Bir İçsel Yolculuk Manifestosu ' Zahir"
Aramak mı? Bulmak mı? Önemli olan nedir bu hayatta? Sevgi mi, fedakarlık mı, kendin olmak mı, yoksa sürekli bir arayışta kalmak mı? Belki de özgürlük .. Bunun gibi yüzlerce soru sorulabilir. Herkesin aradığı şey içinde kaybettiği şey farklıdır. Ne arıyoruz?
Peki, bu soruların mutlak bir cevabı, değişmez bir doğrusu var mıdır? Kendini aramak ve bulmak sanıldığı kadar kolay mıdır?
Paulo Coelho’nun Zahir’ini okuyup bitirdiğimde, kapağını yavaşça kapatıp gözlerimi yumduğumda (ekranı kapattım çünkü pdf:) ilk düşündüğüm şey bu oldu.Benim Zahir’im nedir? Ve bence içtenlikle okuyan bir çok okur bunu kendine sormuştur..
Hikaye, eşi Esther bir anda ortadan kaybolan bir yazarın peşine düşmemizle başlıyor. Ama adamın asıl peşine düştüğü şey Esther’in fiziksel varlığı değil "Neden gitti?" sorusunun o can yakıcı cevabı. Belki de onu gittiği gün değil, çok daha önceden, ruhunu anlamayı bıraktığı gün kaybetti. Bu yüzden Zahir, bir kayıp hikayesinden ziyade bir adamın içsel yolculuğunu ve kendi hakikatini bulma macerasını anlatıyor.
Yazar kendini bulma yolculuğunda bir çok insanla tanışıyor, farklı gruplarda ki insanları tanıyoruz. Ritüeller, mistik karekterler, inançlar ,Toplumun içinde olanlar toplumun dışladıği insanlar, tabularımız içimizde geçen karekterle dışımızdaki karekterin bir olmadığı zevklerimiz ,isteklerimiz ,düşündüklerimiz, ve söylediklerimiz...Hepsi ile bir yüzleşme yazar ve biz için .Buna hazır mısınız:) o vakit okuyun derim...
Sevgi Bir Pranga mıdır?
Kitap boyunca Esther’i anlamaya çalışırken aslında kendimi bir içsel yolculuğun ortasında buldum. Çoğu zaman sevgiyi bir sahiplik sanıyoruz. Oysa gerçek sevgi, birine sahip olmak değil, o kişi hayatımızda bir boşluk açtığında bile o boşluğun içinden geçip kendimize