“Sevmeyenler, yaşamayanlardır. Onlar ölü ruhlardır. Her an toprağında taze hayat fışkıran tarlanın üzerine atılmış kuru kütüklerdir. Dünyamızın tadını onlar alamazlar, hayatın kudretini onlar bilemezler. Her kökünden bir inanış otu biten, her tarafına bir başka şevk saçılmış dünyamızda aşk ile inanışın terbiyesini en küçük yaştan itibaren almamış olan nesiller, bedbaht nesillerdir.”
Nurettin Topçu, Var Olmak, s. 24.
Yüreği olmak, vicdanı olmak demek; her gün ve her an ve her rüyada hüznü yaşamak demektir. Bu dünyada hüzün, sanki merhametin, asaletin kapısı. Dün öyleydi bugün de öyle...
Bu tatminsiz dünyada, sahip olmadan tatmin olmak için vicdanına her gün merhamet, akl-ı selim taşımak zorundasın. O vicdan; merhametle, akl-ı selimle bir an bile ayrılığa düşse şeytanın şeytanî iğvaları ile karşı karşıya gelmekte.