Yorum

ahmet isimli okurun asıl gönderisini gör
İbrâhim Efendi Konağı
İbrâhim Efendi Konağı
kitabını okuyorum. Yazar hakkında fazla bilgim yok. Ama ilginç tarafı Abdülhamid'e karşıt birisi değil. Birinci meşrutiyetten günümüze kadar bütün yazar, fikir adamı, öne çıkan kim varsa sanki moda gibi Abdülhamid'e karşı iken, muhalif olmayan birini görmek şaşırtıyor. Bir kitap alıyorsun eline Mehmet Rauf, siyasi bir şeylere dokunduruyor, başka bir kitap alıyorsun Hüseyin Rahmi Gürpınar kezâ.
Dört dörtlük biri değildir belki. İyice karanlığa gömmüşler o tarihi. Kurcalasan bile zar zor bilgiye ulaşıyorsun. Ama dört dörtlük olmasa da hem yazarlar hem de halk acayip manipüle edilmiş. Yazarın yukarıdaki kitabında geçtiği üzere zebâni gibi gösterilmiş.
ahmet
ahmet
o muhaliflerin acaba kendileri gibi muhalif olan dönemin feylesofu Rıza Tevfik Bölükbaşı’nın Hünkarın ölümünden sonra yazdığı şu dikkat çekici şiirden haberleri var mıdır? Nerdesin Şevketli Sultan Hamid Han, Feryâdım varır mı bârigâhına? Ölüm uykusundan bir lâhza uyan, Şu nankör milletin bak günâhına... Târihler ismini andığı zaman, Sana hak verecek, ey koca Sultan!.. Bizdik utanmadan iftirâ atan, Asrın en siyâsî pâdişâhına... "Pâdişah hem zâlim, hem deli..." dedik, “İhtilâle kıyâm etmeli...” dedik; Şeytan ne dediyse biz "Belî..." dedik; Çalışdık fitnenin intibâhına. Tahkîre yeltenip tâc ü tahtını Denedi bu millet kara bahtını, Sınadı sillenin nerm ü sahtını... Rahmeyle sultânım, sûz-ı âhına!.. Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz, Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz. Sâde deli değil, edepsizmişiz: Tükürdük atalar kıblegâhına!.. Sonra cinsi bozuk, ahlâkı fenâ, Bir sürü türedi, girdi meydana. Nerden çıkdı bunca veled-i zinâ? Yuh olsun bunların ham ervâhına!.. Bunlar halkı didik didik etdiler, Katliâma kadar sürüp gitdiler. Saçak öpmeyenler secde etdiler... Bir âsî zâbitin pis külâhına. Bugün varsa yoksa ....... ..... Şöhretinde herkes fuzûli dellâl, Âlem-i mânâdan bak da ibret al Uğursuz tâlihin şu gümrâhına... Haddi yok, açlıkla derde girenin, Sehpâ-yı kazâya boyun verenin. Lânetle anılan cebâbirenin Rahmet okutdu bu en küstâhına. Çok kişiye şimdi vatan mezardır, Herkesin belâdan nasîbi vardır, Selâmetle eren pek bahtiyardır, Bu şeb-i yeldânın şen sabâhına. Milliyet dâvâsı fıska büründü, Ridâ-yı diyânet yerde süründü, Türk’ün rûhu zorla âsi göründü, Hem Peygamber’ine, hem Allâh'ına... Sen hafiyelerle dem sürdün ancak, Bunlar her tarafa kurdu salıncak... Eli yüzü kara bir sürü alçak Kemend atdı dehrin mihr u mâhına... Bu itler – nedense – bana salmadı, Bahalıydı başım, kimse almadı, Seyrandan başkaca iş de kalmadı Gurbet ellerinin bu seyyâhına... Hoş oldu cilvesi Cumhûriyet’in, Tadı kalmamışdı Meşrûtiyet’in, Deccala zil çalan böyle milletin Bundan başka çâre yok ıslâhına... Lâkin sen Sultân'ım, gavs-ı ekbersin, Âhiretden bile himmet eylersin... Çok çekdi şu millet, murâda ersin: Şefâat kıl şâhım, meded-hâhına!.. Rızâ Tevfîk Bölükbaşı
elif güner
elif güner
gerçekten çok gönülden yazılmış satırlara benziyor. Pişman olmuş, mazur mudur bilemem. Ama kendilerini bu furyaya kaptırırken bir aklı selim çıkmamış. Sanki en iyi vuran en iyi kahraman olacakmışcasına vurmuşlar
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.