Öyledir…
Ama hakikat çoğu zaman tek bir cümlenin içine sığmayı sevmez. Okumak, zahmetsiz bir zevk gibi görünür; insan kendini bir kanepeye bırakır, kelimeler onu taşır sanır. Sessizce otururuz ama içimizde uzun yolculuklar yapılır. Gözler satırları izlerken zihin kendine ait olmayan acılardan geçer, kendine ait olmayan sevinçlerle çoğalır. Bu yüzden okumak ne bütünüyle tembelliktir ne de kuru bir emek. Bence okumak, ruhun çalışmasıdır. Sessiz, gösterişsiz, kimsenin alkışlamadığı bir çaba… Uzanarak yapılan ama ayağa kaldıran bir iştir. 😌