Dedenizin kütüphanesi önünde yazıyorum bu mektubu.
Karşımda resimleriniz :
adeta burnumun dibinde.
Biri mahzun
biri gayet canlı,
benim de sevdiğim canlı olan.
Ve sonra ...
Çevirin gözlerinizi duvara -
bana pek çapkın bakıyorsun.
Mektup postaya gidiyor
telaşla ellerinden öperim.
Kızınız şimdi mektepten geldi.
Koşmuş,
kızarmış yanakları,
gözleri güneş dolu.
Anasının çocukluğu gibi güzeldi.
Anası şimdi de güzeldir, diyeceksiniz, teşekkür ederim.
Şimdiye kadar olmadığım gibi aşığım sana.
Bu, benim için yeni bir şey.
Belki de yaş meselesi.
Gelip onu öldüreceksin diye korkuyorum adeta.
İçimdeki bu muazzam mahlûk yanlış bir bakışla devrilebilir.
Her şeyden büyük olan insan tek kurşunla yıkılmıyor mu?
Korkuyorum.
Ellerinden öperim.
Burda her şeyler ateş pahası.
Bilmem, ne yapacağız?
Siz ne haldesiniz?
Hapiste de ekmek vesikayla mı?
Sana şekerim demek için bile halim yok.
Şekerim, bana öyle geliyor ki bu hava ısınmayacak.