Yorum

Asmar Farzaliyeva isimli okurun asıl gönderisini gör
Esas mesut olmak nedir? Esas mutluluk nedir? Esas mutluluk ağlayarak geldiğimiz şu dünyadan yüzü gülerek ayrılmak değil midir? Çünkü insanın giderken ki durumudur asıl önemli olan. Giderken hayat karnesi kırıklar ile doluysa dünyadayken ki gülmelerin, mutlulukların artık ne faydası olabilir? Bugün Avrupa ve Amerika'da ki insanlar kendilerini mesut zannediyorlar, sömürdükleri ve yakıp yıktıkları insanların toprakları ve zenginlikleri ile kendilerini mutlu, mesut zannediyorlar. Bakalım toprağın altına girince de mutlu, mesut olacaklar mı? Yoksa verilmez hesaplar içinde mi olacaklar... Vicdansızca öldürdükleri bebekler, çocuklar ile bakalım nasıl hesaplaşacaklar?
Hamının xoşbəxtlik anlayışı bir deyil. Kimin üçünsə əsas, önəmli olana başqa birisi heç həyatında yer də vermir.
devletlerinin yapıp ettikleri neden bireyin suçu olsun? onlar sefa içinde günahkarsa biz de sefalet içinde aynı derecede günahkarız. biz iki dünyayı birden kaybetme riski taşırken onlar en azından bu dünyayı yaşayabiliyorlar.
x
x
Peki devletin yönetimlerini kim seçiyor? Halk seçmiyor mu? Seçerken demokrasi var diye mutlu oluyoruz da seçtiklerimizin yaptıklarından sorumlu olmadığımızı zannediyoruz? Diyeceksiniz ki hepsi mi seçiyor? Ama çoğunluk seçiyor. Ve bu yönetenlerin politikalarından rahatsız olanlar ve desteklemeyenler de zaten istisna olarak konumuzun dışında. Elbette ki böyle insanlar da var. Bize gelirsek günahkar olarak yaşayıp yaşamama kendi çabamıza, mücadelemize kalmış bir şey, evet hepimiz günah işliyoruz ama daha iyi olmanın ve günahlarımızı azaltmanın mücadelesini de verebiliriz. İlk yorumum da vurgulamak istediğim şey ölürken yani giderken mesut ve mutlu olabilecek durumda mıyız değil miyiz asıl önemli olan budur.
@Serdar__1907 bizim günahlarımızı bireysel olarak ele alıp batılılarınkini toplum olarak yargılamanız adil değil. mesele buysa bizim hükümetimiz de hiç masum değil. dahası, demokrasilerde aralarından seçim yapmanız istenen adayların aday konumuna hangi usulsüzlüklerle gelmiş olabileceği de malumunuz. çoğu zaman sistemin açığından yararlananlar arasında oluyor seçimlerimiz, buna mecbur bırakılıyoruz. sizin söylemek istediğinizi de anlıyorum fakat tam bağımsız bir ülkenin vatandaşlarına gereken refahı sağlamamasının bahanesi refah içindeki diğer ulusların kötülüğü olamaz, en azından bizim ülkemiz için durum bu değil. mutluluk anlayışı bireyden bireye değişeceğine göre, devletlere düşen insanın fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarının kolaylıkla karşılanabildiği, suçun az görüldüğü, steril bir toplum yaratmaktır. böyle bir topluluk bir kez oluştuktan sonra esas mutluluğun kime ne ifade ettiği yine bireylerin vicdanını ilgilendirir ve doğrudan toplumsal ya da politik bir mesele olmadığı gibi, toplumsal yoksulluğun tesellisi de olamaz
x
x
Bizim ki de aynı şekilde zaten. Demokrasi ile ilgili sorun bizde de aynı. Adayların en hak edene göre değil nüfuz ve paraya göre geldiği açık zaten. Biz de hem hükümet hem de bireysel olarak masum değiliz. Fakat kabul edelim ki en azından Avrupa'nın önde gelen bazı ülkeleri ve Amerika gibi eli kanlı değiliz. Bizim yüzümüzden bebekler, çocuklar, insanlar ölmüyor ve yerlerinden, yurtlarından olmuyor. Mesela Filistin ve Ukrayna da ki göz yaşlarında en azından bir katkımız yok. Onların üzerinde hesabımız vesaire yok. Hiç olmazsa bu da bir şeydir. Böyle gelecek bir refahı da asla istemezdik.
@Serdar__1907 çok da uzak olmayan tarihlerde kendi ülkemizin malum bölgelerinde de çok gözyaşı aktı, sizin ya da benim oylarımla değilse de dedelerimizin oylarıyla. yarın yine aynısı yaşanabilir. seçmenlerin şahsi mesuliyetleri başka bir konu, bu durumun refah seviyemizle bir nedensellik ilişkisi içinde olup olmaması bambaşka bir konu.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.