Suat Derviş'in (Hatice Saadet) pek çok takma adından biri olan Filiz Hataylı ismiyle 1966 yılında gazetede tefrika hâlinde yayımlanan romanı. Şöhret ve sahne hayatı için küçük yaştaki kızını
Küçük yaşta ebeveyninin ayrılması sebebiyle babasız kalmış bir oğul. Yıllarca doğru düzgün babalık yapamamış bir baba. Oğulun çocukluğundan beri çektiği hastalığın bir aşamasında, tedavisi için çok önemli bir zamanda, kısmen zorunlu, kısmen istekli, baba oğulun birlikte geçirmek zorunda kaldıkları, oğulun hiç uyumaması gereken kırk sekiz saat. İtalyan olay kişileri bu kırk sekiz saati Marsilya'da geçirir. Bu sürede baba oğul birlikte bir şeyler yaparlar, oğul uyumasın diye. Yıllardır konuşmadıkları kadar sohbet ederler çeşitli konularda. Bazı meseleleri tartışırlar. Geçmişi sorgular/anlatırlar. İçlerini döker, hesap sorar, hesap verirler. Birbirlerini tanır, keşfederler. Soğuk, mesafeli başlayan temaslarında giderek yakınlaşır, birbirlerini anlamaya, affetmeye başlarlar.
Konusu, içeriği için yeterli, uygun bir dil ve üslupla yazılmış. Tabiî çeviriye göre söylüyorum. Sıkılmadan, keyif alarak okudum. Kırk sekiz saati anlattığını düşününce ideal uzunlukta bir anlatı. Kıvamında bitiyor. Pek sürükleyici, maceralı değil. Ancak kimsenin sıkılacağını da sanmam.
Sabahın ÜçüGianrico Carofiglio · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20253,885 okunma
Osmanlı tarihinden konusunu alan kurgu bir roman. Belli bir tarih ya da gerçek kişiler yok. Tabiî isim verilmese de olaylardan bazı padişahların dönemine veya yaşamına atfedilebilir. Kurgu olsa da yazarın yaratıcılığının verimi denir mi emin değilim. Kimi tarihten alınan, kimi rivayet denebilecek bildiğimiz saray entrikalarına dayanan bir hikâye. Afrika'dan getirilmiş siyahî bir harem ağasının gözünden/anlatımından Topkapı Sarayı'nda geçen bazı iktidar oyunları. Oğullarını padişah yapmak için türlü valide sultan oyunları. Tarihte örneği çok görülen tahttan indirmeler, kardeş katilleri, hapsedilen şehzadeler vb. Konu ettiği olaylar için kısa sayılabilecek bir metin, hızlandırılmış dizi gibi. Sürprizi yok, şaşırtmıyor.
Çok sanatsal, edebî bir dil ve üslup yok. Basit de değil tabiî, üzerinde emek verilmiş. İçerikle uyumlu, yeterli. Okumasaydım kayıp saymazdım. Okumakla da zaman kaybettim saymam.