Aslında Kara Sis’le doğrudan bir devamlılık ya da birebir bağlantı yok; ama iki kitap arasında tematik bir akrabalık hissediliyor. İkisinde de konuşmamayı seçen, geçmişini kimseyle paylaşmayan ve kendi sessizliğiyle var olan karakterler var. Bu sessizliğin arkasında saklanan yük, kaçış fikri ve kimliğin sürekli el değiştirmesi iki kitapta da ortak. Benim yorumum da bu paralelliğin hissettirdiklerine dayanıyor, yoksa Kara Sis’teki karakterle Onu Sevdiğim Zamanlar’daki karakter aynı kişi gibi bir bağ kurulmamış bence.