Yorum

Sema isimli okurun asıl gönderisini gör
Bence kötülük dediğimiz şey çoğu zaman sandığımız gibi “kötü niyetli insanlar” falan değil. Yani kimse sabah uyanıp “bugün biraz kötülük yapayım” demiyor. Kötülük daha çok, rahatsız olmamayı seçtiğimiz anlarda ortaya çıkıyor. Bir şeyin yanlış olduğunu hissediyorsun ama “şimdi sırası değil”, “bana dokunmuyor”, “bir şey değişmez zaten” deyip geçiyorsun ya… İşte orası.Mesela biri eziliyor, ama biz “karışmayayım” diyoruz. O anda kendimizi tarafsız sanıyoruz ama aslında düzenin tarafına geçmiş oluyoruz. Sosyolojik olarak da tam bu noktada başlıyor iş: kötülük bireyin kalbinden çok, topluca susmayı öğrenmemizle büyüyor. Herkes biraz geri çekiliyor, sorumluluk havada kalıyor, olan yine birine oluyor.Metaforla söylersek; kötülük bence bağıran bir şey değil. Daha çok odada yanan ama kimsenin kapatmadığı bir lambanın uğultusu gibi. Alışıyorsun. Bir süre sonra sesini duymuyorsun bile. Hatta garip bir şekilde, rahatsız olanlara “abartıyorsun” demeye başlıyorsun. En tehlikeli tarafı da şu: kötülük çoğu zaman kendini “mantıklı” gösteriyor.“Hayat böyle.”“Herkes yapıyor.“Ben ne yapabilirim ki?” Ve bir bakıyorsun, kimse kötü değil ama ortalık kötülük dolu. O yüzden bana kalırsa kötülük, büyük bir karanlık değil; küçük vicdan suskunluklarının birikimi. Tek tek bakınca masum gibi duran, ama yan yana gelince insanın içini üşüten şeyler. Hani bazen “asıl korkutucu olan canavarlar değil, sıradan insanlar” denir ya… Tam olarak o.
Kötülük bağıran değil kimsenin kapatmadığı uğuldayan bir lamba, lambanın yanmamasına sebep olan çaresizlik gibi çok güzel yazmışsın
Saniye Saadet Akgül
Saniye Saadet Akgül
teşekkür ederim 🌸
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.