İlk defa okudum Bavul dergisini ve çok beğendim. Söyleşiler, tanıtımlar, denemeler, şiirler ve özellikle öyküleri büyük bir hazla okuduğumu söylemeliyim. Pek çok konuda yeni sanatçılar, edebiyatçılar, önemli ve toplumumuzda fazla bilinmeyen şahsiyetleri tanıyoruz dergiler sayesinde. Bavul Dergi de bu anlamda oldukça doyurucuydu. İçerik tasarımı ve illüstrasyonlar da oldukça hoşuma gitti. Belirtmek istediğim çok hoşuma giden içeriklerden de bahsetmek istiyorum: Evrim Kuran'dan "Cetvel", Arzu Erkan Yüce'den "Teselli", Ayşen Şahin'den "Asude Bir İnsan", Semiha Durak'tan "Yıkıntılar", Zehra Çelenk'ten "Dünyanın Sonuna Kadar", Doğuş Şahin'den "Bak çocukların gözlerine"
Şiir yorgunlukla yazılmaz. Kara bir sıkıntıyla nesneleri anlayamayız. İçimizden geçmeyen bir dünyanın müziği olmaz. Biri bize dokunmazsa ruhumuz ışıyamaz. Sözcükleri hayal gücümüzle büyütmezsek hayatla gönül bağımız kalmaz. İnsana inanmadan şiire inanamayız. Solgun bir gönülle ölümü bile arzu edemez insan. Sonu önceden bilinen sözün şiiri olmaz. Yaşlı bir zamanın tozunu yazıya düşürmemek gerek.