel bir dünya çıkartabilirsiniz, ayni şekilde problemli bir dünyada. Yazar bu kitabi ve kitaplarını zaten sağlam diye bilinen kaynaklardan alıyor. Kitaplarını okuyun derim. Konuyu uzatmak istemiyorum, size tavsiyem sorgulayın ve kırmızı çizginizi geçerek olayları değerlendirin. Emin olun büyük sıkıntılarla karşılaşacaksınız.
Ahmet Humanist ️️
Ahmet Humanist ️️
Ben kaynak olarak Kur'an'ın hükümleri üzerinden gidiyorum siz bana hadislerden bahsediyorsunuz. Kur'an budur diye yazilan farkli bir kaynak yok ki zaten Kur'an kendi kendini açıklar. O dönemi anlamayan bir insan yakin donemin avrupasindaki savaslara dahi baksa insanların nasil durumlara düştüğünü görür. Bunlardan yaptığı çıkarımla Allah'ın verdiği ehliyetin anlamını daha iyi kavrar. Tekrar ediyorum, bir şeye Kuran'da ehliyet verilmesi onu illede yapacaksınız anlamı taşımaz. Uzatamayi ben de istemiyorum ki zaten kişi sadece yaşadığı dünyaya, cevresine hatta kendisine baksa bile Yaratan'ı bulabilir. Kirmizi cizgileri aşıp arastirali cok oldu eğer bunu merak ediyorsanız. Kur'an'ı anlayacaksaniz once Kur'an'la bastan sona iştigal edin ve kalbinizi önyargı ile değil anlam ile doldurun. Hadis diye sunulan ama Kur'an'a uymayan birçokları gibi gerçekleri değil uydurmaları yazan günümüz şarlatanları da birbirinden farksızdır. Karar sizin ister inanın ister inanmayın. Bana düşen sadece bu konuda Allah'ın kitabi ile uyarmakti. Elbet öleceğiz ve Allah hükmünü verecek. Uzatmanın bir anlamı yok..
İbrahim Burak
İbrahim Burak
Ibrahim bey, net konuşmayın, bu doğrudur demeyin. Çünkü kesin doğruluk diye bir şey yoktur. Bu yazarın ve benim düşüncelerim kendi şahsi fikirlerimiz değildir, paylaşım yaptığım yazılar tekrar ediyorum Sünni kesimin sahih olarak gördüğü kaynaklarda mevcuttur. Şimdi zamanın şarlatanlarından değil! Kuran da kendini açıklayan kitapta değildir! Hep yoruma açıktır, bunu sebepsiz söylemiyorum. Siz bile Kuranın mealini veya tefsirini okuduğunuz zaman başka bir insanın yorumunu okuyorsunuz zaten. Dikkat ettiniz mi tefsirlerin kaynak verdiği noktaları? Yoksa siz Arapçaya vakıfsınız ve direk Kuranı okuyorsunuz ve her şeyi anlıyorsunuz? Kuranın bir şeye ehliyet vermesi“ illa da onu yapacaksanız anlamına gelmediği gibi, onu yaparsanız kimse size niye yapıyorsunuz da dememeli öyle değil mi? Allah bir döneme bakarak kural getirmez. Eğer Allah zamandan münezzeh ise, bütün zaman için geçerli kanunlar vermeli. O dönem kız/kadın savaş esirleri cariyeler olarak alınması normalmiş o neden Kuran istediğiniz kadar cariye alin demiş, bu dönem ise öyle değilmiş gibi gibi işi kurtarma noktaları çok komikçidir. Savaşlarda olur herkes yapıyor deniliyor bazen, eeeee o zaman Bosna savaşında Sırpların Müslüman kadınları cariye olarak kullanmamaları Kuran‘a göre gayet doğal. Ne demek istediğim ince çizgiyi yakalayabilirsen beni anlarsın. Ama sanırım frekanslarımız uyuşmuyor.
Ahmet Humanist ️️
Ahmet Humanist ️️
bir insan bir insanin dediklerini en fazla bu kadar anlamaz. İşinize geldiğinde hadisler, isinize gelmediginde Kur'an.... Bunu yaparak kendinizi kandirirsiniz. Kur'an kendi kendini açıklıyor demek sizin dediginiz şey değil. Bütün anlamda okumak ve bağlantılarını güzelce kurmaktir ki sizinle artik tartismam gereksiz. Yine bir ayetle cevap : "Duymak istemeyene sen mi duyuracaksin ? Gormek istemeyene sen mi gostereceksin ?". Elbette ki hayır.
İbrahim Burak
İbrahim Burak
Değerli Ibrahim bey beni sizi çok iyi anlıyorum, çünkü ben uzun yıllar imamlık yaptım. Benim düşündüğüm gibi düşünme arifesindesiniz. Ben bir tik daha ileriye atıf yaparak bir şeyler söylemek istiyorum ama ne demek istediğim şeyler maalesef havada kalıyor. Bir ayet yazmışsınız, bu ayeti siz Arapçadan kendimiz mi tercüme ettiğiniz yoksa internetten mi buldunuz? Bu ayet ne zaman ve hangi sebepten dolayı inmiş kısaca anlatır mısınız? Araştırırken hangi müfessir hangi kaynaklara başvurmuş lütfen bir bakin.
Ahmet Humanist ️️
Ahmet Humanist ️️
"Onlar her sözü dinler, doğru olana uyarlar" ayetk geliyor aklıma. Karşılaştırmalı olarak bakiyorum, yurtiçi ve yurtdisi kaynaklara. Kur'an temelinden de ayrılmiyorum. Hüküm verilen noktalarda simdiye kadar da mutmain olmadigim birşeye rastlamadım. Bence önce Kibirden arınmak gerek. O perde ki insana bir fâni olduğunu unutturuyor. Bence yeteri kadar uzadı. Yazmaktan hoslanan bir insan değilim. Kişinin ne ile aydinlanacagi konusunda bence bu kadar emin olmayın. Sizin eşik olarak baktığınız nokta belki başka insanlar için küçük bir çakıl taşından farksiz olabilir. Sebepleri büyüterek anlamdan uzaklaşmak da varılacak en kötü son olabilir. Dikkat etmek lazim.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.