Seda Zerentürk

Seda Zerentürk
Bir ses: Her şeydir kitap.diyor. *** "En büyük savaş, cahilliğe karşı yapılan savaştır." Mustafa Kemal Atatürk ***
Öğretmen ( TDE ) - MEB
Lisans
Adana
Adana
467 okur puanı
Ekim 2018 tarihinde katıldı
Abdülhak Şinasi Hisar- Kelime Kavgası
Puan vermedi·275 syf.··
2026 4. kitabı
Kelime Kavgası; Abdülhak Şinasi Hisar’ın dergilerde ve gazetelerde kalmış, zamanla unutulmaya terk edilmiş edebiyat ve roman yazılarından derlenen kıymetli bir kitaptır. Burada romanın ne olduğu, roman yazmanın, kitap okumanın incelikleri, Abdülhak Şinasi Hisar'ın okumak-yazmak üzerine değerlendirmeleri yer almakla beraber sonlara doğru bazı yazarlarımızın eserlerine dair inceleme yazılarını da okuyabiliyoruz. ( Yakup Kadri'nin "Hüküm Gecesi, Peyami Safa'nın "9.Hariciye Koğuşu") Kitap, Selim İleri’nin ön sözüyle başlar ve bu ön söz, Hisar’ı anlamak için önemli bir kapı aralar. Selim İleri, Abdülhak Şinasi Hisar için şu tespitte bulunur: “Abdülhak Şinasi; birçok eser, birçok yazar okunduktan, özümsendikten sonra tadına varılabilecek bir yazardır.” Filhakika Abdülhak Şinasi Hisar; sabırla, acele etmeden, dilin inceliklerini tada tada okunmayı hak eden bir yazardır. Yaşadığı çağda değeri pek anlaşılamamış, yeterince okunmamış olsa da bugün “iyi ki yazmış, iyi ki ardında bir iz bırakmış diyebilmek ne hoş. Bir dönem kitaplarının basımı dahi yoktu. O yıllarda sahaf sahaf dolaşıp Abdülhak Şinasi’nin eserlerini aradığımı anımsıyorum. :) Neyse ki birkaç yıl önce yeniden basılmaya başlandı.( Everest Yayınları) Hülasa; Abdülhak Şinasi Hisar, en sevdiğim yazarlardan biridir. Eskiye duyduğu özlem, anılarda yaşama tutkusu, müthiş cümle yapısı, eski kelimelere bağlılığı ve şiirsel üslubu, en beğendiğim hususiyetleri arasındadır. Dünyada asıl yegâne dostlarımız olan ve ömrümüzün hâlâ lezzetlerini duyuran bu kitaplar dünyanın asıl asaleti, insan ruh ve fikrinin en ince ve yüksek tezahürleridir. (s.128) - "Okumak, bir iptiladır."-
Duygu ve Düşünce
Kelime KavgasıAbdülhak Şinasi Hisar · Selis Kitaplar · 200526 okunma
Reklam
Orhan Kemal- Murtaza ( Vazifesinin Aslanı :)
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2025 19:39
"Bilirsiniz kimdir Murtaza? Kimdir Kolağası Hasan Bey? Bilmezsiniz? Alsa idiniz kurs, görse idiniz sıkı terbiye amirlerinizden bilirdiniz kimdir Murtaza..." : Tanışın Murtaza ile onun tabiriyle olmayın Muzır Vatandaş... :)) Orhan Kemal, bu eserinde bireyin toplum ve otorite ile olan ilişkisini Murtaza karakteri üzerinden işler, sistemin ironik eleştirisini yapar. Bana göre mizah ve hicvin de bir arada olduğu, düşündüren bir yapıt. Roman boyunca Murtaza'ya yer yer kızsam da yer yer gülmekten de alamadım kendimi. Balkanlardan göç etmiş, gece bekçiliği yapan görevini de fazlasıyla ciddiye alan vazifeşinas, bazı bazı işgüzar, disiplinli, bir o kadar da sorgulamaktan, düşünmekten uzak, üstlerine körü körüne bağlı hayatın içinden bir karakterdir Murtaza... Görevini icra ederken karşısındaki insanları dinlemekten,duymaktan, onların duygularını, düşüncelerini önemsemekten uzak bir görev adamı. Kendi tabiriyle "Vazifesinin Aslanı" Ne diyordu: __"Yukarda Allah, Ankara'da Devlet, Hükümet, burda da ben!"__ "Kurs görmüş, büyüklerinden terbiye, hem de disiplin almış bir bekçiyim, sıkı disiplinci!" Eser boyunca Murtaza'dan sık sık duyduğumuz bu ifadeler, Murtaza'nın nasıl da otoritenin bilhassa sistemin emir kulu haline geldiğinin izahı belkide. Bu cümleler, onun sistemin sadık bir “emir kulu”na nasıl dönüştüğünü açıkça gösteriyor. Murtaza’nın ağzından dökülen her kelime, otoritenin insan zihnini nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor. "Ben emir kuluyum beyim! Emir neyse onu yaparım!” "Vazife bir sırasında görmez gözüm evladımı, demem ciğerparem." ... __"Desin herhangi bir amirim, olacak bu böyle Murtaza Efendi, demem hayır. Desin at kendini denize hem da uçurumlara, kırpmam gözümü."__ (s.116) Ayrıca emir, vazife, disiplin gibi leit motiflerin
Duygu ve Düşünce
MurtazaOrhan Kemal · Everest Yayınları · 20184,574 okunma
Miguel de Unamuno- Sis
Puan vermedi·240 syf.··
Beğendi
·
2025 13. kitabı
Miguel de Unamuno 20.yüzyılda yaşamış ispanyol şair, yazar, düşünürdür kendisi. Yunanca ve Latince dışında onun üzerinde dil bildiği söylenir. Ayrıca yazarın dikkat çeken bir yaşamı olduğunu da araştırdıkça öğrenmiş oldum. - ( Felsefe ve edebiyat üzerine eğitim almış. Üniversitede Profesör olmuş. Dogmatik düşünceye, faşizme karşı çıkmış. Cumhuriyetçi bir aydın. Rejime karşı olduğu için Fransa'ya sürgün edilmiş sonrasında benzer sebeplerden ev hapsine mahkûm edilmiş. Ev hapsindeyken de 72 yaşında hayatını kaybetmiş.) - *** Sis, yazardan okuduğum ilk eser. 1.dünya savaşı yıllarında yazmış. *** İç konuşma -monolog ve diyalog tekniğini sıklıkla kullanmış. Tasvirlere yer vermeden daha az karakter ile alışılagelmişin dışında oluşturduğu kurgu ile akılda yer edinen bir eser olduğunu söyleyebilirim. *** Karşılıksız aşkı, kadın erkek ilişkilerini, evliliği, yaşamı ve ölüm konusunu işleyen yalın anlatımı, sürükleyici, akıcı üslubuyla ve kurgusuyla nitelikli bir eser olduğu aşikâr *** Yazar, bu eserinde varoluşçu felsefenin yansımalarını Agusto üzerinden okura iletir. Başlarda Agusto'nun yolda rastladığı kadına âşık olması, sonrasında gerçekten bunun aşk olup olmadığını sorgulamaya başlaması, ölümü, intiharı, yaşamı sorgulaması, bu yansımanın izleri olarak görülebilir. *** Başkarakter olan Agusto Perez, bana zaman zaman Yusuf Atılgan'ın "Aylak Adam"adlı eserindeki "C"yi anımsattı. Sis'te de Agusto; kendini sık sık yalnız başına dışarıya atar, bir şeylerin birilerinin peşine takılır, saatlerce dolaşır, kendi kendine konuşur sonra amaçsız evine döner. Agusto; yakın zamanda annesini kaybetmiş, varsıl, aylak aylak gezen belli bir amacı olmayan biridir. Kendisine ait evinde iki uşağı ile yaşamaktadır. Eve kendisiyle görüşmeye gelen giden pek olmaz. Bir gün sokakta bulduğu bir köpeği
Duygu ve Düşünce
SisMiguel de Unamuno · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236bin okunma
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2025 7. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 10:56
"İlle de görmek için mi beklenir güzel günler, beklemek de güzel. "diyordu şâir. *** "... öyle bir şey ki insan artık sonuna gelmiş olsam bile beklemeye değmiş diyebilmeli. "(s.57) Beklemek, umut etmek. Beklemek tekrar umut etmek... Hep aynı döngüde mi geçiyor insan ömrü? Ve asıl soru: Peki hakikaten değiyor mu beklediğimize? Genç teğmen Giovanni Drago, Bastiani Kale'sinde 30 yıl bekliyor umutla, inançla... Tatar Çölü'nden gelecek düşmanı bekliyor... Zaman farkında olmadan sessizce akıp gidiyor... Ve o düşman sonunda geldiğinde ise ölüm de beraberinde geliyor. Tıpkı zaman gibi insan ömrü gibi. *** Başta bir kabullenemeyiş, reddediş; beraberinde alışkanlıklar, kabullenişler, yalnızlıklar, bekleyişler... Ertelediklerimiz, uyuşukluklarımız, geç kalmalarımız, yaşamaya geç kalışımız... Hepsinin çok sonra farkına varıyor insan çok sonra artık her şey olup bittikten zaman geçip gittikten sonra... Ama artık çok geç... *** Hayatı, anı kaçırdığımızın farkına varamadan yaşadığımızı zannediyoruz. Aslında yaşamıyor, yaşamayı bilmiyoruz. Dino Buzzati'nin " Tatar Çölü" İnsanın varoluş sancılarını anlamladırabilecek, sorgulamaya, düşünmeye sevk edecek değerli ve derinlikli bir eser. - Ve evet, pek çoğumuz Drago'yuz aslında.- *** "Haydi biraz cesaret Drago, bu senin son kâğıdın, ölümün karşısına bir asker gibi çık ki, hiç olmazsa kandırılmış yaşamın güzel bitsin. Yazgıdan intikamını al, kimse sana kahraman ya da buna benzer bir şey demeyecek ama işte tam da bunun için böyle yapmaya değer. Gölgenin sınırını, resmi geçitteymiş gibi dimdik, kararlı bir adımla aş, hatta becerebilirsen. Gülümse. (s.231) Tatar Çölü, hayatı sadece geçip giden bir zaman değil, bekleyişin biçimlendirdiği bir alan olarak anlatıyor. Kitabın sonunda fark ediyoruz ki; hepimiz bir şekilde
Duygu ve Düşünce
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2024 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2024 11:55
Yaşam, kelimenin tam anlamıyla son ana kadar kişinin son nefesine kadar anlamlı kalır. *** Viktor E.Frankl'ın daha önce "İnsanı Anlam Arayışı" adlı kitabını okumuştum. "Duyulmayan Anlam Çığlığı" ise okuduğum ikinci kitabı oldu. *** 2.Dünya Savaşı'nda, toplama kampında esir tutulmuş. Savaşın sona ermesiyle ölümden son anda kurtulmuş. ( tüm ailesini esir kampında kaybetmiş.) Ve yaşadığı, tanık olduğu acılar neticesinde hayatı sorgulamaya, anlam aramaya başlamış. Avusturyalı nörolog, psikiyatr. "Hayatın bir anlamı varsa acı çekmenin de bir anlamı vardır."diyerek yeni bir ekolun kuramcısı olmuş. Yani "Logoterapi'nin" Logoterapi: "Anlam yoluyla terapi(iyileşme)." Frankl diyor ki: Günümüzde insanların, insanlığın en büyük sorunu "Anlamsızlık." Anlamsızlık duygusu, varoluşsal boşluk, kitle nevrozu olarak adlandırılacak kadar artmakta ve yaygınlaşmaktadır. ''Sigmund Freud, Prenses Bonabarte'ye yazdığı mektubunda şöyle demiştir: "Kişi, yaşamın anlamını veya değerini sorguladığı an, hastadır.'' Ama ben, yaşamın anlamını merak eden bir insanın, ruh hastalığını dışa vurmaktan çok, insanlığını kanıtladığına inanıyorum. Yaşamda anlam arayışına yönelmek için nevrotik olması gerekmez, ama gerçekten de insan olması gerekir. ne olursa olsun, daha önce de belirttiğim gibi anlam arayışı insan olmanın ayırt edici bir özelliğidir. (s.27) Bu konuda Freud da Frankl de haklı gibi. ... "Yaşam için bir anlam aramak hatta böyle bir anlamın olup olmadığını sorgulamak insanın bir başarısıdır. " (s.87) Frankl; amacı, hedefi olmayan bireylerin hayatın anlamını bulamayanların ruhsal rahatsızlıklara daha yatkın olabileceğini söylüyor. İşte Viktor E. Frankl'i ,Freud'dan-Adler'den ayıran yanı da budur. İnsan ancak hayatın içinde kendine bir anlam bularak yer edinebilirse
Psikoloji
Duyulmayan Anlam ÇığlığıViktor E. Frankl · Totem Yayınları · 2018853 okunma
Reklam