Yorum

Ailurophile 〄 isimli okurun asıl gönderisini gör
Ruhi Bey’in metni insanın kendine yakalandığı o çıplak anları öyle yakından gösteriyor ki sayfalar ilerledikçe okur kendi sesini de işitiyor. Şiir gibi başlayıp düşüncenin içine sızması, kalbin ritmini bozup zihni uyandırıyor, sanki iç konuşmaların karanlıkta parlayan kıvılcımı. Edip Cansever burada insanı süsleyip büyütmüyor, olduğu yere indiriyor, o yüzden acıtıyor ama iyi de geliyor. Kısa bir kitap değil, uzun bir yüzleşme, kapağı kapanınca bile içerde bir yer hâlâ yürümeye devam ediyor.
Tam olarak böyle hissettiriyor; okuru uzaktan izleyen değil, içine alan bir metin. “Kısa bir kitap değil, uzun bir yüzleşme” ifadesi Ruhi Bey’in etkisini çok iyi özetlemiş. Bazı kitaplar bittiğinde susar, bazılarıysa insanın içinde konuşmaya devam eder; bu da onlardan biri.
Ailurophile 〄
Ailurophile 〄
Aynen, içine alan metinler okuru misafir etmez, ev sahibi yapar, çıkınca da anahtarı cebinde kalır. Ruhi Bey’in tuhaf gücü de orada, okudukça anlatılan adamı değil, kendindeki gölgeli odaları tanıyorsun, o yüzden bitince susmuyor. Kısa sayfa, uzun yankı meselesi, insanda günlerce dolaşan bir iç ses bırakıyor, sanki kitap kapanmıyor da sadece ışık kısılıyor. Ve bazen en iyi edebiyat, cevap vermek yerine doğru soruyu insanın içine bırakandır, o soru da orada durup durup yeniden konuşuyor.
sesli terapi
sesli terapi
Kesinlikle… “Ev sahibi yapar” benzetmesi çok yerinde; o anahtar meselesi özellikle. Ruhi Bey okurdan çıkmıyor, okurun içine yerleşiyor. Kitap kapanıyor ama ışığın kısılması gibi, karanlıkta hâlâ bir şeyler seçiliyor. Belki de en kalıcı metinler tam olarak bunu yapıyor: cevabı değil, sesi bırakıp gidiyor.
Ailurophile 〄
Ailurophile 〄
O anahtar benzetmesiyle iyice tamamlanmış, çünkü bazı metinler kapıdan çıkarmaz seni, kapıyı içerden kilitleyip kendinle baş başa bırakır. Ruhi Bey’in kalıcılığı da tam burada, okurun içine yerleşip susmuyor, karanlıkta seçilen o şeyler büyüyor, gün içinde hiç beklemediğin anda ses veriyor. Cevabı değil sesi bırakıp gitmek, belki de edebiyatın en ağır hediyesi, çünkü insan o sesi susturamaz, sadece yaşamayı öğrenir. Ve garip biçimde, insanı iyileştiren de bazen susan bir teselli değil, içerde konuşmaya devam eden o dürüst yankı oluyor.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.