Bu duygular sadece yanılsama değil; aynı zamanda üretimin, yaratıcılığın ve ilerlemenin de temel itici güçleri. Sanat, bilim, hatta insani ilişkiler büyük ölçüde tutkudan beslenir. Eğer insan tamamen tutkularından ve hazdan “özgürleşirse”, bu onu gerçekten özgür mü kılar, yoksa motivasyonsuz ve duygusal olarak körelmiş biri mi yapar bir düşünelim?
Bence sorun tutku, hırs ve hazzın varlığı değil; onların bilinçsizce ve ölçüsüz yaşanması. Yani mesele özgürleşmek değil, yönetebilmek.