Yorum

İPEK isimli okurun asıl gönderisini gör
Bazı şeyleri insan bir anda anlamıyor. Ben de anlamadım. Küçükken din benim için daha çok ezberlenmiş cümlelerden, korkulardan, yapılması gerekenlerden ibaretti belki. Allah’ı seviyordum ama O’nu gerçekten tanıyor muydum bilmiyorum. Kur’an’ı okuyordum ama her ayetin bir insanın kalbine nasıl dokunduğunu, bir insanı nasıl ayağa kaldırdığını, nasıl iyileştirdiğini yaş aldıkça fark ettim. Şimdi dönüp geçmişime baktığımda anlıyorum ki insanın yaşı büyüdükçe sadece yüzü değişmiyor; kalbi, bakışı, anlayışı da değişiyor. Eskiden bazı şeyleri neden yaşadığımı sorgulardım. “Neden ben?”, “Neden bu kadar kırıldım?”, “Neden bazı dualarım olmadı?” derdim. Ama zaman geçtikçe Allah’ın bazen vermeyerek koruduğunu, bazen geciktirerek olgunlaştırdığını, bazen sustuğunu sandığımız anlarda bile aslında bizi duyduğunu öğrendim. Çünkü insan büyüdükçe mucizelerin sadece gökten inmediğini anlıyor. Bazen bir sabah uyanabilmekte, bazen hâlâ dayanabiliyor olmakta, bazen içindeki merhameti kaybetmemekte saklı oluyor mucize. Kur’an’ı her okuyuşumda farklı bir yerime dokunuyor artık. Küçükken sadece harflerini görürdüm; şimdi ise kendi hayatımı görüyorum içinde. Sabretmeyi, affetmeyi, insan olmayı, haddini bilmeyi, kalp kırmamayı… En çok da Allah’ın kullarını ne kadar iyi bildiğini görüyorum. Çünkü bazı ayetler var ki sanki tam insanın en yalnız anında inmiş gibi. Kimseye anlatamadığın şeyi anlatıyor sana. İçinde susturduğun yarayı biliyor gibi konuşuyor. Peygamberleri de yaş aldıkça daha farklı anlamaya başladım. Eskiden sadece isimlerini, hayat hikâyelerini öğrenirdim. Şimdi ise onların aslında ne kadar büyük acılar yaşayıp yine de merhametlerini kaybetmediklerini düşünüyorum. İnsanlardan kırılmışken bile insanlara iyi davranabilmek… Asıl güç belki de buydu. Özellikle Peygamber Efendimizin sabrını düşündükçe kendi öfkelerimden utanıyorum bazen. İnsanları yargılamak yerine anlamaya çalışmasını, kendisine kötülük edenler için bile iyi dilekte bulunmasını düşündükçe dinin aslında korkudan değil, vicdandan geçtiğini hissediyorum. Eskiden ibadet sadece yapılması gereken bir şey gibi gelirdi bazen. Şimdi ise Allah’a yaklaşmanın bir yolu gibi geliyor. Yorulduğumda secdeye kapanmanın neden insanın içini hafiflettiğini, dua ederken neden insanın boğazının düğümlendiğini daha iyi anlıyorum artık. Çünkü insan büyüdükçe herkesin her zaman yanında kalmadığını görüyor. Ama Allah’ın hep orada olduğunu fark ediyor. En sessiz gecede bile. Yaşım ilerledikçe şunu anladım: Din sadece kurallar bütünü değilmiş. Din; insanın vicdanıymış, merhametiymiş, niyetiymiş. Allah insanı kusursuz olmaya değil, samimi olmaya çağırıyormuş. Kur’an sadece okunacak bir kitap değilmiş; insanın kendini bulduğu bir aynaymış. Peygamberler de ulaşılmaz insanlar değilmiş; kırılmış, üzülmüş, sabretmiş ama yine de iyilikten vazgeçmemiş güzel kalpli insanlarmış. Belki hâlâ her şeyi bilmiyorum. Hâlâ anlamadığım, sorguladığım şeyler var. Ama artık biliyorum ki inanmak bazen her cevabı bulmak değil; kalbinle Allah’a güvenebilmekmiş. Ve ben yaş aldıkça korkarak değil, anlayarak inanmayı öğrendim. Belki de gerçek olgunluk tam olarak buydu.
open.spotify.com/track/49B8G1vWC... Bu vardı kulaklıkta okurken onun etkisinden midir bilmiyorum ama gerçekten çok hoşuma gitti yazdıkların ve kendimi buldum bir çok yerde. Sorguladığımız şeyler belki aklımızın eseridir ve onu da Allah yarattığı için belki affedecektir ve belki de istediği şey sorgulamamızdır. Diğer konu ile de beni zor zamanlarımda rahatlatan bir ayet bırakmak istiyorum buraya (bakara suresi 216. Ayet) "fakat olur ki siz bir şey'i hoşlanmazsınız halbuki hakkınızda o bir hayırdır ve olur ki bir şey'i severseniz halbuki hakkınızda o bir şerdir siz bilmezken Allah bilir" teşekkür ederim sohbetiniz için teşekkür ederim 🙏🏻🥰🫶🏻 herşey gönlünüzce olsun
Dinleyeceğim. Kendimden bir şeyler bulmak sevindirici sanırım. O ayeti duymuştum. Yeni müslüman olduğum için çok bilmiyorum. Bende teşekkür ederim.
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.