Yorum

Agalloch isimli okurun asıl gönderisini gör
Sanat, insan denen varlığın ilk duygularını ve imgelerini keşfettikten sonra bunu ifade etme olanağından müteşekkildir bana kalırsa. Birçok tanım yapılabilir sanat için. Geçmişte de bugün de ifade olanaklarının çeşitliliği mevcutsa bile halen bu güdü insanı sanata yönlendiren bir tavır oldu. Belki de bu nedenle her bir sanatçı, sanata kendi imzasını atmaya çalışıyor. Bilakis her ifade olanağı, kişinin kendini de ortaya koymasıdır. Bazıları tutkuyla bağlı, bazıları gördüklerini resmetmek istedi.
Özgün olduğunda, sanatçının 'ben'ine yöneldiğinde mi; ortak duygulara, tutkulara hitap ederek genelleştiğinde mi hedefine ulaşmış olur? İkinci durumda metalaşma kaçınılmaz gibi duruyor. İlkinde sınırlı bir çevreye ulaşabilen (belki sadece sanatçının kendisine), unutulmaya mahkum... Her halükarda yitirilen zamanı anlamlı kılması, bana göre sanatın en büyük başarısı. O An'da zamanı durdurabilmesi: nunc stans (ebedi şimdi)...
Agalloch
Agalloch
“Her halükarda yitirilem zamanı yitirilmeden önce yakalaması” zamanın ruhu… Hegel, Hukuk Felsefesi adlı eserinde, Rodos’u geçebilsin biri ve görelim, demişti. Zamanımızı aşamıyoruz. Ondan anlam dolu bir ruh yaratıyoruz her çağın kendine özgğ niteliği de bu sanırım. Her çağ kendine münhasır. Belki de hedef; kendi zamanımızın ansal an’larını yakalamaktan ibarettir. Ve ibaret demeyeyim, onu ileriye taşıyacak bir zincir halkası.. her biri var olmak değil, varlığını ötekine miras bırakarak… open.spotify.com/track/6D9aRudDG...
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.