Yusuf

Geleceğimizin teminatı olan çocuklarımızın bayramı kutlu olsun! 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlu olsun!
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Meçhul
Sokakta yürür gibi yürür düşüncelerin içinden. Kimseye çarpmadan, Ama her şeyi biraz yaralayarak geçer. Çünkü Fecri’nin suskunluğu bir çınar kadar gürültülüdür aslında. Ama kimse duymaz. Kendini anlatmaz; çünkü herkes anlatmayı seviyor, anlamayı değil. O da susar. Ama o sustukça tarih biraz daha kararıyor. Bazen bir çocuğun gözlerinde durur, bazen eski bir haritanın kenarında, bazen rüyasında Oğuz Kağan’la yürür— hiç konuşmazlar. Zaten anlamak için konuşmaya gerek yoktur. Bir kadını sevdiğinde ona değil, göğe daha uzun bakar. Çünkü aşkı yüzüne söylemek, eksiltmek gibi gelir ona. Fecri… Bir şiirin tam ortasında hiç yazılmamış bir dizedir. Sanki biri unutmasın diye
Bir Garip Şiir
Ey yüzüyle baharları utandıran güzel, Gülüşünle ferahlayan bir ömür olur ezel. Kirpiklerin incecik sır gibi düşerken yanağa, Bir tek bakışınla karar verir gönül her şeye. Ne gariptir bu sevda… ne yoldayım ne menzilde, Her adımda yoksun, her yerde izinsin. Çaresizlik gölgesi gibi dolaşır arkamda, Yorgun bir gönlün duasıyım artık gecelerde. Dediler ki aşk, bir kavuşmanın adıdır, Oysa ben seni beklerken kendime vardım. Rüyalar bile yetmedi vuslatı tarif etmeye, Sen ki yalnız kalbime değil, zamana da sığmadın. Ben seni sadece görmek için sevmedim, Sensizken bile seni taşıdım her hecemde. Yanmak bazen sönmekten kıymetlidir, Aşkı bilen bilir, ateşte açan güllerden. Kavuşmak mıdır sevda? Hayır, o sadece bir perde, Gerçek aşk, vuslatsız sevmeyi öğrenmektir belki de. Bazen bir bakışa bile muhtaçken insan, Sonsuzluğu istemek… işte aşk budur aslında.
Fecrin Kalemi
Bir aşk ki düştü bahtıma, devâ değil, dert olur, Gülüşünle başlar her an, sensizlikle ziyan olur. Gözlerin bir ateştir ki gönlümde harla durur, Her bakışın firak gibi, her sözün bir yâr olur. Gece iner, içim ürperir, adını mırıldanırım, Ruhumda bin yankı var, hepsi sana varırım. Bir yanda hicrân yâresi, bir yanda vuslat hayali, Sensiz geçen her ömür, gam ile ziyanlı hâli. Ayrılık, bir cellât gibi çöktü omuzlarıma, Adını andıkça düşer yaş göz pınarlarıma. Sana varmak için yandım, kül oldum her adımda, Sen bilmezsin, nice gönül, yanar bir tek adında. Kavuşmak… Ne yüce bir ümit, ne meçhul bir sefer, Sen gelsen, bahar olur, düşman dahi dost eder. Gülüşünle kırılır zincir, dağlar bile eğilir, Sevdan öyle bir dağ ki, yalnız aşkınla eğilir. Ey yârim… Sen git, ben beklerim, ömrüm yeterse eğer, Sükûtunla bile sevdim, bir sesinle âlem değer. Kalbimde taht kurmuşsun, adınla çarpar her an, Hasretinle yanarım da, sana küsmem bir zaman.
Meçhulden Dönüş
Kimse bilmiyor Ne zaman sustum, Ya da ne kadar süredir sustuğumu. Ama bir an vardı — Ses kayboldu, Ve ben içime çekildim, Bir çöküşün içine çöktüm, İz bırakmadan… Ne bir adresim kaldı, Ne bir ismim vardı hatırlayan. Yalnızca düşünceler… Adı konmamış, zamana boyun eğmemiş düşünceler İçimi kemiren değil, İçimden doğan… Zamanla konuşmayı unuttum belki, Ama her suskunluğum binlerce kelimeye bedel oldu. Çünkü bazen insan konuşarak değil, Kendine susarak ulaşır. Her şeyi yeniden düşündüm, Ama en çok kendimi. Bir ömürde kaç kez doğar insan? Ve kaçında gerçekten yaşar? Ben o sorunun kenarında bekledim. Ne bir cevap istedim, Ne de bir teselli. Çünkü hakikat, bazen cevapsız kalmakta gizlidir.