Hükümdar Ölümü Kul Ölümüne Benzemez

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Kendi tarihine karşı böylesine bir düşmanlık niye?
1/10
·144 syf.··
2025 47. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Ekim 2025 01:46
Açıkçası, yazarın edebi gücüne ve kaleminin akıcılığına olan güvenimle başladım, ama maalesef beklediğim tatmin edici sonuca ulaşamadım. Roman, 17. yüzyıl Osmanlı sarayındaki entrika dolu hayatı, hadım edilmiş bir haremağası olan Habeş Süleyman'ın gözünden anlatıyor. Kitabın tek beğendiğim yanı, Livaneli'nin o kendine has, akıcı ve yalın anlatımı. Kitap gerçekten de su gibi akıyor; sayfalar birbiri ardına hızla çevriliyor ve sarayın o kapalı, boğucu atmosferini başarılı bir şekilde hissettiriyor. Habeş Süleyman'ın hadım oluşunun ve saraydaki iktidarsız gücünün yarattığı trajik ruh hali, yer yer etkileyici anlar yakalamayı başarıyor. Ancak ne yazık ki, bu akıcılık ve zekice kurgu temeli, kitabın içeriğindeki bazı tercihler yüzünden bende büyük bir rahatsızlık yarattı. Kitap, isimleri açıkça vermese de, dönemin Padişahı (Sultan İbrahim) ve Valide Sultanı'nı (Kösem Sultan) merkezine alıyor. Ve yazarın, tarihi karakterlere karşı takındığı tavır, beni bir okur olarak rahatsız etti. Aynı şeyi, yazarın Kaplanın Sırtında isimli kitabında da görmüştüm. Şunu sormadan edemiyorum; kendi tarihine karşı böylesine bir düşmanlık niye? Tarihi olayları eleştirel bir gözle incelemek elbette bir sanatçının hakkıdır, roman da kurmaca bir türdür. Ancak Livaneli'nin bazı tarihi figürleri anlatırken kullandığı dil, eleştirinin sınırlarını aşıp yer yer hakarete varıyor gibi hissettirdi. Tamam, o dönemler saray entrikaları, kardeş katli gibi trajedilerle dolu olabilir, bunu biliyoruz. Ama bu, tarihimizin önemli figürlerinin bu kadar karalanmasını ve neredeyse "insan müsveddesi" gibi nitelemelerle anılmasını gerektirir mi? Roman, iktidarın evrensel kötülüğünü anlatmak isterken, sanki bilinçli olarak tarihimizdeki acı olayları sansasyonel bir dille yeniden ısıtıp önümüze koymuş gibi. Keşke yazar,
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
'Engereğin Gözü - Zülfü Livaneli'
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2024 27. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2024 14:43
"Romandaki temel eksen, iktidarın çevresinde ışık görmüş pervaneler gibi dönen insanlar üzerine kurulu. İktidar; insanları değiştiriyor. İktidar görkemi öyle bir şey ki, bakışıyla her canlıyı kımıltısız hale getiren bir engereğin bile gözünü kamaştırıyor. Zülfü Livaneli Merhabalar... Zülfü Livaneli'nin özellikle tarihi olmadığını vurguladığı ve tarihsel bir dekor içinde insan psikolojisinin ve iktidar - birey ilişkisini temel aldığı Engereğin Gözü adlı kitabın incelemesini kendimce yapmak istiyorum. Zülfü Livaneli bu kitabını "En sevdiğim romanlarımdan birisi bu. İstediğimi yapmaya çok yaklaştığım bir kitap," diye niteliyor ve bende gerçekten çok büyük bir hayranlık ve beğeniyle okudum. Ayrıca büyük usta Yaşar Kemal'de "Bu roman hem karanlığın hem de aydınlığın, umudun romanıdır." diyerek bu romana övgüsünü dile getirmiştir. Benim de uzun zamandır merak ettiğim bir kitaptı, okuduğum için memnuniyet hissediyorum ama beni fena çarptı, aşırı etkilendiğimi söylemek istiyorum. Beni çok derinlere daldırdı, düşündürdü. Fikrimce felsefi roman olarak da kategorilendirebiliriz. Sanki tarihin arka planında olaylara şahit oluyormuşum gibi yaşadım adeta. Ve sonu da o kadar duygusal ve çarpıcı ki hayli zaman kendime gelemedim. Kitabın konusu, Habeşistan'dan henüz küçük bir çocukken getirtilip köle olarak satıldıktan sonra hadım edilen, Osmanlı'da Harem ağalığına kadar yükselen Habeş Süleyman'ın gözünden anlatılıyor. Habeş Süleyman padişahına oldukça ve taparcasına bağlı birisi. Bu kitabın temel konusu zaten efendi - köle alegorisine cephesel bir bakışı derin bir şekilde irdelemek ve insan psikolojisinin temel taşlarından birisi olan hırsın yıkıcılığını aktarmak... Padişah ve padişahın dramatik, içler acıtan hayatı: öyle ki bazen kızıyorsunuz. Bazen bu nasıl bir kader, o
1K
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 50. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 25 Eylül 2025 14:11
Livaneli bu eserinde insanlık tarihi boyunca var olan iktidar kavgsını, bu kavganın iktidar sahiplerine ve etrafındakilere getirdiği kazanımları ve kaybedişleri en önemlisi de toplum üzerindeki yıkıcılığını, her zamanki akıcı ve sürükleyici diliyle anlatıyor. Bunu da bize, tarih kitaplarının bir kaç cümle ile geliştirdiği 18. Osmanlı Padşahı I. İbrahim (Deli) zamanında yaşamış olduğunu varsaydığı bir hadım harem ağasının gözünden naklediyor. Eser her Livaneli eseri gibi sürükleyici, öğretici ve düşündürücü. Bunun yanında sizi araştırma yapmaya ve Gölgeler arasında kalmış tarihi trajedilerle dolu gerçekleri öğrenmeye itiyor.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2026 61. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 03:09
Zülfü Livaneli’den okuduğum ikinci kitaptı ve çok beğendim. Tarihî bir roman olmasına rağmen olaylar ve karakterlerin duyguları oldukça canlı hissettiriyor. Güç, hırs, kıskançlık ve aşk gibi temalar saray entrikalarıyla başarılı bir şekilde iç içe işlenmiş. Kitap boyunca merak duygusu hiç azalmadı ve sayfalar hızlıca aktı. Hem sürükleyici hem de düşündürücü bir romandı. Bende iz bırakan ve gönül rahatlığıyla tavsiye edebileceğim bir kitap oldu.
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
İnsana İnsanı Anlatan Bir Roman…
9/10
·144 syf.··
2025 193. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 20:22
Kitap okuma grubumuzla belirlediğimiz bir kitaptı #k:259092. Livaneli’nin kalemini ve üslubunu hep çok severdim ve bu kitabını da çok ama çok beğenerek bir çırpıda okudum. Tarihi bir roman gibi görünse de yazarımız bu kitaba tarihi roman gözüyle bakılmasını istemez, iktidar- birey ilişkisini anlattığı ve “istediğini yapmaya en çok yaklaştığı bir kitap” olduğunu söyler. Nedir peki Livaneli’nin istediği? İnsanların iktidarla birlikte değişimi ve değişen bu kişinin insanî özelliklerini, insana tekrar hatırlatmasıdır bana göre. Bunun için arka plan olarak Osmanlı ve harem yaşantısını yalnızca kullanmıştır. Evet, kitaba bir Osmanlı haremi gözüyle bakmak yerine insanın iktidarla birlikte gelen çok zorlu yaşantısına rağmen yine de bu hırsın peşinde koşmasının arkasındaki psikolojiye muazzam bir ışık tutar. Romanın dili bir harem ağasının dilinden aktarılır. Kendisini köle pazarından alıp hiç düşleyemeyeceği bir yaşantı sunan, bunun için belli bedeller ödese de buna razı edilmiş bir ağadır kendisi. Uzun yaşamının sırrını dikkatli davranmaya ve sezgilerinin gücüne bağlar. Efendisi padişahın çocukluğundan ölümüne kadarki bağlılığı, kırgınlığı ve tekrar yüceltilişi üç aşamada verilir. Bu arada padişahın ve sarayın entrikaları isim verilmeden işlenmiştir ama dikkatli ve biraz tarih bilgisi olan okurlar hangi dönemin padişahı olduğunu anlayacaktır. Şiddetin boyutlarının gerçekten devasa bir halde olduğu, tüm insani değerlerin alt edildiği, babanın oğula, abinin kardeşe kırdırıldığı, gözü dönmüş bir insanoğlunun hikayesidir #k:259092. İnsanın yaşama tutunmak için zalimle iş tutmak zorunda kaldığı acımasızca gösterilmektedir. Hırsın,kibrin ve ihtişamın nasıl bir engereğin gözünü boyadığı ama bir yanımızın yine de insan olduğunu ve bu değerleri nasıl görmezden gelsek de içimizde
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
Engereğin Gözü İnceleme
10/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 73. kitabı
Engereğin Gözü Zülfü Livaneli Daha önce kaleminden iki kitap okuduğum Zülfü Livaneli'nin okuduğum üçüncü kitabı "Engereğin Gözü"oldu. Kitabı oldukça beğendim.Dünyanın en iyi yüz kitabı arasında olmayı fazlasıyla hakettiğini düşünüyorum.Kitabın günümüzde bile geçerliğini koruyan mesajı harikuledeydi. Tarihi roman olarak düşünülse de insan psikolojisini harika işlemişti.Bu yönünü ayrı bir sevdim. Okumayı düşünen herkese tavsiye ederim. ✓✓Kitabın konusu: Engereğin bile gözünü kamaştırıp kör eden bir iktidar anlayışı... On iki yaşında Afrika'nın Habeşistan Çöllerinden getirilip, yolculuğu esnasında acımasızca hadım edilen zenci çocuk bir kölenin saraya satılıp ,Haremağalığına kadar yükselişi, yaşadıkları, saray, harem entrikaları ve Osmanlı halkını dolu dolu kendi gözünden anlatması etrafında şekilleniyor. Sevdiğim Alıntılar "Kötülüğü yenmek, iyiliği yenmekten daha zor." "Mutluydum ve ömrüm böyle sona erecek sanıyordum,ama yanılmışım." "Ona göre ruh,dünya nimetlerinin tutsaklığından kurtuldukça özgürleşiyor,bağımsızlaşıyor ve dünya yüzünde hiçbir krala ve imparatora nasip olmayacak bir büyük iktidara kavuşuyordu."
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
Zülfü Livaneli’nin “Engereğin Gözü” Romanı
8/10
·144 syf.·
2025 5. kitabı
Engereğin Gözü romanında belirli bir Osmanlı padişahından bahsedilmiyor, bu sebeple okuyucunun tarihi gerçeklikten çok, karakterlerin iç dünyasına odaklanmasını sağlanıyor. Böyle olunca roman yalnızca tarihsel bir anlatı olmaktan çıkıp güçlü bir psikolojik ve sosyolojik metne dönüştürüyor. Harem ağası olan Habeş Süleyman Ağa’nın bakış açısından anlatılan Osmanlı sarayı, sadece bir imparatorluğun değil, aynı zamanda insan doğasını, iktidar ilişkilerini aktarıyor. Süleyman Ağa'nın gözünden saraydaki entrikalar, korkular, sadakat ve ihanet ilişkileri aktarılırken, okuyucuya da efendi-köle düzenini sorgulatan bir bakış açısı sunuluyor. Romanın dili oldukça sade aynı zamanda roman boyunca tarihteki gerçek kişiler anlatıya dahil ediliyor, fakat asıl anlatı ikili konuşma dışında monolog düşüncelerden oluşuyor. Eğlenceli bir anlatım biçimiyle örülmüş olsa da, satır aralarında insan doğasına, iktidara, adalete ve vicdana dair çarpıcı sorular yer almakta. Romanın sonu, okuyucunun belki de tahmin ettiği biçimde bitiyor; ancak bu beklenen son, bir eksiklik değil, aksine anlatının bütünlüğünü korumuş. Çünkü roman, okuru şaşırtmaktan ziyade, derinlemesine düşündürme amacı taşıyor. "Kral öldü, yaşasın yeni kral" söyleminin romandaki yansıması, iktidarın büyüleyiciliği ve insanı dönüştüren gücüne dair eleştiriyi barındırıyor. Sonuç olarak benim kendi gözlemime göre, Osmanlı döneminde geçen bu anlatı, yalnızca geçmişi değil, bugünü de anlamak isteyenler için derinlikli ve anlamlı bir yolculuk olabilir.
Duygu ve Düşünce
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
Tabiki Livaneli yine şaşırtmadı! Çok güzeldi.
9/10
·144 syf.··
2025 23. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2025 22:06
Kitabı merakla ve son sayfasına kadar eksilmeyen bir zevkle okudum. Roman, topkapı sara'yında geçiyor. Osmanlı Imparatorluğu" nun en karışık ve en karanlık dönemlerinden birini anlatıyor. Ne var ki, hiç kimsenin adı yok.Herhangi bir padişahın ya da vezirin adı verilmiyor. Engereğin gözü, konusunun gerektirdigi dilin kullanımı açısından neredeyse bir"yazı dili olarak Türkçe" etüdü gibiydi. Livaneli'nin kitaplarını okumaktan hep keyif aldım. Bu kitabı bir solukta hiç ara vermeden okuyacaksınız. Sarsıcı ,düşündürücü, harika...
Edebiyat
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
Hayal kırıklığı..
1/10
·144 syf.··
2026 12. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 02 Mayıs 2026 15:39
Zülfü Livaneli’nin Engereğin Gözü akıcı ve kolay okunan bir roman. Ancak kitapta Osmanlı tarihi bana fazla sert ve tek taraflı anlatılmış gibi geldi. Saray ve devlet düzeni neredeyse sadece kötülük, entrika ve zulüm üzerinden gösteriliyor. Bu da anlatımı biraz abartılı ve önyargılı yapmış. Hikâye merak uyandırsa da yazarın kendi düşüncesi olayların önüne geçmiş. Bu yüzden kitabı çok etkileyici bulmadım.
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma
Kötülüğü yenmek, iyiliği yenmekten daha zor.
9/10
·144 syf.··
Beğendi
·
2025 16. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 20:14
Bu kitap bir tarih romanı değildir. Bu kitap; Osmanlı imparatorluğunun sarayın koridorlarında geçen hırsın ve yalnızlığın, iktidar savaşı ve entrikaların iç yüzüdür. Yıllardan beri süregelen koltuk sevdasıdır… ENGEREĞİN GÖZÜ Harem Ağasının Habeşistan’dan alınıp hadım edilmesinin ardından saraya getirilmesi ile başlıyor ve Harem Ağasının anlatımlarıyla devam ediyor. “Mutluydum ve ömrüm böyle sona erecek sanıyordum, ama yanılmışım.” Her tahta geçen Şehzade ile beraberinde değişim başlıyor. Ancak padişahlar değişse de değişmeyen tek bir şey var: kan dökme hırsı. “Bu dünyada adam öldürmeyen hükümdar mı olurdu?” Yazar bu kitabıyla insan psikolojisinin derinliklerine doğru bir yolculuk yaparken anlatımıyla insanda merak uyandırıyor. Zülfü Livaneli yine kusursuz bir iş çıkarmış, konu olarak çok farklı ve gerilim yüklü bir kitap okumak isterseniz buyrun
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · İnkılâp Kitabevi · 202524,9bin okunma

Yazar Hakkında

Zülfü LivaneliYazar · 40 kitap
Zülfü Livaneli, Türk müzisyen, senarist, politikacı, yazar ve yönetmendir. İlk yılları Tam adı Ömer Zülfü Livanelioğlu’olup, aslen Artvin’in Yusufeli ilçesinden olan Livanelioğlu ailesinin büyük dedeleri Ömer Efendi 93 Harbi’nde Artvin’in Ermeni ve Rus işgaline uğraması üzerine Erzurum’a gelerek Ahmet Muhtar Paşa’nın ordusuna katılmıştır. Ömer Efendi Harput Redif Taburu’na mülazım rütbesiyle atanır. Daha sonra burada çıkan çatışmada şehit düşer. Ömer Efendi’nin tek oğlu olan Zülfü Efendi, Türkiye’nin muhtelif yerlerinde sorgu hakimi olarak görev yapar. Soyadı Kanunu çıktığında babasının geldiği Artvin/Yusufeli/Livane Sancağına izafeten Livanelioğlu soyadını alır. Zülfü Efendi’nin erkek çocuklarından üçü de hakim olmuştur. En büyükleri ve Zülfü Livaneli'nin babası olan Mustafa Sabri Livanelioğlu, Yargıtay Başkanlığı’na kadar yükselmiştir. Kariyeri Ankara Cumhuriyet Lisesi mezunudur. Daha sonraki tarihlerde ABD Fairfax Konservatuarı'nı bitirmiştir. Zülfü Livanelioğlu bağlama çalmayı teyzesi Nazmiye (Türeli) Yücel'in eşi olan eniştesi Turhan Yücel'den Ilgın'da yaşadığı yıllarda ve yaz tatillerinde öğrendiğinde, eniştesi Turhan bey'in kendisine hayatını değiştirecek bir sermayeyi hediye ettiğinden haberi yoktu. Zülfü Livaneli, müziği ile birçok ulusal ve uluslararası ödül aldı ve eserleri Joan Baez, Maria Farantouri, Maria del Mar Bonet, Leman Sam gibi onlarca yerli ve yabancı sanatçı tarafından yorumlandı. Kültür, sanat ve politika alanında Türkiye’nin önemli isimlerinden birisi olan sanatçı, sanat yaşamı boyunca 300'e yakın besteye ve 30 film müziğine imzasını attı. Türkiye'den ansızın ayrılarak İsveç'e sürgün yıllarında bulaşıkçıklık dahil muhtelif işlerde çalışan Livaneli'nin en büyük arzusu bir gün Türkan Şoray ile tanışabilmek ve o zaman Türkiye'de suçlanan kişilerin uğrak yeri haline gelen İsveç'te bulunan ünlü yazar, gazeteci veya şairlerle karşılaşabilmekti. Bugüne kadar dört uzun metrajlı film yönetti: "Yer Demir Gök Bakır", "Sis", "Şahmaran" ve "Veda". Valencia Film Festivali'nde "Altın Palmiye" ve 1989'da Montpelier Film Festivali'nde "AltınAntigone" ödülüne layık görüldü. "Sis", "En iyi Avrupa Film Ödülü"ne aday gösterildi. Sanatçının filmleri Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İsviçre ve Japonya'da gösterime girdi ve BBC, WDR, İspanya, Kanada ve Japon televizyonları gibi birçok televizyon şirketine satıldı. Ekim 1986'da Cengiz Aytmatov'un daveti üzerine Federico Major, Yaşar Kemal, Arthur Miller ve diğer ünlü sanatçı ve düşünürlerin katıldığı Kırgızistan ve daha sonra Wengen, Granada ve Mexico City'de toplanan Issyk-Kul Forumu'nda yer aldı. Livaneli, Elia Kazan, Jack Lang, Vanessa Redgrave, Arthur Miller, Mikhail Gorbaçov, Mikis Theodorakis gibi ünlü kişilerle birlikte dünya kültürünün ilerlemesi ve dünya sanatlarının gelişmesine katkıda bulunmak üzere çalışmalarda bulundu. 1996 yılında Paris’te merkezi bulunan UNESCO (Birleşmiş Milletlerin Eğitim Kültür Bilim Kurulu) tarafından büyükelçilik verilen sanatçı Livaneli, 1978 yılında yaptığı "Nazım Türküsü" adlı albümde Nazım Hikmet'in şiirlerinden bestelediği şarkıları bir araya getirdi. "Arafatta bir çocuk", "Geçmişten Geleceğe Türküler", "Sis", "Orta Zekalılar Cenneti", "Diktatör ile Palyaço", "Sosyalizm öldü mü", "Engereğin Gözündeki Kamaşma" ve "Bir Kedi, Bir Adam, Bir Ölüm" ve "Mutluluk" ve Leyla'nın Evi, Sevdalim Hayat, Son Ada ve Sanat Uzun, Hayat Kisa, Serenad kitaplarının yazarı olan Livaneli, hâlen Vatan Gazetesi'nde köşe yazarlığına devam etmektedir. Sanatçı uluslararası kültür çevrelerinde tanınmakta ve saygı görmektedir. Ömer Zülfü Livaneli Ülker Hanım'la evlidir ve bir kızı vardır. Kızı Aylin Livaneli eğitimi ve yaptığı pek çok işten sonra müzik ile ilgilenmiş. 5 albüme imza atmıştır. Müziğe ara veren Aylin Livaneli şuan yurt dışında ekonomi üzerine eğitim almaktadır. Yayınlanmış 3 kitabı bulunmaktadır. Livaneli vejetaryendir. 19 Mayıs 1997 tarihinde, Ankara Hipodrom meydanında verdiği konsere 500.000 kişinin katılmasıyla Türkiye'nin en büyük konserini gerçekleştirme ünvanını kazanmıştır. Siyasi kariyeri Livaneli 1994 yerel seçimlerinde, Sosyaldemokrat Halkçı Parti'den İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'na aday oldu. Anavatan Partisi'nin adayı İlhan Kesici, Refah Partisi'nin adayı Recep Tayyip Erdoğan ve Doğru Yol Partisi'nin adayının Bedrettin Dalan olduğu çekişmeli seçim sürecinde oyların %20,30'unu alan Livaneli üçüncü geldi. Erdoğan ise %25,19'luk bir oranla Belediye Başkanı seçildi. Livaneli, 2002 genel seçimlerinde Cumhuriyet Halk Partisi'den İstanbul milletvekili seçildi. Partinin 13. Olağanüstü Kurultayı'nda yeter sayıda imza bulamadığı için genel başkan adayı olamadı ve parti yönetimini ağır şekilde suçlayarak istifa etti. Livaneli, istifasını açıklarken şunları söyledi: "CHP yönetimi, Atatürk'ün laik, devrimci, halkçı, çağdaş ve reformcu çizgisini 21. yüzyıla taşıyamadığı için ülkemizi içinden çıkılması güç bir siyasi karmaşaya sürükledi. Bu büyük tarihsel ve siyasi kaymayı engelleyebilmek ve CHP'yi özündeki devrimci, reformcu ilkelere tekrar kavuşturabilmek için, parti içinde her düzeyde büyük çaba harcadım. Ama ne yazık ki bu çabalar da diğerleri gibi sonuçsuz kaldı. Partideki muhalif fikir ve kişileri yok etme alışkanlığı, bu kurultaydan sonra da bir kıyıma dönüşerek devam ediyor. CHP içinde kalarak mücadele etme yolları artık tükendi. Parti, örneği görülmemiş bir şekilde antidemokratik ve oligarşik bir yapıya dönüştürüldü."