Sadık Hidayet, Kör Baykuş’ta yalnızca bir hikâye anlatmaz; okuru kendi iç karanlığıyla yüzleşmeye davet eder.
Kör Baykuş’a dair keyifli bir inceleme. Bu yazıyı siz de okursanız gerçekten sevinirim. xn--pusulablten-zhb.com.tr/haber/kor-bayku...
İnanç, aslında kendi aptallığını irdelerken, aslında bir şeye inanmak değil, bunların böyle olmadığına inanmaktı ve müzik de, daha iyi olan benliğimizi ya da daha iyi bir dünyayı tanımanın aracı değil, kurtarılması mümkün olmayan benliğimizi ve acınası bir dünyayı gizlemenin ve hatta ortadan yok etmenin çılgınca bir yöntemiydi.
Dünya “sadece acı manevralardan oluşan umarsız bir güç” olduğundan, birbiriyle uyumsuz meseleleri de uzlaşmaz bir halde bulunuyor, gürültü, patırtı ve gevezeliğin kakofonisinde, mücadelenin yanlış zamanda çalan çanlarıyla uyanıyorduk.
Yükselişin ve yıkılışın, doğumun ve yok oluşun bu acı dolu döngüsünde, buz gibi monotonluğun göz kamaştıran sabitliğinin dışında herhangi bir plan, hedefe odaklanmış devasa ve dahiyane bir plan olduğu yanılgısından sıyrılmayı başarmış herkes gibi, benim de canım sıkılıyor.