Toplum çektiğimiz zorlukları görmezden gelmek için çabalar, bize sürekli duygusal ticari hayaller sunar, bu hayallerin vaat ettikleri ile bizim yaşadığımız üzüntüler birbirinden o kadar uzaktır ki kendimizi yapayalnız hissederiz.
Bilim, yalnızca gezegenimizin farklı bölgelerini denetim altına almamıza yardımcı olduğu için değil, aynı zamanda hiçbir zaman denetleyemeyeceğimiz şeyleri bize gösterdiği için de önemlidir.
Kötümserler, iyimserlere göre memnuniyetlerini gösterme fırsatını çok daha fazla bulurlar; çünkü onlar hiçbir şeyin iyi gitmeyeceğini düşündüklerinden karanlık ufuklarında arada bir küçük bir başarı elde ettiklerinde sevinçten deliye dönerler. Modern çağın seküler iyimserleri ise, kendilerine verdikleri özel bir yetki ile cenneti bu dünya üzerinde inşa etmekle meşgul oldukları için genellikle günlük hayatın aydınlanma anlarının tadını çıkarmayı başaramazlar.
İnsan genellikle çok kötü şeyler yaşadığında değil de, uzun zamandır sessizce kabul ettiği acılarını sahiplenilmesini sağlayan şefkat dolu bakışlarla karşılaştığında kendisini bırakıp hıçkırıklara boğulur.
Mutsuzluğumuzun bozuk ruh halimizden kaynaklandığı ortadayken, modern boş zaman değerlendirme endüstrisinin yalnızca bedenimizin rahatına odaklanmayı yeğlemesi ne kadar saçma görünüyor.