Kıskanmak, aslında benim dizi sayesinde tanıdığım bir roman oldu. Ancak romanı okuduğumda diziden bambaşka bir hikaye karşıma çıktı. Dizinin hayranlarından biriyken senaryonun asıl konudan sapması
Bağ kurmak istiyorum.Kuramıyorum.Yalnız hissediyorum.İnsanlarla görüşüyorum ama aradığım şeyi bulamıyorum.Daha da yalnız hissediyorum.Uzaklaşıyorum.
Bir süre sonra da şöyle düşünüyorum:
Galiba insanları sevmiyorum.
Satırları okuduğunuzda çok yönlü “insan” olmaya çalışan biri iseniz kelimeler arasında debelenip duruyorsunuz.
Çoğunluğun tek yönlü yetiştiği toplumda kızlar için olmasada oğlan çocukları için bu durum dışlanma sebebi, düşünün araba ile oynayan bir kız çocuğu o kadar da göze çarpmaz ama elinde bebek olan bir oğlan çocuğu görünce endişelenirsiniz bırakın sakin kalmayı bir ebeveyn olarak suçluluk duyarsınız , ilerde cinsel yönelimini bile etkileyebileceğini düşünürsünüz . Peki ama doğrusu ne ? Bu nasıl olacak nasıl düzelteceğiz ? Bu kitap bu soruların cevabı için en azından güvenilir cevabı için doğru yer değil belki , üzerinde yıllarca çalışılmış deneylerin sonucu olan pedagojik kitaplar gerekir . Bu konuda önereceğiniz kaynaklar varsa yoruma yazarsanız çok mutlu olurum .
Temennim o ki ; bu durum geçsin ! Her insan dünyaya geldiğinde kadın / erkek olmak üzerine değil çok yönlü sağlıklı bir “birey” olmak üzerine yetiştirilsin ve ebeveynler bu durumdan hiç suçluluk duymasın . Çünkü sonra tek yönlü yetişen çocuklar topluma karıştığında inanılmaz zorluk çekiyor adaptasyon sürecinde kimsenin bilmediği derin sancılar yaşıyor !
Sen çocuğunu nasıl yetiştirirdin okuyan insan ?
Onu görüyorlardı. Hiçbir şey yapmadan, aptalca bir düzen içinde yaşarken kimse görmüyordu. Sonra, alışılmışın dışında en küçük bir davranışını görüyorlardı. Nasıl görüyorlardı acaba? Sizi gördük, diyorlardı. Bütün gün sadece bakıyorlardı; sonra akşam evlerine dönünce rahat koltuklarına gömülüp kimleri gördüklerinin bir muhasebesini yapıyorlardı. Önce erkek, gördüklerini anlatıyordu, sonra başkalarının görüp ona söylediklerini anlatıyordu, en sonunda da başkalarının dahabaşkalarından duyduklarını anlatıyordu. Sonra kadın başlıyordu: ona gelenlerin gördüklerini anlatıyordu. Anlatma bitince, yoruma geçiyorlardı. Birbirlerine, gördün mü? diyorlardı. Gördün mü? Peki neden ben kimseyi görmüyorum? Görmesini bilmek gerek; bakarak dolaşmalı.