Woolf, bu kitabında öncelikli olarak kadınların dehasının önündeki engelin biyolojik değil oda ve para eksikliği, yani sosyo-ekonomik koşullar olduğunu vurgulayıp aynı zamanda yetersizlik ve kaygı dinamiklerine işaret ediyor. Gücü elinde bulunduran erkeğin, entelektüel düzeyde eşitlik sağlandığında tahakkümünü kaybetme korkusu, psikolojik bir savunma mekanizması olarak kadınların gelişimini engelleme eğilimi doğurabilir çünkü korku, baskılama mekanizmasını tetikleyen temel duygulardandır. Bahsedilen bir diğer husus kadınların, kendi potansiyelini gerçekleştiren bağımsız bir özne değil, erkeğin narsistik yaralarını saran, onun özgüvenini yapay bir biçimde büyüten bir nesne konumuna indirgenmiş olması. Erkeğin toplumsal büyüklüğü, kadının sistemli olarak küçültülmesi ve gölgede bırakılmasıyla sağlanmıştır. Bunların dışında katıldığım kısımlar Woolf’un "sağlam bir geleneğe sahip olmama" yönündeki tespitiydi. Erkek yazarlar, kendilerinden önceki yüzyıllık bir edebi mirasa sırtlarını yaslayarak güvenle üretebilirken kadınlar her seferinde sıfırdan başlamak, kendi yollarını kendileri açmak zorunda kalmışlardır. Hatta dönemde kadınların rahatça eser yazamadığından hatta erkek isimleri kullanarak eserlerini yayınladıklarından da bahsediliyor. Aynı şekilde iffet kavramının toplumsal bir fetiş olarak icat edildiği görüşü, antropolojik açıdan
doğrulanabilir bir gerçektir. İffet ve saflık beklentisi, kadının yaratıcı enerjisi zihni ve bedenini kontrol altında tutmak için kullanılan psikolojik bir baskı aracı olarak değerlendiriliyor bahsedilen dönemde ki bu kavram hala kadınlar üzerinden değerlendirilir ve sadece kadınlara özgü olduğu düşünülür. Eksik bulduğum kısımlar ; Woolf’un dönemin sınıfsal imtiyazlarının (odası ve parası olan İngiliz kadınlarının) sınırları içinden konuşmasıdır. Bu yaklaşım, farklı bilgi birikimine sahip olan ya da akademinin dışındaki milyonlarca kadının varoluşsal mücadelesini görmezden gelme riski taşıyabilir. Günümüz toplumu ile paralellikleri ise Woolf'un "Kadınlardan entelektüel anlamda hiçbir şey beklenmemesini vurgulayan ve eril ağızlardan çıkan bir yığın fikir..." tespiti, günümüzde kabuk değiştirerek varlığını sürdürmektedir. Bugün artık kadınların üniversiteye gitmesi engellenmese bile, iş hayatında "cam tavan" sendromu, kadın liderlere yönelik örtük önyargılar bu durumun güncel yansımaları olarak değerlendirilebilir. Kitapta bilinç akışı tekniği kullanılarak yazılmış okurken bazen dikkat dağıtabiliyor.