“Gözleri gerçekten değişik. İçlerinde ölüm korkusu var elbette, ama bundan da öte, özveri var. Yaşamlarının anlamı var, çünkü bir amaç uğruna kendilerini feda etmeye hazırlar.”
“Askerlerden bahsediyorsun, değil mi?”
“Evet ve aynı zamanda kabul etmenin inanılmaz zor olduğunu düşündüğüm, fakat görmezmiş gibi davranamadığım bir şeyden bahsediyorum. Savaş bir ayindir. Kanlı bir ayin, ama aynı zamanda bir sevgi ayini.”
“Sen delisin.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Şimdi özgürüm ve hapishanede de özgürdüm, çünkü dünyada en fazla değer verdiğim şey ‘özgürlüktü.’ Elbette, sırf bu nedenle sevmediğim şarapları içtim, yapmak zorunda olmadığım ve bir daha asla yapmayacağım şeyleri yaptım, bunlar bedenimde ve ruhumda izler bıraktı, bir başkasını benim yaşama duyduğum arzuya ve çılgın tutkuya eşlik etmeye zorlamanın dışında yapacak hiçbir şey olmadığını anladığım zaman beni bağışlamalarını istediğim halde, bu bazılarını incitmek anlamına geliyordu. Acı dolu günleri inkâr etmiyorum; izlerini madalyalar gibi taşıyorum içimde. Özgürlüğün bedelinin çok yüksek olduğunu biliyorum, en az köleliğin bedeli kadar yüksek; aradaki tek fark özgürlüğün bedelini keyif ve gözyaşlarıyla karışmış bile olsa bir tebessümle ödüyorsunuz.
“İlgilenmiyorum, Havamda değilim,” diyenler.
Oysa hiç denemedikleri bir şey için hazır olup olmadıklarını nereden bilebilirler? Ancak bunu sormanın bir anlamı yok; gerçek ise içinde büyüdükleri ve alışkın oldukları dünya düzeninin bozulmasından korkmalarıdır.
Çünkü bugünlerde, herkes diğeri hakkında ne varsa biliyor, sadece soruyorsunuz ve yanıtı önünüzde: kredi kartınızı nerede kullandığınız, en son nerede olduğunuz, kiminle yattığınız.