Yorum

Emil Kraepelin isimli okurun asıl gönderisini gör
Tıp fakültesinde neredeyse her hocamın söylediği "Hastalık yoktur hasta vardır." diye önemli bir söz vardır. Hastalarınıza kalıp bilgiler dayamayın her hastayı ayrı ayrı değerlendirin. Birinin anormali bir diğerinin normali olabilir. Elinizdeki bilgileri nerede ve nasıl kullanmayı bilmek, hastayı buna göre değerlendirip tedavi vermek çok önemlidir söylerlerdi. Gerçi hala söylüyorlar. iletinize dayanarak bunu da eklemek istedim:)
Teşekkür ederim değerli katkınız için. Tam da bu sebeple, eskilerin psikiyatri kitapları için şöyle bir yazı okumuş ve ardında şöyle yazmıştım: ""Psikotik özne, dinlenmesi gereken bir insandan çok, tedavi edilecek bir nesne haline gelmiş durumda. Hastanın özgüllüğü ve hayat hikâyesi çoğu zaman rötuşlanıyor. Eskinin psikiyatri kitapları hastalardan aktarılan sözlerle doluyken, bugün sadece istatistiklerle ve sözde-matematiksel şemalarla karşılaşıyoruz. Çalışmalarda tek tek vakalarda ne olup bittiğine hemen hiç değinilmeyip, vakaların bir arada kümelendiği sayılar sunuluyor. Mesela bir kişinin belli bir tedaviye niye yanıt verdiğini ve bu yanıtın tam olarak ne olduğunu asla öğrenemiyoruz; bunun yerine, katılımcıların yüzde kaçının yanıt verdiğine veya vermediğine dair istatistikler buluyoruz. Birey ortadan kaybolmuş durumda." Esasen hikayenin gizi biraz da tarihsel serüvende yatıyor. Aydınlanma çağı, "akıllı" olmayanı dışlamayı tercih etti. Üstelik insanı merkeze alırken. Biz bugün, yine dışlamayı tercih ediyoruz. Üstelik, insanı merkezden çıkartmış iken. Bugün hastalar prangalara vurulmuyor; fakat sistemin çarklı dişine vuruluyor. Sayısal verilerden ibaret hale geliyorlar. Akıl hastaları bence hint ormanları gibi, esrarengiz ve ihtişamlı. Bu hikayeler için, birilerinin zamanı ve çabası olmalı. Bugün Capgras Sendromunu ihtiva eden vaka sunumlarını okudum. Hastalardan bir tanesi, bir anime karakterinin tesirinde illete tutulurken, bir diğeri trans birisi ile birlikte olduktan sonra hastalığa yakalanıyor. Çözüm ikisi için de Risperidone ve Sertraline idi. Lakin bence birbirlerinden bambaşka vakalar idi aynı zamanda.
Dediğiniz gibi birilerinin zamanı ve çabası olmalı. Yakın zamanda psikiyatri rotasyonumu tamamlayan bir ön hekim olarak belirtmek isterim ki çevremizde etkin tedavi edilemediğine inandığım çok fazla insan olduğunu düşünüyorum. Tedavinin gerekliliği açısından belli bir "normal durum" olması gerekiyor tabiki ama "her köşesi kalıplar ile kısıtlanmış bir normal" olmamalı. farklılık ile hastalık arasındaki dengenin sağlanmadığını düşünüyorum. Hasta ile doktor gerekli olan bağı kuramıyor. Hastadan hızlıca bir anamnez alınıyor ve sonra didiklenip ilaç tedavisine başlanılıyor. Hasta artık acilen "sözde normale" dönüştürülmesi gereken birer birey olup çıkıyor. Hastalar özgül değerlendirilmeden gitgide uzaklaşıyor. Ortak küntleşmiş bir normale dönüştürülüyorlar. Psikiyatri de tedavi tartışılacak bir durum ya. O zaman şairin şu dizeleri ile bitirelim : "Ah, kimselerin vakti yok Durup ince şeyleri anlamaya Kalın fırçalarını kullanarak geçiyorlar Evler çocuklar mezarlar çizerek dünyaya Yitenler olduğu görülüyor bir türküyü açtılar mı Bakıp kapatıyorlar "
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.