Sıska adam kazanın içinden çıktı, gözlerini Harry'ye dikmişti... Harry de üç yıldır kâbuslarına giren yüze baktı. Bir kurukafadan da beyaz bir ten; iri iri açılmış, öfkeli, kırmızı gözler; delik niyetine iki ince yarığı bulunan, bir yılanınki gibi yassı bir burun...
Lort Voldemort hayata dönmüştü.
Harry karanlıkta yatağının tentesine baraka, Voldemort'du, diye düşündü, her şey Voldemort'da düğümleniyordu.. Bütün bu aileleri parçalayan, bütün bu hayatları mahveden oydu...
"Acaba - acaba yara izimin niye acıdığını biliyor musunuz?"
Dumbledore, Harry'ye bir süre büyük bir dikkatle baktı, sonra da "Bir teorim var sadece..." dedi. "Kanımca yara izin hem Lort Voldemort yakınındayken acıyor, hem de o, çok güçlü bir nefret dalgasına kapıldığı zaman."
"Ama... neden?"
"Çünkü ikiniz birbirinize, başarısızlığa uğrayan lanetle bağlısınız," dedi Dumbledore. "O sıradan bir yara izi değil."
"Malfoy da Hermonie'yi vurdu l!" dedi Ron. "Bakın!"
Snape'e dişlerini göstermesi için Hermonie'yi zorladı - Hermonie elleriyle onları saklamak için çırpınıyordu, ama yaka hizasına geçmiş oldukları için bu hayli güç bir işti. Pansy Parkinson ve diğer Slyhterin kızları Snape'in arkasında sessiz kahkahalardan iki büklüm olmus, parmaklarıyla Hermonie'yi gösteriyorlardı.
Snape, Hermonie'ye soğuk soğuk baktı ve, "Ben bir fark göremiyorum,"dedi.
Parmağıyla ders programının pazartesi sütununu izleyen Ron, "Bugün kötü değil," dedi, "bütün sabah dışarıdayız. Hufflepuff'la Bitkibilim dersi ve Sihirli Yaratıkların Bakımı... aman be, yine Slytherin'le beraberiz..."