Mesela, "Lambada titreyen alev üşüyor" mısraının şerhi için bir ömür bile kifayetsiz kalıyor. Bu da şerhe muhtaç ama kelimelerin yan yana gelmekten çekindiği, yarım kalmışlık hissini sırtlarına yüklendiği türden. Ne diyordu Edip Cansever?
"Sözcükler, evet, sözcükler... Bir şeyleri sürekli harcayan o boşluk."