Mizaç yok olmaz, can bedenden ayrılmadıkça! Kimilerine göre ehlileştirilebilir mi? O da nasıl bir kelimeyse artık. Oldum olası sevmemişimdir, bu kelimeyi de. Biz insanoğlu aklı selim insanlarız. Elhamdülillah, eğriyi de, doğruyu da çok iyi biliriz. Çünkü, Rabbimizin biz kullarına hediye ettiği akla sahibiz. Ha! Bazı şahıslar kendi doğrularınca meseleye başka nazarla bakıp, tasvip etmezler orası da başka bir mesele! Sanki şahsa özel bir çok doğru varmış gibi...
Gelelim sözün özüne! Şahsımı değiştirmek için uğraşanlar çok oldu olmasına da, muvaffakiyete erdiler mi, işte orası tartışılır. Benim nezdimde doğru bir tanedir. Sahih hakikat ne ise, gerçek o. Misâl, geçenlerde bir yakınım tarafından bana şöyle bir sual sorulmuştu. " Ailen ve eşin arasında kalsan, hangi tarafı seçersin? " diye. Ben de karşı tarafa " Hangi taraf doğru ise, onu seçerim. Elbette ki iki taraf için, gerekirse canımı bile veririm ama hakikatler karşısında eşimin ya da ailemin bir üstünlüğü yoktur. " diye cevaplamıştım. Suali soran yakınım, cevabım karşısında donup kalmıştı. Siz siz olun doğrularınızdan asla ödün vermeyin! Başkaları adına yapılacak, iyilik olsa bile. Rahmetli babam her daim, " Kızım bilmelisin ki, öfkeme yenik düşüp sana tokat atacağım ama yine de bana her zaman doğruyu söyleyeceksin. " derdi. Belki de ondandır, kimseye boyun eğmeyişim. Kim bilir...