Ölüm garip bir şey. İnsanlar bütün hayatlarını sanki o yokmuş gibi yaşıyor ama çoğu zaman yaşamın en büyük motivasyonlarından biri de o. Kimimiz zamanla onun varlığını öyle bir hissediyoruz ki daha hırçın, daha inatçı, daha öfkeli yaşamaya başlıyoruz. Kimimiz antitezin farkında olmak için onun daimi varlığına ihtiyaç duyuyor. Kimiyse onunla öylesine meşgul oluyor ki o daha gelişini duyurmadan bekleme odasına geçiyor. Ondan korkuyoruz ama çoğumuz bizi değil de başkalarını almasından korkuyoruz daha çok. Çünkü ölüme dair en büyük korkumuz, bizi es geçmesi. Bizi bir başımıza bırakması.
Evleri sevdiğini fark etti. Belki de en çok, anlaşılır oldukları için.
Evler adildi, hak ettiğini verirdi insana. Ne yazık ki aynı şeyi insanlar hakkında söylemek mümkün değildi.