Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
466 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Cumhuriyet Halk Partisi Kongresi, 26 Aralık 1938 tarihindeki olağanüstü toplantısında Atatürk'e 'Ebedi Şef unvanını verdi. Yaşamı boyunca partinin başkanı olarak kalacağı ilan edilen İnönü'ye de 'Milli Şef denildi.
Sayfa 602 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Reklam
Atatürk, yetenekli bir komutan, kurnaz bir politikacı ve son derece gerçekçi bir devlet adamıydı. Hepsinden öte, Aydınlanma çağının bir insanıydı. Ve Aydınlanmayı yaratanlar evliyalar değildi.
Sayfa 602 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Cumhurbaşkanı olarak İnönü'nün ilk girişimi, Atatürk'ün sonradan tutarlı siyasi muhalifler olmuş eski iki arkadaşı Rauf Orbay ve Kâzım Karabekir'le uzlaşmak oldu. 1939'un başında Tan gazetesi, Atatürk'ün ölümünden önce el konulmuş olan Karabekir'in anılarını tefrika halinde vereceğini açıkladı. Bu haberi alınca **İstanbul Üniversitesinin öğrencileri gazete binasını taşa tuttu ve anıların yayınlanmamasını istedi. Gazete boyun eğdi. Böylece geleceğin modeli çizilmiş oldu. Atatürk yaşamı boyunca kendilerine çağrıda bulunduğu toplum kesimini kazanmıştı. Yeni Batı öğretileriyle eğitilen gençler ona ve tam bağımsızlık ve evrensel uygarlığa katılım yolundaki ikiz ideallerine sadıktılar**. Cumhuriyetin yöneticileri arasındaki bölünmelerden ve yönetilenlerin hoşnutsuzluğundan farklı olarak bu kesim Büyük İnkılâpçı ya da daha sonraki adıyla Devrimcinin eleştirilmesine izin vermeyecekti. Atatürk'ün en iyi bildiği Fransa modelinde olduğu gibi devrim sağlam bir destekçiler tabanı yaratmıştı. Ama Türkiye'deki devrim,kendisini yaratan kişiyle bütünleşmişti. Böylece devrimin ideallerine sadakat ile Atatürk'ün anısına sadakat eşanlamlı oldu. Bunun sonucunda da kültür devrimini savunanlar ile eleştirenler arasındaki mücadele Atatürk'ün kişiliği üzerinde odaklandı. Savunanlar bunu aydınlıkla karanlık arasında bir mücadele olarak görüyorlardı. Atatürk de böyle görmüştü. 1918 Mayısında Osmanlı İmparatorluğu son savaşlarından birini yaşarken gazeteci Ruşen Eşrefe (Ünaydın) verdiği fotoğrafının üzerinde şöyle bir yazı vardı: **Her şeye rağmen muhakkak bir nura doğru yürümekteyiz. Bende bu imanı yaşatan kuvvet, yalnız aziz memleket ve milletim hakkındaki payansız muhabbetim değil; bugünün karanlıkları, ahlâksızlıkları, şarlatanlıkları içinde sırf vatan ve hakikat aşkıyla ziya
Sayfa 602 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Hasta yolcusunu oyalamak için Savarona Boğaz'da ve Marmara'da kısa geziler yapıyordu. Ama Atatürk'ün durumu ağırlaşınca Dolmabahçe Sarayı'nın açıklarında demirleyip bir daha ayrılmadı. Jeneratörleri çok gürültü çıkardığı için yatın elektriği yanına bağlanmış bir denizaltıdan sağlanıyordu Atatürk'ün, “Bir çocuk oyuncağını bekler gibi bu yatı beklemiştim. Mezarım mı olacak bu tekne benim?” dediği yazılmıştır. Verilen yanıt "Hayır!" oldu. 2Temmuzda doktorları cumhurbaşkanının karaya çıkarılmasına karar verdiler. Halkın ilgisini çekmemek için saraya taşınma işlemi hava kararınca gerçekleştirildi ve Atatürk yattan bir koltukla çıkarılıp Dolmabahçe Sarayı'nın denize bakan bir odasına yerleştirilirken ışıklar söndürüldü. Yatağının karşısında Moskova'daki Türk Büyükelçisinin gönderdiği, muhtemelen Kafkas dağlarında baharı gösteren bir tablo asılıydı. Kurak Anadolu platosunun verdiği özlemle Türkler, yeşil dağların, ağaçların resimleri bugün de çok severler.
Sayfa 596 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
...komünist şair Nâzım Hikmet, sözde ordu ve donanmada ayaklanma çıkarmaya kalkışmakla suçlanarak yirmi sekiz yıl hapis cezasına çarptırıldı ve bağışlanmak için Atatürk'e başvurdu. Artık cumhurbaşkanı hastalığının son aşamalarındaydı ve askeri mahkemeler, sert bir disiplin anlayışıyla komünistlere kesinlikle hoşgörü göstermeyen Genelkurmay Başkanı Mareşal Fevzi Çakmak'ın alanına giren bir konuydu. Nâzım Hikmet İkinci Dünya Savaşı'nın sonralarına dek hapishanede kaldı.
Sayfa 595 - Remzi Kitabevi- İkinci kez okunmakta.·Kitabı okudu
Tarih
Reklam