Yorum

Kırmızısekk isimli okurun asıl gönderisini gör
Tüm dünyada cinayet, tecavüz, savaş, zulüm sürekli artıyor. Doğal olarak göreceli olarak kadın ölümü de artıyor ancak hiçbir oran öldürülen erkeklerden daha fazla değil. Cinayet üzerinden dahi bşr tarafı ön plana koymak, diğer tarafı yok saymak sadece bu oranları artırır. Bu sebeple söylemi değiştirip kadın şiddeti değil, şiddete hayır diyelim.
Haklısın
Şiddet/ cinayet denmesi ile kadına şiddet/ kadın cinayeti denmesi ayni şey değil. Kadınların sadece kadın oldukları için öldürülmesinden bahsediliyor. Erkeklerin de öldüğü senaryolarla ölen kadınlar değil yani durum. Yemeğe tuz atmadığı için öldürülen bir erkek göremezsin, annesinin/kız arkadaşının istediği gibi giyinmedigi için öldürülen bir erkek de göremezsin. Dünya çapında artan şiddet, taciz, savaş, emek sömürüsü, ekolojik yıkım, hak kayıpları... yüzlerce şey için ses çıkarılması gerekiyor. Daha kapsamlı olması için kadına şiddet/ kadın cinayeti demeyi bırakmak anlam kaybına da yol açar. Zaten ülkemizde kadın cinayetleri denmesi bile uzun süren bir emek ve çalışma sonucu olmuştur. Öldürülen kadınların sayısını da buradan biliyoruz. Özetlemeye çalıştım ama neden kadın cinayetleri denmesine gerek olmuş detaylıca araştırabilirsiniz.
sevgi
sevgi
ayrıca öldürülen erkeklerden daha fazla değil demek de saçmalık. Öldürülen her kadına kadın cinayeti denmiyor, kadın olduğu için öldürülen kadınlara deniyor. Yani yerinde erkek olsaydi öldürülmeyecekti. Sevgilisinin evininin balkonundan düşerek ölen erkek sayısı kaç, kadın sayısı kaç? Kadın cinayetleri denmesini ön plana koyma olarak adlandırabiliyorsunuz, çünkü erkeksiniz! Anıt sayaca girip bu sene "kadın cinayetine" kurban giden kadınların neden öldürüldüğüne bakabilirsiniz. Belki anlamaya yardımcı olur. Çevrenizdeki kadınlara ve erkeklere hayatında kaç kere tacize uğradığını sorabilirsin (cevremdeki her kadın en az bir kere ugradi) ayni şekilde otobüste son kalan kişi olduğunda öldürülmekten korktun mu, birisi seni takip ettiği için kaç kere yol değiştirdin, taksiye bindiğinde plakanı ve canlı konumunu arkadaşlarına atıyor musun, kaç kere eve yürürken anahtarları parmaklarının arasına soktun diye sorabilir ve oranları karsilastirabilirsin. Tek başına şiddete karşıyız evet ama sadece bu sekilde söylemek ayrı oznelerin yaşadığı ayrı sorunlara yeterli sesi çıkarmaz. Kadın cinayetleri dersin kadınların yaşadığı daha çok sorunu ortaya koyarsın. İş(çi)cinayeti dersin çalışanını korumayan isverenleri ortaya koyarsın. Benzer şekilde çocuk tacizi de ayrı bir şeydir. Çünkü çocukların algı ve farkındalık seviyesi ile yetiskininki ayrı değil ve bu yüzden maruz kaldığı şeye ayrıca ses çıkarılır. Birine çıkarılan ses öbürünün önünü kapatmaz, ama genel çatı da altındaki ayrı ayrı şeyleri kapsayamaz.
sevgi
sevgi
katılmıyorum sayın okur, Sorgulamayı da yavaş yavaş bırakıyorum, sanırım ben pes edeceğim ve siz kazanacaksınız. Sizi tenzih ederim ama çoğu insan sosyal medyanın kölesi olmuş, ayaklarında prangalar var ve düşünme yetisini kaybetmiş. Rüzgar nereye götürürse... Sanıldığı kadar fazla kadın şiddeti olduğunu reddediyorum ve bununla alakalı sosyoloji, psikoloji, istatistik ve bazı bilim dallarını dikkate alıyorum. Üzülerek söylüyorum ki insanlar tercihlerini yaşıyorlar. Siz kadınlar bir erkekte aradığınız ilk üç özelliği sayar mısınız? Mesela iyi aile çocuğu, evine bağlı 40k alan birini mi tercih ediyorsunuz yoksa 3 suç dosyası, kumar oynayan, alkolik, dövmeli, fizik yapmış birini mi? Yazmak zor geliyor inanın, anlaşmak daha da zor. Bu sebeple beni bağışlayın ancak size katılmak mümkün değil.
Fatih
Fatih
benim söylediğim şeylerin saydığınız sosyoloji, psikoloji, bilim dallarından ayrı olduğunu düşündüren nedir? Aldığımız bilgilerin kaynağı ve takip ettiğimiz yerler düşüncemizi şekillendirir. Siz bu düşüncelerini nelerle temellendiriyorsunuz? Kadın çalışmaları alanında kadınlar tarafından kitapları sosyolojik kitaplara bakıyor musunuz mesela? Ya da anitsayac gibi kadın cinayetlerinin hikayelerini okuyor musunuz? Siz bahsettiğiniz iyi aile erkek çocuklarının, şiddet uygulayabilecegini, evlendikten sonra karısını oldurebilecegini dusunmuyorsaniz, bunlara maruz kalan eşleri de başta düşünmüyor. Benim erkekte aradığım bir özellik yok çünkü hayatıma erkek sevgili almıyorum. Ama yine de tacize uğruyorum, takip edildiğim için yolumu degistiriyorum vs vs. Bunların sonucunda öldürülen kadinlar da oluyor. Hiç tanımadığı rastgele bir erkek tarafından. Bunlari bana yaşatan kimse ceza almıyor bu arada, ve başka kadınlara yaşatmaya devam ediyor. Çünkü devlette bu ataerkinin bir ürünü ve kadınları korumaktansa eve kapanmalarini tercih ediyor. Ülkemizde çocuk evlilikleri devam ediyor, baba şiddeti devam ediyor, kişinin kötü birisi olduğunu anlayıp ayrılmak isteğinde eski sevgili/ eski eş siddetleri devam ediyor. Hakkında 6 kere uzaklaştırma talep ettiği kisi tarafından kadinlar olduruluyor. Kadınların bahsettiğin kötü profildeki erkeklere birlikte olması konusuna gelince, bu kötü erkekler sadece sevgililerine bu şiddeti uygulamıyor, bahsettiğim gibi birçok tacizden birçok olaydan ceza almamış olup "devlet tarafından korunmuş" oluyorlar. O seninle sevgili olmak istediği ama sen istemediğin için bile oldurulebilirsin. Ayrıca özellikle genç kızlar fazla kıskançlığı vs bir sevgi biçimi sanabiliyor, çünkü çevrelerinden böyle görüyorlar. Genel olarak düşüncelerinizi sığ ve uzerine yeterince okunmamış, dolayısıyla bir erkek olarak kadınların sorunlarını ve yaşadıklarını anlayamayan bir noktada görüyorum. Ataerkil bir toplumda yaşarken farkındalık kazanmak için maalesef ekstra çaba göstermek gerekiyor ve bumu yapmadıkça ataerkinin düşünmenizi istediği şekilde düşünmüş oluyorsunuz.
sevgi
sevgi
sayın okur, Mutlaka yaşanmışlıklar, okunmuşluklar vardır. Keza benim de öyle. Burada yazarak anlaşamaycağımız kanaatine vardım ki bir arada da olsak anlaşma zeminimiz yol gibi ancak elbette saygıyı bırakmadan konuşabilmek güzel şey. Ben ataerkil düzeyden bakmadığım gibi kadınların ezildiğini falan da düşğnmüyorum. Belki aldığınız örneklem hatalıdır ya da olaylara oransal bakmıyoreunuzdur. Hasılı, şiddet kimden kime olursa olsun karşısında olmak lazım.
Fatih
Fatih
birbirimize düşünecek yeni şeyler bırakabilrisek ne mutlu. Bence Ataerkil pencereden bakmiyor olmak her konu özelinde yeniden düşünülmesi gereken bir şey çünkü içinde doğduğumuz yer bu. Her bir insanın fark etmeden baktigi bir pencere ayni zamanda. Daha önce de dediğim gibi her şiddete karşı olmak gerekir ve aynı zamanda farklı şiddet türlerinin farklarının da konuşulması gerekir. Örneğin bir çocuk cinayeti ile kadın cinayeti de tamamen aynı örneklemde değildir. Çünkü baskı ve şiddet görme biçimleri yaşları, algı ve farkındalık seviyeleri de farklıdır. Güçlünün, gücünü uygulayacağı kişiyi seçme şekli hayatta kalanın ya da öldürülenin gücüyle de ilgilidir. Bu da ayrı kategorilerde değerlendirilmesini ve ayrı çözüm politikaları uygulanmasını gerektirir. Şiddeti bitirmek ve kadına karşı şiddeti bitirmenin politikaları tamamen ayni olamaz. Alt kümeler olarak düşünürsek üsteki kümeye çözen şey alttaki kumeyi cozmeyebilir. Ama alttaki kumeyi çözen şey üsteki kumeyi de çözer. Çözüm odaklı politikalar oluşturulması için her kumenin ayrı ihtiyaçları olduğu gibi ayrı ezilmislik biçimleri de olduğunu kabul etmek, tümden bir kazanım icin ayrı ayrı kazanımlara ihtiyaç olduğunu da görmek gerekir. İyi günler.
sevgi
sevgi
elbette herkes ayrı bir dünya ve farklılıklara sahiptir. Şu konuda anlaştık sanırım, kimden kime olduğu fark etmeksizin her türlü şiddet ve zulmün karşısındayız. Şurada da aynı noktadayız sanırım, büyük şiddet kğmesinin içinde farklı kümecikler var. Şurada farklı düşünüyoruz, kadına şiddet algısı birilerinin ağzında cıvık bir hal aldı. Mevzuu feminizme döndü. Hatta erkek düşmanlığı doğdu. Bir erkek öldü mü nedenine bakmadan "iyi olmuş, gebersin, az bile" diyen kadınlar, kendi tırnakları kırılsa cihanı yıkar olmuş. Özetle, empati yapalım, saygı duyalım, bencillik yapmayalım.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.