Meraklı, pozitif, yaşamayı seven, kendi hayat amaçlarım doğrultusunda, kendi ilkelerime göre hayatı yaşamayı düstur edinen biriyim. Tabii ben böyle derim de ayna neyi gösteriyor? Bu soruyu birazda hayat cevaplayacak.
Tuhaftır, bir edebiyat yapıtının toplumsal anlamını metnin kendisinden ziyade, bu metnin yayınlayan yayınevinin adı, kimliği belirleyebilir, belirlemiştir. Bazı kitapları, bazı insanlar için de ne olduğundan, konusundan, yazarından bağımsız, sadece yayınevinin temsil ettiği zihniyeti üzerinden okur ya da okumaz. Kararını bunun üzerinden verir Aslında bu bile memleketimizin hiç modern olmadığını, olamadığını göstermeye yeter.
Bu da bir cemaatleşmedir. Kişiliksizleşmedir. Kimlik çoğu zaman kişiliğe rağmen oluşur. Kişilik de kimliğe rağmen.
Bütün modernleşmeler trajiktir. Sürekli kendisi olmak ile başkası olmak arasında radikal seçimler yapma durumunda kalmak. Bu ülkenin modernleşmesi bir tür kendimiz olmaktan utanmanın hikayesidir. Bu gerçekten trajik bir meseledir. Bu nedenle bizim memleketin modernleşmesinin biliminden çok sanatı yapılır.
Her insanın dinini kişileştirmesi bir diğerinden farklı olabilir. Ne kadar Müslüman o kadar İslam! Ne kadar marksist, o kadar Marksizm! Başka türlü zaten mezhepleri ve tarikatları açıklayamayız. Tek bir Müslüman olma şekli yok.