Doğu Türkistan'a gelmeseydim, camileri kapalı görmeseydim, bu türden şahitliklere en azından "münferit örnekler" diye bakabilirdim. Oysa Gulca'da geçirdiğim zaman, bana, Çin'in Doğu Türkistan'da İslam'ın bütün sosyal ve zahiri tezahürlerine sistematik bir savaş açtığını bütün çıplaklığıyla gösterdi.
Dil, bir toplum için kimlik, kültür ve tarihin taşındığı en kritik köprüydü. Dil ve o dilin aleti konumundaki alfabe değiştiği zaman kimlik, kültür ve tarihe dair bağlamlar ortadan kalkıyor, köksüz ve derinliksiz, dünle yarın arasında kaybolup gitmiş bir toplum meydana geliyordu.