Atatürk ardında bir diktatörlük değil, bir demokrasi yapısı bırakmıştı.
Atatürk, bir sosyal devrimci olmadığı gibi kesinlikle sosyalist de değildi. Politik devrimi biçimseldi. Buna karşılık, merkezî noktası laiklik olan kültür devrimi, özgün ve çok geniş kapsamlıydı. Aslında Türkiye'yi yöneten sınıfın ve yönettiği devletin laikleştirilme çabaları daha on dokuzuncu yüzyılda başlamış ve 1908'den sonra İttihat ve Terakki tarafından büyük bir gayretle ileriye doğru itilmişti. Ama dinin hükümet işlerinden tümüyle ayrı tutulmasına ilk karar veren Atatürk idi.
Sayfa 608 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin hâlâ yoksul ve geri kalmış bir ülke olduğu gerçektir. Nüfusun beşte dördünün köylerde, çoğunlukla ilkel kerpiç evlerde yaşadığı bir tarım ülkesiydi. Devlet köylülere düzeni sağlamaktan başka pek az yarar getirmişti.
Sayfa 607 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Cumhuriyet tarihinin ilk özgür seçimleri 14 Mayıs 1950 tarihinde yapıldı ve meclisteki 487 sandalyeden 408'ini kazanan Demokrat Parti toplam oy sayısının ancak yüzde 53'ünü alabilmişti. Cumhuriyet Halk Partisi bu tarihten sonra mecliste bir daha mutlak çoğunluğu sağlayamadı.
İnönü istifa edince, Bayar Cumhurbaşkanı, Menderes Başbakan oldu. Bu değişiklik demokrasiye pürüzsüz bir geçişin zaferi ve Atatürk'ün ulusal egemenlik idealinin gerçekleştirilmesi olarak nitelendirildi. 1937 yılında Bayar, Atatürk'e gösterdiği aşırı övgüyle İnönü'yü alt etmeye çabalamıştı. Şimdi de Demokrat Parti Hükümeti, Atatürk'ün anısına gösterdiği saygıyla onu aşıyordu. Kâğıt ve nakit paralarla, posta pullarının üzerine yine Atatürk'ün resmi basılmaya başladı. 1953 yılında naaşı görkemli bir anıt mezara taşındı. 1951 yılında çıkarılan bir yasa Atatürk'ün anısına saygısızlık göstermeyi suç olarak tanımladı. Yasaklanan bir dini tarikatın üyelerinin Atatürk büstlerini parçalaması bu yasanın çıkmasına neden olmuştu.
Sayfa 605 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Cumhuriyet Halk Partisi Kongresi, 26 Aralık 1938 tarihindeki olağanüstü toplantısında Atatürk'e 'Ebedi Şef unvanını verdi. Yaşamı boyunca partinin başkanı olarak kalacağı ilan edilen İnönü'ye de 'Milli Şef denildi.
Sayfa 602 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu